Kayıtlar

Aşk Halleri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gözlerinden akmakta olan yaşı silerken!

Resim
  “İyi olmak için bu son şansım.” dedi gözlerinden akmakta olan yaşları silerken. ” O bugüne kadar başıma gelmiş olan her şeyin tam tersi. Geçmişimi silebilmek için, her gün iyi biri olmaya çalışıyorum. Ama nasıl iyi ve yeni biri olacağımı bilmiyorum. Yeni bir stil öğrenen dansçı gibi beynimi sürekli buna şartlandırıyorum. İyi biri olmalısın diyorum kendime. Bunu öğrenmek zorundasın...” “Neden çıktın karşıma” dedi gözlerinden akmakta olan yaşları silerken.  “Hem de tam artık bir daha olmayacak dediğim bir zamanda. Sanki benim için bir test gibi! Korkuyorum! Bir kez daha geriye doğru kaymak istemiyorum. Sen benimleyken kendini rahatlatmak için beni kontrol etmek, benden daha fazlasını almak istedikçe ben kendimi bir kez daha tehdit altında hissediyorum. Her şeyi ardımda bırakıp kaçmak istiyorum. Korkuyorum...”

Bir tarafa kazandırıp, diğer tarafa kaybettirmeyen güçlü bir duygu!

Resim
  Yalnızlığının lüksü içinde yaşadığı çatı katındaki dairesinin camından, akşam karanlığının çökmekte olduğu şehire doğru baktı... Binaların yavaş yavaş yanan ışıklarının, şehrin sülietini oluşturmalarını izledi bir süre, keyifle. Sonra müzik setine doğru yöneldi. Son bir kaç gündür değişmeyen cd’yi bir kez daha kutusundan çıkartıp, cd çalara yerleştirdi ve sesini çok hafif açtı.  Odanın içine yayılmaya başlayan müziğin tınıları, onun kulaklarına ulaştığında büyük bir keyifle gözlerini kapadı. Çalan parçanın o inanılmaz güzellikteki giriş bölümü bitene kadar, sanki bestecisine karşı bir saygı duruşunda bulunurcasına, olduğu yerde hiç kıpırdamadan durdu ve dinledi… Parçanın giriş bölümünün sona ermesi ile birlikte, şehrin sülietine bakan koltuğuna oturdu. Çöken karanlıkla birlikte, binalardan kaldırımlara dökülmeye başlayan ışıkların altında, elele yürümekte olan çiftleri takip etti gözleri.  Yaşadıkları, yaşamakta oldukları aşkları, aşklarına yükledikleri anlamları düşünd...

Değişmek zor gelince zincirleri bile insana konforlu gelebilir.

Resim
Susuyordu...  Susuyor ve son dönemde yaşadıklarını düşünüyordu!  O susunca da, her zaman olduğu gibi içindeki o ses, onunla iletişime geçiyordu! “Daha ne istiyorsun ki?” dedi. “ Ne güzel işte! Tamamen özgürsün artık. Bundan sonra ne korkman gereken bir şey, ne de hesap vermen gereken biri var! ” Onun bu manidar sözlerinin ardından yüzünde acıyla karışık yarım bir gülümseme belirdi. Tam o anda da anılardan uçup gelen iki cümle beynine bir hançer gibi saplanıverdi. “ Birlikte olmamızı gerçekten çok istiyorsan, önce beynindeki bazı peşin hükümleri, tanımları, korkuları yıkman gerekiyor. Yoksa bir gün onlar bu ilişkiyi yıkacak... ”

Asla tekrarlanmaz. Yeniden yaşanır sandıkların!

Resim
  “Aşk” nedir? diye soruyorum.  “Hangisini soruyorsun?” diye soruma bir soru ile karşılık veriyor.  Sorusunu anlamadığımı fark edince de başlıyor bana ne demek istediğini açıklamaya; “Bence herkes için aşkın iki tanımı vardır. Biri benim aşk kelimesine yüklediğim tanım. Yani benim aşk üzerine zihnimde biriktirdiklerim, benim aşk’a dair sahip olduğum düşüncelerim. Diğeri ise gerçek aşk. Benim aşk kelimesine yüklediğim tanımın, zihnin de düşünce kirliliği yaratmaktan başka sana hiç bir faydası olmaz. Gerçek aşk içinse ben sana sadece şunu söyleyebilirim;

Büyük aşklar mı vardır yoksa aşklarını büyütebilen insanlar mı?

