Kayıtlar

Düşündün mü? etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bugün, mevcudiyetini sağlayan hakikatlerin farkındalığıyla...

“Bir insan kendi haysiyetini sokağa atarsa, kabahat onun üzerine basıp geçende midir? Yoksa onu sokağa atanda mıdır?” diye bir soru sorsam, ne cevap verirdiniz bana? Eğer insan kendi onuruna sahip çıkmıyorsa, başkaları onun yerine sahip çıkabilir mi? Peki milletler açısından bakınca farklı mıdır durum? " Türkiye Cumhuriyeti" nin sonsuza kadar var olması, sahip olduğu değerlerin korunması ve yükseltilmesi için Türk milleti kendisi bir şey yapmazsa, başkaları onların yerine yapar mı? Düşünüyorum, acaba bizler; “Türkiye Cumhuriyeti’nin, Demokratik bir Cumhuriyet olarak ilelebet payidar kalmasını sağlamak için -en azından kendimize - dürüstçe bir söz verebiliyor muyuz! Vereceğimiz bu sözün altına, " bugün bu ülkede mevcudiyetimizi sağlayan hakikatlerin farkındalığıyla"  bütün inancımızla,  imzamızı atabiliyor muyuz? 3 Kasım 2009 - 27 Ekim 2012 Haşim Arıkan 

Asla kaybedilmeyen. Senden alınamaz, sana verilemez olan!

İhtiyacın olan şey gerçekten de, hayatı senin için yorumlayacak bir guru, bir öğretmen mi? Zihnini zapt eden, sınırlayan, bir inanç, bir felsefe mi? Yoksa araştırabilen, keşfedebilen, yaratıcı, özgür bir zihin mi? Acıyı çeken senken, Mutsuz olan senken, Doğumun, ölümün, hayatın anlamını öğrenmek, kim olduğunu keşfetmek isteyen senken, Kendine ait bir hikayesi olan, mutlu ve yaratıcı bir insan olmak yerine, ezberci bir makina olmayı, ikinci el bir yaşamı tercih etmek neden? Kendi kendinin ışığı olmayı red etmen, kendi ışığına güvenememen neden? Neden kendinin hem ustası hem çırağı olmayı bir türlü kabullenmemen? Öğreten, sana sadece kendi söylemek istediklerini iletebilecekken, neden kendi kendine öğrenmenin sınırsızlığından, heyecanından vazgeçmen. Yoksa hayatı araştırmayı, keşfetmeyi, anlamayı bırakmış olman mı esas neden? Hem de aradığın herşey, bütün dünya, sen de saklıyken. Bilmelisin ki; Sen nasıl bakacağını, nasıl öğreneceğini bilirsen, Anahtar senin elinde,...

Tuhaf bir bilmece?

Resim
Dünya insanın zihninde, İnsan dünyanın içinde, "Dünya, insanın zihnindeki dünyanın içindeki insanın zihninde........." diye başladığın cümle, acaba bir yerde son bulabilir mi düşününce? 13.01.2011 Haşim Arıkan Fotograf: Tell tale

Yaşamınızdaki en harika an hangi an’dır?

Resim
Düşündünüz mü hiç? Yaşamınızdaki en harika an hangi "an" dır? Gelecekteki hayatınıza, size ve çevrenizdekilere en büyük etkiyi yapan "an"! Geleceğiniz için en harika sonuçları taşıyan "an"! Kararını sizin verdiğiniz an değil midir? 17 Kasım 2010 Haşim Arıkan Fotograf: Forrest Gump

