Kayıtlar

Ağustos, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gözlerin kapalıyken bunu nasıl görebiliyorsun?

Resim
Gözlerini gülümseyerek kapattı ve parmaklarını yavaş yavaş onun yüzünde dolaştırmaya başladı, yüzündeki o içten gelen, istese de önleyemeyeceği kocaman sevgi ifadesiyle. “Biliyor musun?” dedi. “Çok güzel ve özel bir yüzün var senin.” “ Gözlerin kapalıyken bunu nasıl görebiliyorsun. ” diye sordu annesine, meraklı bakışlarını yönelterek. “Bunu parmaklarımla hissedebiliyorum." diye cevap verdi annesi ona. Çok kısa bir süre sustuktan sonra, bu sefer o yöneltti sorusunu küçük kızına. "Sence parmaklarımla bunu hissedemeseydim, onlar yine benim parmaklarım olur muydu?” “ Olurdu tabi ki. ” “Peki gözlerim seni güzelliğini görmese, kulaklarım senin o güzel sesini duymasa, yine göz, kulak olurlar mıydı?” “ Tabi ki olurlardı ama, o zaman hiç bir işe yaramazlardı. ” “Çok doğru. O zaman hiç bir işe yaramazlardı... Çünkü bir amaçları olmazdı onların o zaman. Aynı vücudumuzun, ruhumuz olmadığında olacağı gibi. Vücudumuz bize ne olduğumuzu, ruhumuz ise kim olduğumuzu gösterir. Ruhumuz bizim v...

Keşke bugün...

Keşke gün, bugün biraz daha sakin başlayabilseydi. İçinde hiç bir direnç baş veremese, her şey uyum içinde, tam ve bütün olabilseydi. Nedenlere, niçinlere, nasıllara bulaşamasaydı beynim. Olması gereken-olan, arzulanan-katlanılan gibi ikilemlere kafa yoramasaydı. Keşke bugün... Sadece hayatın sesi çalınsaydı kulağıma. Sadece hayatın coşkusu karışsaydı ruhuma. Sadece hayatın içinden gelen hareketler yansısaydı gözlerime. Vapurun arka tarafında köpüren denizin sesine, hırçınlığımın yerine martıların sesleri eşlik edebilseydi. Sokakta oynayan çocukların neşesi, yanlarından geçerken içimdeki öfkeyi yok edebilseydi. Güneşin sıcaklığı içimdeki pişmanlığı eritip, yüreğimi ısıtabilseydi. Keşke bir sürpriz yapabilseydi bugün hayat bana. Bana hiç fikrimi sormadan, beni alıp kendi istediği bambaşka yerlere götürebilseydi. Bütünün sadece küçücük bir parçası olduğumu bana hissettirebilseydi. Ruhum onun bana verdiklerini sukünetle kabul edebilseydi. Gün, bugün, başlayabilseydi gibi sakince sona ereb...

Kime hangi rolün verildiğini, kim tahmin edebilir?

Neden bu kadar mutsuzum? Yada mutluyum da, mutluluğumun mu bir türlü farkına varamıyorum? Nedir ki mutluluk denilen şey? Bir duygu mu? Yoksa bir düşünce şekli mi? Bir insan olarak en çok hatayı acaba nerede yapıyorum? Kendimle gerçek iletişime geçmekte neden bu kadar çok zorlanıyorum? Neden merak ettiğim soruların cevabını bir türlü kendime soramıyorum? Neden bu kadar çok kaçıyorum ki kendimden? Sürekli karşılaştırıyorum herşeyi. Sürekli yargılıyorum. Kendimi sanki bir yarışın içindeymişim gibi hissediyorum. Bağımlıyım hep birilerine, bir şeylere? Onları benden farklı yapan ne? Neden kendimden çok, başkalarını önemsiyor, onların düşüncelerine değer veriyorum? Hepimiz içine sıkıştığımız bu bedenlerde kendi hikayemizi yaratmaya çalışmıyor muyuz? Hepimiz farklı bedenlerin içinde olsakta hep aynı mücadeleyi vermiyor muyuz? Hepimizin amacı, mutlu bir hayat yaşamak, bir şeyleri paylaşmak, hayatın ve kendimizin farkına varmak değil mi? Peki; Kim doğru, kim yanlış! Kim haklı, kim haksız! Kim ...

Herkes gibi sen de, ne tam günahkar ne de tamamen günahsız olacaksın...

Düşündün mü hiç? Hayata geliş nedenini? Hangi yolları izlemek, hangi işleri yapmak, kimlerin hayatına dokunmak, hangi acıları çekmek, sevginle, nelerin anlamını çoğaltmak için seçildiğini. Sen de biliyorsun. Yürüdüğün yollar her zaman kısa, her zaman kolay olmayacak. Mutlu bir hedefe ulaşamayan yollar, seni hep daha fazla yoracak. Senin gibi herkes de sana, sadece kendinde olanı verebilecek. Herkes gibi, sen de insan olmanın bütün hallerini taşıyacaksın. Herkes gibi, sen de ne tam günahkar ne de tamamen günahsız olacaksın. Senin de korkuların olacak. Sen de onları yenmek için sürekli onlarla mücadele edeceksin. Gün gelecek, sen de yenişlerin asla bir sonu olmadığını, anlayışın bir son olduğunu fark edeceksin. Mutlulukların da, ancak katlanabildiğin acıların kadar olacak. Birini red etmeye kalktığında, ötekinin de yok olduğunu keşfedeceksin. Sen de bir gün, hayatın gerçek tadına, bütün zıtlıkları bir bütün olarak kabul edip, onların mükemmel dengesini yakalayabildiğinde ulaşabildiğini ...