Resim
Ne tuhaf değil mi? İkimiz de duramıyoruz, sürekli zihnimize kayıt etmeden birbirimizi!  Zihnimizde biriktirmekten vazgeçemiyoruz, Paylaştığımız anları, anıları, birbirimizle ilgili hissettiklerimizi, düşüncelerimizi! Mutluluklarımızı kaydediyoruz. Tartışmalarımızı, öfkemizi kaydediyoruz. Neşemizi kaydediyoruz. Üzüntülerimizi, acımızı kaydediyoruz. Zamanla birbirimiz hakkında ne kadar çok şeyi imgeleştirip zihnimize yığıyoruz.

Beni ben olduğum için mi sevdin, beni ben olduğum için mi terk edeceksin?

Resim
  Azalmaya başlıyor bazen insanın içinde bir şeyler. Bizi bir araya getiren şeyler bizi birbirimizden ayırmaya başlıyor!  Ayrı ayrı yaşanmakta olan aynı macera,  Ayrı ayrı yaşanan iki maceraya dönüşüyor. Fiziksel olarak birlikte olsa da,  İnsan kendi içinde, kendine ait gizli, özgür bir dünya yaratıp orada yaşamaya başlıyor.  Geçmiş hiç bir zaman kendini tekrar ederek iyileşemiyor.  Hiç bir ilişki, biz kendimizi ortaya koyabilme yürekliliğini göstermeden ve gereğinde bazı şeyler için mücadele etmeden kendi kendine toparlanmıyor. Belki de, cesaretimiz olsa hayır diyeceğimiz bir tercihe, evet dememeyi öğrenmemiz gerekiyor.

Kendin olmadan bana bir daha bakma!

Resim
Çarşamba günü duruşması vardı. Üçüncü evliliği de, iki gün sonra artık kağıt üstünde de son bulacaktı.  Acaba eş seçimi konusunda neden başarılı olamıyordu? Son katıldığı grup terapisinde konuşulanlar aklına geldi!  Gerçekten de bilinçaltı veya hayatın çekim gücü:  Çocukluğunda duygusal olarak yoksun bırakılmış taraflarını görmesi, bu gerçekliği tekrar tekrar yaşarken çocuk aklıyla aldığı o kararları fark edip, yetişkin bilinciyle onları bugünde değiştirebilmesi için mi,  Onu sürekli benzer insanlara, benzer ilişkilere doğru mu çekiyordu?

Ya da öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?

Resim
Hadi söyle bana hayat! Beni nereye, kime doğru yaklaştırıyorsun? O kim ve şu an da nerede? Onunla karşılaştığımızda, ben acaba hangi ben olacağım? O zamana kadar gerçekte kim olduğumun ne kadarının farkına varmış, ne kadarını hayatıma yansıtmış olacağım? Sence biz, birbirimiz için doğru kişiler miyiz? Birbirimizin hayatında kalıcı mıyız, yoksa sadece mevsimlik miyiz? Acaba ne kadarını bana göstermeye cesaret edebilecek? Nelerini hep benden gizleyecek?

Neden beni seviyormuş gibi yaptın?

Resim
Kadının ağzından dökülen o cümlenin şokundaydı adam! Kadın onu terk ediyordu…  Hissediyordu aslında bir süredir kadının her geçen gün ondan biraz daha uzaklaştığını.  Yine de kısık sesiyle “Neden?” diye sordu. Ve kadın anlatmaya başladı…  “Her şey ilk… "  Cümlenin devamını getirmedi…, getirmek istemedi . Kurmaya başladığı cümlelerin içerdikleri detayların adam için anlamsızlığını fark etti. Sustu. Gözlerini kapadı ve derin bir nefes aldı. Bundan bir yıl önce yaşadıkları o şiddetli tartışma sonrası içinde yaşadığı o güçlü duygusal fırtınayı hatırladı. O gece onun için bir milat olmuş, o gece bazı kararlar almış ve kendi içsel yolculuğunu o gece başlatmıştı.  O günden sonra artık bir amacı vardı;  ‘Onu ilişkilerinde hep aynı sona taşıyan gerçeğin arkasında yatan neden'i bulmak.'

Zorlu bir itiraf anında, kendime ve sana karşı dürüst olmayı seçiyorum!

