Kayıtlar

Kendimle sohbet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Her şeyin başlangıcından önce ve bitiminden sonra da hep var olan. Ne doğumu ne de ölümü olmayan...

Resim
“Kendimi fark etmek istiyorum yardım et bana.” dedim. “Eğer gerçekten kendine ulaşmak istiyorsan başkasının ayaklarına ihtiyacın yok.” dedi. "Sadece kabul et kendini. Kendinle kal... Arzunla kal... Özleminle kal... Acınla kal... Neyi hissediyorsan, neyi yaşıyorsan onunla kal... Kabullen onu... O zaman onun içinde birinin olduğunu fark edeceksin Her zaman kolayca ulaşabileceğin, sana çok yakın, tüm sorularına cevap verebilecek birini. “ KENDİNİ ” 13 Kasım 2011 Haşim Arıkan Fotograf: The Curious Case of Benjamin Button

Hatırlamaya uyanmak...

Resim
Öğlen yemeğimizi yedikten sonra birlikte Nero’ya kahve içmeye çıkıyoruz onunla. Kahvesinden bir yudum aldıktan sonra, gözlerini her zaman yaptığı gibi camdan dışarıya, uzaklara doğru daldırarak başlıyor yine zihninde dolanan düşünceleri cümleleştirip birbiri ardı ardına sıralamaya. “Sana bir soru.” diyor, “Sence biz insanlar neden dünyaya geliyoruz? Birbirimize benzemek için mi? Hepimiz aynı olmak için mi? Neden sadece hepimizin inandığı şeyler gerçek? Bizim inandığımız, başkaları tarafından onaylanmamış şeyler neden gerçek dışı? Biz insanlar ya kendi zihnimizin ürettikleriyle yaşarız ya da başkalarının zihnimizde yarattıklarıyla. Kendi zihnini kullanarak yaşayanlar kendini mutlu eder. Başkalarının zihninde yarattıklarıyla yaşayanlar ise başkalarını. Bir çoğumuz pek fark edemese de hepimizin içinde derinlerde bir yerde hep spiritüel bir varlık olmanın mücadelesi var. İçimizde derinlerde var olan bilge zaman zaman bize kendini hissettiriyor. Ama sadece bir kısmımız toplum bilincini kı...

Detaylar üzerine fazla kafa yorarsan, esas mevzunun kendisini kaybedersin...

Resim
“Aklım karmakarışık.” diyorum. “Beynimin içi soru kazanı gibi, aradığım cevapları bulamadığım gibi, yaşadıklarımdan da pek bir şey anlayamıyorum.” “Sana bir sır vereyim mi?” diyor. “ Eğer sürekli birşeyi arıyorsan gözün aradığın şeyden başka hiç bir şeyi görmez. Bundan dolayı da bulmayı beceremezsin. Dışarıdan hiç birşeyi alıp kendine katamazsın. Çünkü aklın aradığı şeye takılmış kalmıştır. Onun büyüsü seni sarıp sarmalamıştır. Oysa bulmak özgür olmak demektir. Aklın hiç bir şeyin peşinde değilken, hiç bir şey anımsamaz, hiç bir şeye direnmezken, zihnin gerçekten dingin, sessiz ve özgür olur ve sende aradıklarını rahatça bulabilirsin.” 23 Ekim 2010 Haşim Arıkan

Yoksa tek amacı beni öldürmek olan bir oyunu mu oynuyorum...

Resim
Yalnız olduğum geceleri düşünüyorum Sadece kalp atışlarımın sahitliğinde, ruhumun derinliklerinde hissettiklerimi. O anlarda kendime sorduğum sayısız soruyu. Her sorunun, bir sonraki soruyu doğuran cevabını. Bildiğimi düşündüğüm şeyleri nasıl bilebildiğimi. Karşıma çıkan herhangi bir şeye nasıl inandığımı. Hayatın anlamına düşünüyorum. Bir hayat nasıl yaşanırsa layıkıyla yaşanmış sayılacağını. Hayatın keşke ile başlayan cümlelere hiç ihtiyaç duymadan nasıl yaşanacağını. Yaşamın her anında ister istemez yapmak zorunda olduğum seçimleri. Hangi seçimlerin amaçlarımı gerçekleştirmeme yardım ettiğini , hangi seçimlerin beni amaçlarımdan uzaklaştırdığını. Benim onları neden seçtiğimi. Duyguları düşünüyorum. Nasıl tatmin edilebileceklerini. Sevginin nasıl yaşanacağını. Korkuların nasıl kabullenileceğini. Acının, yalnızlığın, nasıl sahiplenileceğini. Acıdan, yalnızlıktan hiç pişmanlık duymadan nasıl ayrılınabileceğini. Yüreğinde ince bir sızı duymadan onlarla nasıl vedalaşılabileceğini. Yapabi...