Düşünce gölgeleri…

Resim
Düşündün mü hiç, acaba hangisi daha çok korkutuyor seni? En zayıf yönlerinin başkaları tarafından fark edilmesi mi? Yoksa tamamen olduğun gibi görünmek mi? Aslında ikisi arasında pek de fark yok değil mi? İnsan korkuları sayesinde, kendini imajların arkasına saklamakta zamanla nasıl da ustalaşıyor. Tuhaf olan ise insanın bir taraftan mutlu olmayı, sevilmeyi arzulayıp, diğer taraftan korkuları yüzünden hayatı, hissedilmeden, el sürülmeden, sevgi ihtiyacını belli etmeden yaşamak istemesi. Bir yandan düşleyip öte yandan bağımlı olmayı seçmesi. Zaman içinde kendinin yargıcı, gardiyanı ve celladına dönüşmesi. Bizi bu noktaya taşıyan ise, olduğumuz gibi göründüğümüzde sevilmeyeceğimiz, red edileceğimiz endişesi. Neticede bizler aslında diğer insanların hakkımızda düşündükleriyiz değil mi! Yeterince iyi olmadığımız için, asla almamalıyız gerçekte kim olduğumuzu belli ederek yaşama riskini! Söyler misin? Seninde kendini bildiğin günden başlayarak, beynine itinayla bu düşünce...

Ardında hayat bulamadan yok olmaya mahkum ettiğin sen olabilme ihtimalleri...

Resim
Az önce yapmış olduğu tercihle, hayat bulma şansı tanımadan ardında yok olmaya mahkum bıraktığı diğer ihtimallere baktı. Acaba bugüne kadar ardında böyle kaç tane, o olabilme ihtimalini hiç doğmadan ölüme mahkum bırakmıştı. Acaba hayat bugüne kadar kaç tane farklı o olabilme ihtimalini, seçmesi için onun karşısına çıkarmıştı. Her anın insana sadece bir sonraki anın seçeneğini sunduğunu düşününce ihtimaller denizinde bir anda kayboldu. Bu kadar çok seçenek arasında yaptığı tercihlerle hayatını, kendini adım adım inşa ederken peki kader denilen şey hangi seçeneğin ardındaydı. Her ihtimalin ardında insanı bekleyen farklı farklı kaderler mi vardı. Yoksa insanın mutlak kaderi yaptığı seçimlerle kendi kaderini yaratması mıydı? 28 Ekim 2010 Haşim Arıkan Fotograf: The Lovely Bones

Her an, sana sadece bir sonraki anın seçeneklerini gösterirken, sen daha sonraki anlarında neler olabileceğini nasıl bilebiliyorsun?

Resim
Genellikle nerende oluyor? Seni suçlayıp, sana kızarken. Sana, yine yapamadığın, mükemmel olanı yine gerçekleştiremediğin için avaz avaz bağırırken. Seni bir kez daha, seni üzen, endişelendiren, sana acı veren o an’a tekrar geri iterken. Ne tuhaf değil mi? Sadece senin duyabildiğin, aynı bedeni giydiğin, o sesin sana hissettirdikleri! Sende yarattığı bu etki! Ona ne kadar kızsan da, onu ne kadar acımasız bulsan da, kendini yine de her seferinde onun sözlerine kaptırıyorsun değil mi? Sana avaz avaz bağırarak söylediği o sözlerle birlikte ruhun, geri dönüp değiştiremeyeceğin, artık düzeltemeyeceğin şeylerin acısıyla, üzüntüsüyle tekrar tekrar yanıp kavruluyor değil mi? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar onun sana yanlış, hatalısın dediği şeyler gerçekten de senin için hep yanlış ve hatalı mıydı? Yaptığın yada yapamadığın şeylerden dolayı, yanlış yada hatalı olduğunu gösteren kesin, tartışmasız bir kanıt ortada gerçekten var mıydı? Yoksa o yaşadıkların zaman içinde senin için farklı anlamlar ...

Belki de hayatın çekim gücü seni olman gereken yöne doğru çekiyordur, sen ona ne kadar dirensen de…

Resim
Yine dinlemekte olduğum parçanın, insana kendini sorgulatan sözlerine kendimi kaptırıp düşüncelere daldığım an da gelip buluyor beni. “Nasıl düşüneceğini değil, ne düşüneceğini öğreten bir eğitim sisteminin ürünüsün sen.” diyerek başlıyor her zamanki gibi sükunetle anlatmaya. “Bu sistemde öncelikle sana aktarılan verileri ezberlemen gerekir. Ne düşüneceğine dair her türlü bilgiye sahip olursun böylece. Ama o bilgiler sana nasıl düşüneceğinle ilgili hiç bir şey öğretmez. Hayat, o bilgilerin sende yarattığı yanılsamalarla akıp giderken, bir gün, içinde güçlü bir ses yükselmeye başlar. Seni, bir şeyi gerçekleştirmek, bir şeyi başarmak, bir katkıda bulunmak için çağırmaya başlar sürekli. O sesi duymaya başladığın an, hayatın anlam safhasına gelmişsin demektir. Bu çağrı yalnızca senin hissedebileceğin, senden başka hiç kimsenin sana anlatamayacağı bir şeydir. Düşünmeye başlarsın hayata geliş amacının ne olduğunu, senin kim olduğunu. Neyi gerçekleştireceğini, evrenin o mükemmel kurgu...