Resim
,, Senden özür diliyorum! İlişkimiz süresince sana veremediklerim için. Sana katılamadığım zamanlar,  Sana yaşattığım hayal kırıklıkları için. Bize dair, tamamlamam için yarım bıraktığın o cümlelerini tamamlamaya çabalamadığım için. Sohbetlerin etkisiz elemanı, karar anların çekimser oyu, sen bilirsin’lerin insanı olduğum için. Cesaretsizliğimi, ürkekliğimi, korkaklığımı senden gizleyip, güçlüymüş gibi görünebilmek adına, duygularımı yok sayıp kendimi senden uzak tuttuğum için.

O...

Resim
O, Senin gerçekte kim olduğunu keşfedebilmen, Sahip olduğun güçlü duyguları hissedebilme potansiyelini açığa çıkarabilmen için girer hikayene. Ama sen onu, kendinden kaçabilmek için istemişsen, düşlediğin biriyle savaşın olabilir sadece… O, Ona karşı olan davranışlarının, duygularının, ardında yatan asıl niyetlerini görebilmen, Nerelerine dikkat etmen, emek vermen gerektiğini anlayabilmen için girer hikayene. Ama sen onu sadece kendi mutluluğun, güvenliğin, rahatlığın yüzünden istemişsen. Onu, sorunlarını, belirsizliklerini, yetersizliklerini kapatma aracı olarak görmüşsen. Senin için, düşlediğin birinin ruhunda yarattığı bir sıkıntı olabilir sadece… Onu tanımadan, onunla yaşayacaklarının kararını vermişsen. Onu bir gereksinim olarak gördüğün ya da bir fikre dayandırdığın için istemişsen. O, senin için, düşlediğin biriyle çatışman olabilir sadece… İçsel hareketlerinin, dalgalanmalarının, onların nedenlerinin farkına varmadıkça, Düşünüş biçimini, yüreğinden geçenleri tam anlamadıkça, On...

Kendinden, kendi hayatından vazgeçeni, başka hayatlar alıp içine katmak ister mi?

Resim
Tam kapıdan dışarı çıkmak üzereyken durdu ve arkasından onu sessizce izlemekte olan adama baktı!   “Aslında sen de biliyorsun değil mi?” dedi. “Benden değişmemi, senin gibi olmamı sen istedin! Kabul et, ben sana benden ne istiyorsan onu verdim. Sen neysen, ben de o oldum. Kendimden vazgeçtim senin için, sildim kendimi ve en sonunda tamamen sana benzedim. Ama şimdi… Demek benden sıkıldın artık...! ”   Boğazında oluşan düğüm, ona sözlerini bitirmesi için izin vermedi. Kendini kapının dışına atıp kapıyı çekti. Merdivenleri koşar adımlarla inip, sokaktaki kalabalığın içine karıştı. Kalabalık onu nereye sürüklediyse, onlara karşı koymaksızın onlarla yürüdü. Karşısına çıkan ilk parka girdiğinde yağmur yeni başlamıştı. Yağmurun altında biraz olsun nefes alırken içinde bir ses yükseldi!   “Neden çıkmadan önce ona o sözleri söyleme ihtiyacı hissettin?”  Gerçekten neden o sözleri ona söyleme ihtiyacı hissetmişti? Ona neyi kanıtlamak istemişti ki?

Geçmişindeki ezberlediğin hangi sahneleri benimle de oynamak istiyorsun?

Resim
Kimim ben?  Nelerin toplamıyım? Geçmişim de, bilinç altımda neler gizli? İlişki dediğimiz şey birbirimize karşı oynadığımız bir oyun mu? Senin benim hikayemdeki rolün ne? Rolünü sen mi seçiyorsun? Yoksa ben mi karar veriyorum bu role? Neler geçiyor aklından beni gördüğünde? Zihnindeki hangi düşüncelerle süzüyor, biçimlendiriyor, tanımlıyorsun beni?

Aşk istediği zaman geri dönebilir miydi?

Resim
Kapının çalan zilini duyunca seslendi mutfaktan, elindeki poşetleri mutfak masanın üzerine bırakırken.  - Geliyoruuuuuum... Az önce siparişlerini getiren marketin çırağının yine ona para üstünü vermediğini hatırladı.  - Yine unuttun değil mi bana para üstünü vermeyi? Gülümseyerek açtı kapıyı.  Kapıyı açmasıyla birlikte, onu karşısında görünce kala kaldı kapının önünde. İnanamadı, inanmak istemedi onu karşısında gördüğüne. Bilemedi o an da ellerini nereye koyacağını… Bilemedi o an da hangi tarafa doğru bakacağını… İki eli de fazla geldi ona. Sol eli kapının pervazına tutunmaya çalışırken, sağ eli önce yanağında sonra alnına doğru dökülen saçlarında dolaştı amaçsız, şaşkın bir halde! Bakışları kah yere kaydı, kah onun gözlerine takıldı. Yaşadığı şokun içinde hapsoldu kaldı bir süre kapının önünde, sessizce…. - Neden geldin?

