Hayat, doğru zamanda doğru şeylerden vazgeçtiğin bir oyun mu?
Yoğun geçen bir günün üzerine, bir de İstanbul trafiğini, sıcağını, nemini çektikten sonra nihayet eve ulaşabilmişti. O an da tek hedefi olan şeye, duşa, doğru yürürken bir yandan da üzerindekileri çıkarıyordu. Banyoya ulaştığında giysilerini kirli sepetine atarken, aynaya yansıyan, dünyevi kıyafetine bakıp gülümsedi. Hayat adı verilen bu deneyiminde, bugüne kadar ona yaşattığı, tattırdığı her şey için ona bir kez daha teşekkür etti. Onunla mutluydu, gerçekten seviyordu onu, dünya sahnesindeki bu müthiş deneyimi o olmazsa yaşayamayacağını iyi biliyordu. Tam duşa girecekken durdu. Her akşam düzenli olarak yaptığı şeyi bir kez daha tekrarladı. Gün içinde zihninde oluşan, o güne dair bütün olumsuz deneyimleri, düşünceleri topladı, buruşturdu ve evrenin boşluğuna doğru fırlattı. - Neden yapıyorsun bunu diye sordu. İşitsel olarak sadece onun duyabildiği o ses.