Kayıtlar

Eylül, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kadere inanır mısın?

Resim
Kadere inanır mısın? Peki ya eline bir fırsat daha geçse, kaderini değiştirilebileceğine? Sana bir şans daha verseler, gerçekten kaderini değiştirebilir misin? Sence yapmış olduğun seçimleri değiştirdiğinde, kaderinle birlikte duygu doğan da değişir mi? O zaman acı çekmeden, öfkelenmeden, üzülmeden, korkmadan yaşayabilir misin? Yapacağın farklı seçimler, belki seni, farklı insanlara, farklı mekanlara, farklı ilişkilere, şu ankinden daha farklı bir yaşama götürür. Ama kaderini değiştirmekle, beynindeki düşüncelerin sana yaşattığı duyguları asla değiştiremezsin. Kimbilir belki bir gün sen de topu hep kadere atmaktan, sürekli onunla uğraşmaktan vazgeçersin. Hayatında neler olacağına müdahale etme arzundan vazgeçip, hayatının nasıl olduğuna karar vermeyi tercih edersin. Düşüncelerin mi, yaşadıklarının bir sonucu, yoksa şimdini, yarınını, dününü, duygularını düşüncelerinle sen mi yaratıyorsun fark edersin... Sen, yaşadıklarının sonucu musun, yoksa onların sebebi misin gerçeği kendi gözleri...

Öteki sen!

Senin de kuralların var değil mi? Senin de beyninde, kendine dair oluşturduğun imajlar... Nasıl olman, nasıl yaşaman, nasıl davranman gerektiğine dair. Peki ya sen! Hani o, yalnız olduğun zamanlarda, kendini rahat hissettiğin ortamlarda, ortaya çıkmasına izin verdiğin öteki sen ! O, ne düşünüyor bu konuda? Acaba hangi ipuçlarını yolluyor sana? Onu belki bir gün anlarsın umuduyla! Hadi..., kapat gözlerini hissetmeye çalış yaşadığın o anları bir kez daha. Hatırla… Kendine, öteki sen olmak için izin verdiğin o anlardan aldığın hazzı. O anlarda içinde kabaran o coşkun enerji ile yaşadıklarını ve yaşattıklarını. Özgürce attığın o keyif dolu kahkahaları.Tüm farkındalığın sadece yaşadığın anda olduğu için; o anlarındaki dokunuşlardan aldığın o yoğun hazzı, o anlarındaki keyifli bakışlarda gördüğün o ışıltıları, o anlarda duyguların nasıl kuralsız ve imajsız içinden taşıp, ortalıkta keyifle dolaştığını. Hayatını her zaman öteki sen olarak yaşayamamana sebep, o içindeki korkular değil mi? San...

Hatırlamaya uyanmak...

Resim
Korkuyorsun! Çünkü yavaş yavaş kendini hatırlıyorsun. Zaman içinde o kadar çok uzaklaştırıldın ki kendinden, kendinle yeniden karşılaşmak heyecanlandırıyor seni. İçine baktığında nasıl bir şeyle karşılacağını net hatırlayamamaksa korkutuyor. Uyanıyorsun! Kendi gerçeğine uyanıyorsun. Kendi doğanı yeniden keşfediyorsun. Aradığın herşeyin aslında senin içinde hep var olduğunu anlıyorsun. Ama önce bildiğin seni unutman gerekiyor. Fark ediyorsun! Bugüne kadar sana öğretilenlerden daha farklı şeyler hissettiğini fark ediyorsun. Bugüne kadar sana anlatılmış olanlar artık seni tatmin etmiyor. Kendini fark ediyorsun. O sürekli kaçtığın karanlık yanının da, aydınlık yanın gibi yine sen olduğunu. Bugüne kadar hep dışarıda bıraktıklarının da aslında sana dahil olduğunu. Birşeyleri dışarıda bırakarak, bir tarafını yok sayarak sen olamayacağını fark ediyorsun. Öğreniyorsun! Kendinle olabilmeyi öğreniyorsun. Kendinle başbaşa kalabilmeyi, kendinle konuşabilmeyi, kendine anla...

En sonunda sakinleşip ruhunu yavaş, yavaş soymaya başladığında...

İnsanın ileride sahip olacağı herşeyin aslında içinde hep var olduğunu hissedememesi ne tuhaf değil mi? Yeni doğan bir çocuğun - bir yaşlıyı, günahların - bağışlanmayı, kötünün – iyiyi, doğumun - ölümü içinde taşıması gibi. Kimbilir, belki de böylesi en iyisi... Biliyor musun? Senin, kendini benim gözlerimle görebilmeni o kadar çok isterdim ki... Senin sahip olmadığını düşündüklerine sahip olan, senin isteyipte yapamadıklarını yapan kişilerden, daha kötü olmadığını, senin başkalarından daha az olamayacağın gibi, başkalarının da senden daha iyi olmayacağını anlayabilmeni. Korkuların yüzünden arzularını, duygularını sürekli içine hapsetmek yerine onları serbest bırakıp, onların bir nehir gibi üzerinden akıp gitmelerine izin verebilmeni. Yaşadıkların içinden hızla boşalırken, yenilerinin de aynı hızla içini doldurduğunu keyifle hissedebilmeni... Herkes gibi kendini hayatın akışına kaptırıp, sadece hayatta kalmaya çalışmak yerine hayatı gerçekten yaşamak istemeni çok isterdim. Kendini her...