Sözcükler, sen onların gerçekliğinin farkına varana kadar senin için çok az şey ifade eder…

Resim
Korkuyor musun? İçinde hapsolduğun, hücre parmaklıkları olmayan, kapısında kilidi bulunmayan bu hapishaneden kaçıp kurtulmaktan. Düşüncelerini değiştirdiğinde seçeneklerinin değişmesi mi korkutuyor seni? Yoksa seçeneklerini değiştirdiğinde hayatının değişmesi mi! Hiç birine tutunamadığın iki dünya arasında bir sarkaç gibi sürekli gidip gelmek mi sence en iyisi? Bir içindeki dünyaya, bir dışarıdaki dünyaya... Düşündün mü hiç? İnsan sürekli geçmişin beyninde bıraktığı ayak izlerini takip ederek farklı bir geleceğe ulaşabilir mi? Otomatikleşmiş, önceden kolaylıkla tahmin edilebilir duyguları ve düşünceleriyle "ben hayatı dolu dolu, dibine kadar yaşadım/yaşıyorum" diyebilir mi? Söyler misin? Her gün aynı duyguları tekrar, tekrar deneyimleyip, seçim yapma yetini her gün biraz daha yitirirken, arzuladığın şeylere ulaşabilir misin? Bağımlılıkların yüzünden, bir türlü sona erdiremediğin ilişkilerle, isteyipte yapamadığın tercihlerle yaşamaya devam ederken "ben mutluyum" di...

Hayat dediğin şey, gerçekliğin olası zaman dilimleridir. Sen içlerinden birini seçene kadar…

Resim
Düşündün mü hiç? Enerjini daha çok hangisi için harcıyorsun? İstediklerini gerçekleştirebilmek için mi? İstemediklerini kendinden uzak tutabilmek için mi? Tatiller sence neden mutlu ediyor acaba seni? Sana sürekli ertelediklerini, isteklerini gerçekleştirme şansı verdiği için mi? Katlandıklarından, tolere ettiklerinden seni uzaklaştırdığı için mi? Zaman zaman aklına takıldığı oluyor mu hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığı. Nereye doğru gitmekte olduğun. Bu hayatın ne için yaşandığı. Sorguyor musun hiç kendi kendine? Gerçeklerin neden senin hayallerine bir türlü uymadığını. Yaşamının bir yerinde birşeylerin hiç değişip değişmediğini. Görüşünü bulanıklaştıran anılarının hangileri olduğunu. Ara sıra yoğun bir istek hissediyor musun içinde? Bağımlılıkların müdahalesi olmadan, nefret olmadan, sınama olmadan, kalbini gerçek duyguların enerjisine açmak için. Bedenini gerilimden arındırmak için. Düşüncelerinin beyninde ateşlediği fırtınadan kendini kurtarıp;...

Memnun musun hayatından?

Resim
Farkında mısın? Sen de herkes gibi varlığınla dünya için her gün yeni gerçekler üretiyor, gerçeğin sonuçlarını yaratıyorsun. Tüm eylemlerin, düşüncelerin, duyguların senden ayrılıp dünyanın bir gerçeği haline dönüşüyor. Hafızalara yerleşiyor. Hafızaların aynasından yaşananlara yansıyor. Her kelimen, her davranışın, düşüncenin bir aracı, dünyada oluşan bilginin bir kaynağı. Söyler misin, gerçekten memnun musun hayatından? Yaşadığın hayatla bazı şeylerin mümkün olabileceği konusunda dünyayı cesaretlendirebiliyor musun? Ürettiğin yeni gerçekliklerle, dünyaya temiz bir havadan, yeni bir soluk getirebiliyor musun? Tekrarlarla değil, farklı gerçeklerinle dünyayı neşelendirebiliyor musun? Sözün özü dostum; “Hayat adı altında” dünyaya imzanı atman için sana sunulan şansı, sen iyi değerlendirebiliyor musun? 29 Kasım 2009 Haşim Arıkan Fotoğraf : T hree colors blue

Sence sebep hangisi?

