29 Mart 2026

Düşünüyorum. Kendimi sırf ben olduğum için sevebildiğimi...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendimle yalnız kalmaya… 
Her şeyden, herkesten biraz uzaklaşmaya… 
Çatışmadan, çekişmeden, yargılamadan kendimle konuşmaya, kendimi anlamaya çalışmaya… 

Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe… 
Ruhumu, yüreğimi, bedenimi yeniden dengelemeye… 
İçimde biriken geçmişin tortularıyla vedalaşırken, yüreğimin yeninin coşkusu, heyecanı ile titremesine… 

Güçlü, cesur görünmeye çalışmak yerine, kendimi güçlü ve cesur hissedebilmeye… 
Rol yapmaktan gerçekten var olmaya geçebilmeye… 

1 Mart 2026

Kendini sadece mutluluk yoluyla öğrenemez ki insan!


Düşündün mü hiç?

Adına “Hayat” denilen büyük armağanın sana neden verildiğini!
Dünya sahnesine inip, bu bedeni üzerine neden giydiğini!
Sana da bir rol verilen bu muhteşem sahnede, kimlerin hayatına dokunmak, hangi yolları izlemek, neleri gerçekleştirmek, varlığınla, eylemlerinle, sevginle nelere anlam, değer katmak için seçildiğini!

Sahnede var olduğun sürece sen de herkes gibi hiç durmadan ileriye doğru yürüyeceksin.
Ve kendini sürekli yol ayırımlarında, bir seçim yapmak zorunda bulacaksın.
Seçtiğin yollar her zaman kısa ve kolay olmayacak. Mutlu bir hedefe varamayan yollar, seni daha fazla yoracak.

Hayatını esas şekillendirenlerse, hiç hesapta yokken kendini ansızın bulduğun yol ayırımları ve bu yol ayırımlarında yaptığın seçimlerin olacak.

Sahnedeki rol arkadaşların da sana, tıpkı senin gibi, ancak kendinde olanı verebilecek.
Herkes gibi, sen de insan olmanın bütün hallerini içinde taşıyacaksın.
Herkes gibi, sen de ne tam günahkar ne de tamamen günahsız olacaksın.