Geleceğin kıyısından dönüyordu hep!

Resim
  “Yüreğimde bir enkazın altında sıkışmış bir duygu, yıllar sonra yeniden baş veriyor! Bunca yıldan sonra, birini düşündüğümde ilk defa onunla birlikte bir gelecek hissediyorum. Düşüncelerim, duygularım birbirinden ayrılmıyor. Bedenim yıllar sonra ruhumun üzerinden bir ipek gibi yavaşça kayıyor. Yıllardır özenle içimde sakladığım ruhu tüm çıplaklığıyla ortada bırakıyor. Ruhum yıllar sonra yeniden huzurla tanışıyor. Ve ben…  Bu defa, geçmişe ait hiç bir acının, anının onu yaşamama engel olmasına izin vermiyorum. Onunla yaşayacaklarımın sonunda, beni neyin beklediğini sorgulamıyorum. Bu defa yaşayacaklarımdan korkmuyor, sonuna kadar gitmek istiyorum. Sonu ne olursa olsun, onunla yaşadıklarımı seveceğimi, anlamlarını hayatım boyunca değiştirmek istemeyeceğimi hissediyorum…”

Onunla aynı hatayı paylaştığını fark etmiyor musun?

Resim
O, sürekli sorumluluklarından kaçıyor! Sen ise, bütün sorumlulukları hiç düşünmeden üzerine alıyorsun… O, hiç bir zorluğa tahammül etmek istemiyor! Sen ise, her şeye tahammül etmeye hep hazırsın… O, duygularına ne pahasına olursa olsun pay tanıyor! Sen ise, duygularını her yaşadığın sorunda feda etmekten kaçınmıyorsun… O, bencil olduğu için düşünmüyor! Sen ise, kötü olduğuna inandığın düşünceleri sürekli kafandan kovuyorsun... Onunla aynı hatayı paylaştığını hiç fark etmiyor musun? Aynı hatayı senin daha soylu bir şekilde işlemen neyi değiştirir ki?

Ona yüklediğin anlam, belki de senin ona ihtiyacın kadardır!

Resim
Sana yaşattıklarımdan dolayı belki hala canın yanıyor. Belki de artık benden nefret ediyorsun! Kendi kendime düşünüyorum da! Ben gerçekten bunu mu hak ediyorum? Lütfen kabul et! Ben senin hayatına izinsiz girmedim. Girmeme, hayatında bir süre konaklamama sen müsaade ettin. Sen de, bu ilişkide payına düşecek ne varsa benimle birlikte yaşamayı seçtin. Yaşadın.  Yaşattın. Keşfettin. Keşfettirdin.

Sana gereksinimi olmaksızın seninle birlikte olmayı seçen.

Resim
Birlikte, Ama aynı zamanda da bir başına. Biz, Ama “sen” ve “ben” de, her daim içinde. Kalabalığın ortasında, Ama yalnızca "sen" inle.

Her aşkın tanımı kendi içinde saklıdır.

Resim
Aşk tanımsızdır.  Tanımladığında artık aşk olmaz! “Aşk nedir?”  Diye soruyorum. “Bence bunu düşünmemelisin.” diyor. Eğer zihnini aşk’a dair düşüncelerle doldurursan, sürekli o düşüncelerin oluşturduğu bariyerlere takılır gerçek aşka ulaşamazsın.  Aşk nedir? diye düşünmek, zihnin arşivinden, aşka dair seçtiklerini ya da reddettiklerini cümlelere dönüştürmektir.

Her ayrılık hoş bir vedayı hak eder!

Resim
  Önce sözleriyle, bakışlarıyla mahkum etmeye başlar seni. Ardından yargılanmaya, dışlanmaya, yok saymaya başladığını hissedersin.   Sen nerede, neyi yanlış yaptığını anlamak için kendi kendine çabalarken. O, cümleleriyle her gün daha fazla ezmeye, küçümsemeye devam eder seni. Onun için sanki hiç sevmediği bir yabancıymışsın gibi. Yaptığı her hamleyle, sana hiç bir seçenek bırakmadan, hızla kaçınılmaz bir sona doğru taşır ilişkinizi.