Resim
Düşündün mü hiç? Okumak için hangi yazarları,  kimlerin yazıları, kitaplarını tercih ediyorsun? En çok kimlerle sohbet etmek keyif veriyor sana? Kimlerin söylediklerini önemsiyorsun? Kimlerin düşünceleri daha değerli senin için? Düşündün mü hiç bunların nedenini? Neden özellikle onları tercih ettiğini? Neden onların düşüncelerine, söylediklerine daha çok değer verdiğini? Sence sebep hangisi? Düşünceleri ile hep senin düşüncelerini onayladıkları, fikirleri ile hep senin zihnindeki mevcut fikirleri destekledikleri için mi? Yoksa, düşünceleri ile beyninde yeni ufuklar, yeni pencereler açtıkları, hayata, yaşadıklarına farklı açılardan da bakabilmene yardım ettikleri için mi? Onları okuduğunda, dinlediğinde beyninde kalan tortu hangisi? Senin daha önceden inandığın, zihninde kayıtlı düşünceler mi? Yoksa yepyeni fikirler, beynine temiz bir havadan, farklı bir soluk getiren yepyeni düşünceler mi? Düşündün mü hiç? Zihnin acaba ne kadar özgür? Zihnin hangi düşünceler...

Herkes gibi sen de, ne tam günahkar ne de tamamen günahsız olacaksın...

Resim
Düşündün mü hiç? Hayata geliş nedenini? Hangi yolları izlemek, hangi işleri yapmak, kimlerin hayatına dokunmak, hangi acıları çekmek, sevginle, nelerin anlamını çoğaltmak için seçildiğini. Sen de biliyorsun. Yürüdüğün yollar her zaman kısa, her zaman kolay olmayacak. Mutlu bir hedefe ulaşamayan yollar, seni hep daha fazla yoracak. Senin gibi herkes de sana, sadece kendinde olanı verebilecek. Herkes gibi, sen de insan olmanın bütün hallerini taşıyacaksın. Herkes gibi, sen de ne tam günahkar ne de tamamen günahsız olacaksın. Senin de korkuların olacak. Sen de onları yenmek için sürekli onlarla mücadele edeceksin. Gün gelecek, sen de yenişlerin asla bir sonu olmadığını, anlayışın bir son olduğunu fark edeceksin. Mutlulukların da, ancak katlanabildiğin acıların kadar olacak. Birini red etmeye kalktığında, ötekinin de yok olduğunu keşfedeceksin. Sen de bir gün, hayatın gerçek tadına, bütün zıtlıkları bir bütün olarak kabul edip, onların mükemmel dengesini yakalayabildiğinde ulaşabildiğini ...

Sen tercihlerinin mi, yoksa vazgeçişlerinin mi bir eserisin?

Resim
Düşündün mü hiç?  Bugün bulunduğun noktaya acaba nasıl geldin? Bugünkü seni, hangi kararlarınla inşa ettin? Hangi yola, sırf başka bir yoldan kaçmak için hiç düşünmeksizin girdin? Hangi yolu, gerçekten istediğin için seçtin? Hangi insanı, kendin için bir kurtarıcı gibi görüp hayatına dahil ettin? Hangi insanın, onu gerçekten arzuladığın için hayatına girmesine izin verdin? Hangi yolu içindeki öfkenin, nefretin sesine kulak verdiğin için terk ettin? Hangi yolu içindeki sükunetin, sevginin sesini dinleyerek seçtin? İnandığın hangi yoldan sırf geçmişe ait acılarından kurtulmak için vazgeçtin? Vazgeçmenin ağır yükünü kaldıramamaktan korktuğun için, hangi yanlış yola yıllarca tahammül ettin? Düşündün mü hiç?  Bugüne kadar sahip olduğun neleri tercihlerin yüzünden yitirdin? Vazgeçtiklerin sayesinde bugün nelere sahip olabildin? Sen tercihlerinin mi, yoksa vazgeçişlerinin mi bir eserisin? Bugün ulaştığın noktaya seni getiren kararları verirken, acaba en çok hangisinde...