Belki de hayatın çekim gücü seni olman gereken yöne doğru çekiyordur, sen ona ne kadar dirensen de…

Resim
Yine dinlemekte olduğum parçanın, insana kendini sorgulatan sözlerine kendimi kaptırıp düşüncelere daldığım an da gelip buluyor beni. “Nasıl düşüneceğini değil, ne düşüneceğini öğreten bir eğitim sisteminin ürünüsün sen.” diyerek başlıyor her zamanki gibi sükunetle anlatmaya. “Bu sistemde öncelikle sana aktarılan verileri ezberlemen gerekir. Ne düşüneceğine dair her türlü bilgiye sahip olursun böylece. Ama o bilgiler sana nasıl düşüneceğinle ilgili hiç bir şey öğretmez. Hayat, o bilgilerin sende yarattığı yanılsamalarla akıp giderken, bir gün, içinde güçlü bir ses yükselmeye başlar. Seni, bir şeyi gerçekleştirmek, bir şeyi başarmak, bir katkıda bulunmak için çağırmaya başlar sürekli. O sesi duymaya başladığın an, hayatın anlam safhasına gelmişsin demektir. Bu çağrı yalnızca senin hissedebileceğin, senden başka hiç kimsenin sana anlatamayacağı bir şeydir. Düşünmeye başlarsın hayata geliş amacının ne olduğunu, senin kim olduğunu. Neyi gerçekleştireceğini, evrenin o mükemmel kurgu...

Ancak o zaman...

Resim
“Kendini bilmelisin” diye yavaşça fısıldıyor kulağıma. Bana, benim yakınlığımda. Bunu duyunca bir sürü soru uçuşmaya başlıyor beynimde. Kendim, yaşadıklarım ve hayat hakkında. Bunu görünce, “Zihnini çok fazla düşüncelerle meşgul edip, kendi özündeki koşullanmamış özgürlük ile bağını kopartmamalısın.” Diyerek başlıyor sükunetle cümlelerini ardarda sıralamaya. “Sen de sen olmayanları ayıklarak, zihnini yıllardır biriktirdiğin çöplerden kurtararak başlayabilirsin kendin için bir şeyler yapmaya. Eğer, içinde daha derinlere ulaşmak, içindeki zenginliklerle tanışmak istiyorsan, kendin için daha fazla çaba harcamalısın. Daha fazla sen olabilmek istiyorsan sorgulamalarına bütün zihninle, kalbinle, tüm varlığınla katılmalısın. İçinde yaşadığın oluşturulmuş düzen tarafından derinden koşullandırılmış zihnini dağıtmalı, kendi özünün anlık koşullandırmalarını yaşamaya çalışmalısın. Ancak o zaman tedavi edebilirsin yılların ve içinde yaşadığın düzenin sende oluşturduğu hasarları. Anc...

İçimde bir garip filozof!

Resim
Düşünüyorum. “ Acaba beynimde barınan hangi düşünceler gerçekten benim düşüncelerim olabilir.” diye. "Acaba hangilerini gerçekten ben ürettim? Hangilerini geçmişten miras olarak devraldım?” Her zaman yaptığı gibi yine ansızın ortaya çıkıp gülmeye başlıyor bana. “Onların hiçbiri senin düşüncen değil. ” diyor ve devam ediyor anlatmaya. “Böyle bir şey söz konusu olamaz zaten. Düşünce dediğin şey çevrendeki insanların sana yaptıkları etkilerin toplamından başka bir şey değildir. Bu yüzden de hiç kimse yeni fikir üretemez. Herkes sosyal atmosfer içinde ancak çevresinden topladıklarını yansıtabilir çevresindekilere. Aslında düşünce denilen şey bir nevi hırsızlıktır. Toplumun malı olan fikirleri toplumdan çalıp, biriktirir sonra da yeni bir kurguyla sanki seninmiş gibi satmaya çalışırsın başkalarına.” Her zaman yaptığımı yapıp, gülümseyerek ona sevgilerimi sunuyor ve susuyorum. Onun ne zaman içime kaçtığını, ne zamandan beri orada yaşadığını, onu nelerle besleyip, eğiterek! nasıl bu hal...

İlişkiler ve düşünceler...

Resim
Diyorum ki; Hayatımı artık hiç bir şey düşünmeksizin yaşamak istiyorum… Diyor ki; İnsan düşünmeden yaşayamaz! Yaşamak “ilişkiler ve -onlara dair- düşünceler" dir. İnsan olmayı seçip, ruhunun üzerine bu bedeni giydiğin gün bu gerçeği de kabul etmişsin demektir. Doğmak, ilişkilere ilk adımı atmaktır. İlişkilerse düşünmek. Düşünmek, hissettiklerini tanımlamaktır. Tanımlarınsa, Sevgidir. Acıdır, Özlemdir.. Öfkedir. Nefrettir. Aşktır. Korkudur. Mutluluktur.... ....... .... Diyorum ki; Ben yoruldum artık yaşamaktan, yaşadıklarımdan. Diyor ki; İnsanı yoran, bitmeyen tekrarlardır. Oysa yaşamak, hiç durmadan ileriye yürümektir. İleriye yürümek, sana yeni ilişkileri getirir. Yeni ilişkilerse, yeni düşünceler için sana yeni bir şans verir Yeni düşünceler ise sana daha önce yaşadıklarını bile farklı hissettirir. Yaşanan bu değişim; Kimilerine göre kendini red etmektir. Kimilerine göre ise kendini keşfetmek. Kolay olan, Bu değişimi red edip, zihnindeki dü...