İnsan kendinden kaçarak, kurtulabilir mi? (Kendimle sohbet)

Biliyor musun? Sen, beni duymuyormuş gibi davransan da, senin beni aslında her zaman duyduğunu çok iyi biliyorum. Öte yandan bunu biliyor olsam da, bana böyle davranmanın sebebini bir türlü çözemiyorum. Hele dışarıda aradığın tüm cevapların bende olduğunu bilirken. Zaman zaman düşünüyorum. Acaba korkutuyor muyum seni diye? Gerçekten benimle karşı karşıya gelmekten, benimle yüzleşmekten korkuyor musun? Belki de böyle davranmanın sebebi diğer insanlar. Belki de etrafın onlarla bu kadar doluyken, bana ihtiyaç duymuyorsun. Peki söylesene, neden beni değil de, onları tercih ediyorsun? Onlar benden daha doğrusunu mu öğretiyor sana? En azından sen böyle olduğunu düşünüyorsun değil mi? Sana “kimse sana hiç bir şey öğretemez” desem, ne düşündürebilir ki bu cümle sana? Büyük olasılıkla her zaman yaptığın gibi yine öfkelenirsin bana. Ama inan bana, başkaları sana sadece, amaçların için, yol, yöntem gösterebilir, sana araç verebilir. Peki ya amaç? Amaç, her zaman sadece senindir. Yaşadığın herşey...

Öyle yalanlar vardır ki, günahı, söyleyen ağızdan ziyade onu dinleyen kulaktadır...

Resim
Sence neden böyle? Neden başkalarının yaptıkları, ne düşündükleri senin için bu kadar önemli? Neden başkalarının söyledikleri gerçeğin yerini alıyor? Neden herkes haklı oluyor da, sen haklı olamıyorsun? Neden daha önce başkaları tarafından onaylanmamış hiç bir düşünceye inanamıyorsun? Neden kendi düşüncelerine bir türlü sahip çıkamıyorsun? Neden sanki dünyadaki tüm düşüncelerin en uç noktasındaymış gibi, sürekli başkalarınınkine inanarak yaşamayı seçiyorsun. Hiç düşündün mü? Belki de yepyeni bir düşüncenin başlangıç noktasında sen duruyorsun. Yaşamak istediğin hayat gerçekten bu mu senin? Farkında değil misin? Her saniye, attığın her adımla; Kendini yaratıyor ve şekillendiriyorsun. Yaptığın tercihlerle kim ve ne olduğuna karar veriyorsun. Kendi anlamını, biçimini ve amacını bu şekilde düşünerek mi yaratmak istiyorsun? İnsanın yaptığı her özgür seçim ya sevgi ya da korku düşüncesinden doğarmış! Korkuyu -senin de bildiğin gibi- yıllardır deneyimliyorsun. Neden ar...

Senin tercihin hangisi?

Resim
Düşündün mü hiç? Acaba aşk diye yaşadıklarının, yaşattıklarının, aşık olduğun için kendine ve karşındaki kişiye yüklediğin o anlamların, aşk adına kendini ve ilişkini hapsettiğin o dar alanın ne kadar farkındasın? Yıllardır ne çok şey öğretildi değil mi sana, dinlediğin şarkılar , okuduğun satırlar, izlediğin filmler aracılığıyla, aşkı daha hiç yaşamadan onu hissedebilmen adına? Hadi, alttaki paragrafa geçmeden önce gözlerini kapa sen de , en samimi duygularınla kendince yap bir aşk tarifi. Hayal et, birbirine aşık iki insanın sana göre olması gereken ilişkisini. Aşk sence de; Her an birlikte olmak, herşeyi beraber yapmak, hep aynı fikiri paylaşmak, bireysel alanlarından vazgeçmek mi? İçinde kişisel ihtiyaçlarının karşılanmaması nedeniyle gitgide büyüyen öfkeye, isyana rağmen her zaman karşındakine “seni seviyorum” ruhunu yansıtabilmek mi? Karşındaki insanın hoşuna gitmeyeceğini düşündüğün tüm duygu ve düşüncelerini, arzularını dile getirmeyerek, sadece onun hoşuna gidecek şeylerden s...

Bu yazım sanadır be eskici...

Selam eskici. Söyler misin bana? Herşeyin eskisi gerçekten çok mu değerli? Bu yüzden mi sürekli biriktirip, bir türlü atmaya kıyamıyorsun içindekileri? Senin için anlamını çoktan yitirmiş, acıları, öfkeleri, üzüntüleri. Hiç düşündün mü be eskici? Yıllardır özenle içinde biriktirdiğin o acıları, zaman zaman bir daha elden geçirmeyi. Onların önemi, değeri yıllar boyu senin için hiç değişmez mi ki? Yoksa sen de mi fark edemedin? O içindeki üstüste yığılı acıların, zamanla aslında nasıl anlamlarını yitirip, birer birer duygu çöpüne dönüştüklerini. Bir süre sonra senin için ifade ettikleri değersizliği, hiçliği. Ne tuhaf, insan hiç anlayamıyor değil mi? Bu garip oyunu kendine, zihninin düzenlediğini. Bir düşün be eskici. Hiç işine yarıyor mu, özenle biriktirdiğin bu duygu çöpleri? Beyninde yer işgal edip, beynini meşgul ederek, seni asıl önemli olandan; bulunduğun andan uzak tutmaktan gayri. Hadi eskici. Sende çok iyi biliyorsun ki, hayat hızla akıp giden, azgın bir nehir misali. Zaman hepi...

Sorsam sana!

Düşündün mü hiç? İstediklerine doğru ilerlerken neyi, neleri göz alabiliyorsun? Farkında mısın? Amacına doğru ilerlemek kadar insanı kendi kendisiyle yüzyüze getiren bir şey yok. İnsan kendisi hakkındaki bütün olumsuz düşünceleriyle, zayıflıklarıyla, aslında kendisine nasıl davrandığı ile o zaman karşılaşıyor. Kendisinin, belki de en acımasız saldırılarına o zaman maruz kalıyor. Harekete geçmeden önce hepsi sadece bir his, bir düşünce, bir rahatsızlık. Ama bir gün karar veripte harekete geçtiğinde; Eğer ki yola çıkarken onları da yanına almamışsan, harekete geçtiğin anda hepsi birlikte senin üstüne çullanıyor, Bir soru sorsam sana, dürüstçe cevap verir misin bana? Göze alabiliyor musun bütün bunları? Yoksa sen de mi herkes gibi; İstediklerini hep bu yüzden erteliyorsun? Hayallerinden, amaçlarından hep bu yüzden vazgeçiyorsun? 24 Aralık 2008 Haşim Arıkan

Satır aralarında gizlidir...

Okuduğun kitabın satır aralarına bakarken bulursun çoğu zaman aradığın bir cevabı. Satır aralarında soluklanırken görürsün kimi zaman içinde yaşayan ama senin unuttuğun o utangaç çocuğun, gözlerindeki mutluluğu. Satır aralarında durduğun anda fırlar içinden bastırdığını sandığın o bitmeyen öfke. Satır aralarında durduğunda hissedersin çoğu zaman o aradığın huzuru. Satır aralarındadır hep kendi başına yaptığın o özgür keşif yolculukların. Kimi zaman bugünden geçmişe... Kimi zaman geleceğe... Kimi zaman yepyeni hayallere... Sana yeni bir şeyler öğrettiğini zannedersin hep okuduğun o satırların. Oysa sen, satır aralarında beklerken kendi içindeki beni keşfedersin. Satır aralarında durduğunda kendi özüne doğru bir adım daha ilerlersin. Bir gün belki yine bir satır arasındayken, aslında aradığın tüm soruların cevabının senin içinde her zaman var olduğunu, okuduğun o satırların sana sadece günü geldiğinde onları bulabilmen için yardımcı olduğunu fark edersin. 20 Eylül 2007 Ha...