Kayıtlar

Arkası yarın etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çok Tuhaf bir geceydi (Son Bölüm)

Tekrar Tepebaşı’ndaki katotoparka doğru yürümeye koyuldum. Bir süre yürüdükten sonra kendimi yine o köhne bakkalın – yani esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan Starbucks’ın- önünde buldum. Artık hem beynim hem de bacaklarım pes etmişti. Daha fazla dayanamadım ve kendimi bakkalın önüne yığılırcasına bıraktım. İçine kısılıp kaldığım bu zamansız zaman dilimi damağımı iyice kurutmuştu. Tam çantamdaki su şişesini çıkarmak üzereyken önce, bakkalın yanan ışıkları ile birlikte etrafım birden aydınlandı ardından da bakkalın o köhne kapısının üstelik hiç gıcırdamadan yavaşça açıldığını hissettim. Sırtım bakkala dönüktü, hem bana doğru gitgide yaklaşan ayak seslerinin sahibini görebilmek, hem de her tarafı dökülen bu garip dükkanda neler olup bittiğini anlayabilmek için başımı geriye doğru çevirmem ile birlikte onunla gözgöze geldim. Bana bir süredir beklediği gecikmiş misafirini karşılayan bir ev sahibesi edasıyla nerelerde kaldın dercesine bakıyordu. Şaşkınlık içerisinde hiç bir şey söyleyeme...

Çok Tuhaf bir geceydi (2. Bölüm)

64. sokakta, yoğun bir sis bulutunun içinde, elimden geldiğince hızlı adımlarla ilerlemeye çalışırken, bir yandan da düşünüyordum. Tüm bu yaşadıklarımın mantıklı bir açıklaması olmalıydı mutlaka. Belki de çok uzun zamandır sürekli mesaiye kalıyor olmam, başıma düşen saksının da yardımıyla, sonunda böyle garip halüsinasyonlar görmeme neden olmuştu. Anlaşılıyordu ki pilim iyice tükenmişti artık. Zaten bu yoğun mesai trafiği nedeniyle, uzunca bir süredir ne eşimi, ne de oğlumu doğru dürüst görebiliyordum. Genellikle ben eve geldiğimde onlar uyumuş, sabah evden çıkarken de henüz uyanmamış oluyorlardı. Önünden geçtiğim binaya bir kez daha baktım ve durdum. Çünkü bir an garip bir şekilde bulunduğum yerde dönüp durduğum hissine kapıldım. Sanki sürekli daire çiziyor, tekrar tekrar hep aynı binaların önünden geçip duruyordum. - Hala yetmedi mi? - …………… Görebildiğim kadarıyla sokakta yalnızdım ve duyduğum bu sorunun kimin tarafından, kime sorulduğunu anlayamamıştım. Ben cevap vermedim ama o konu...

Çok Tuhaf bir geceydi (1. Bölüm)

Sonunda, yarın için benden istenen raporları bitirebilmiş kendimi şirketten dışarı atabilmiştim. Kolumdaki saat 23:40’ı gösteriyordu. Dışarıdaki serin hava ve ara ara esen kuvvetli rüzgar beni biraz olsun kendime getirmiş, ayıltmıştı. Arabayı sabah tepebaşındaki katotoparka bırakmış olduğum için Tophane’den, Taksim’e doğru ağır ağır tırmanmaya çalışıyordum. Birden bastıran yağmurla birlikte, şirketten çıkarken şemsiyemi yanıma almadığım gerçeğiyle karşılaştım. Artık yolu yarılamıştım, bu durumda yapacak çok fazla bir şey kalmıyordu. Önüme çıkan ilk binanın saçaklarının altına sığınıp yağmurun hızını azaltmasını beklemeye başladım. Bu arada rüzgarda yağmurla birlikte şiddetini iyice artırmaya başlamıştı. Kısa bir süre sonra beklemekten sıkılıp, ne olacaksa olsun diyerek yürümeye karar verdiğim an da başıma aldığım sert bir darbe ile yere yığıldım. Gözümü açtığımda kendimi bir Starbucks cafenin mor koltuğunda buldum. Başım aldığı darbeden dolayı çok fena ağrıyordu. - Ayıldın demek! İnsan...

Fevkaladenin fevkinde bedbaht bir gün hakkında küçük bir öykü - Son Bölüm

- Son Bölüm - Kapıyı açmamla birlikte bir anda donup kaldım. Karşımda mum ışığıyla aydınlanmış enfes bir sofra ve elinde şarap kadehi ile kırmızılar içinde son derece seksi muhteşem bir kadın duruyordu. Fonda ise insanın bütün sinirini, stresini unufak eden enfes bir müzik çalıyordu. Yaşadığım bu bedbaht gün ve evde ışığı göremeyince panikleyip eve kadar yaptığım bu inanılmaz depar sonrası nefes nefeseydim, ayakta durmakta artık zorlanıyordum. Evde karşılaştığım bu manzara sonrası saniyeler içinde bir tercih yapmak zorundaydım. Ya çok yorgun olduğumu aşkıma açıkça itiraf edecek, ondan biraz anlayış bekleyecek, istemeden de olsa onun ve benim için yaptığı bu süprizin tüm tadını kaçıracaktım. Sonrasında kendimi yatağa atacak, başarabilirsem sabaha kadar deliksiz bir uyku çekecektim. Ya da bugün tüm yaşadıklarımı unutacak, aşkımın bizim için hazırladığı bu muhteşem ortama ayak uyduracak, onunla bu gecenin keyfini dibine kadar çıkartacaktım. Beynim çok yorgunsun ayakta zor duruyorsun git b...

Fevkaladenin fevkinde bedbaht bir gün hakkında küçük bir öykü - 4.Bölüm

- Bölüm 4 - Aceleden anahtarları evde bırakıp kapıyı çekmiştim. Murat’a gidip anahtarı alamazdım. Kesinlikle gece için duramayıp ağzımdan bir şey kaçırabilirdim. Bu konudaki sabıka dosyam hayli kabarıktı. Onun için başka bir yol bulmalıydım. Ya yan komşunun balkonundan bizim balkona geçecek aralık bıraktığım balkon kapısından içeri girecektim yada dönüşte yanıma bir çilingir alıp gelecektim. Yeni taşındığı için yan komşuyu hiç tanımıyordum. Görmemiştim bile. Murat’ın söylediğine göre yeni evli bir çift oturuyordu yan dairemizde. Tanrım ne rezil bir durumdu bu böyle. Komşu komşunun külüne muhtaç derler ama ben daha yan kapı komşumu tanımıyordum. Hatırlıyorumda çocukluğumda aile gibiydik bütün komşularımızla. Herkes ihtiyacı olduğunda seve seve birbirinin yardımına koşardı. Birlikte yemekler yer. Hep birlikte pikniğe giderdik. Hatırlıyorumda ilk eurovision şarkı yarışmasını -bizde o zaman televizyon olmadığı için- Asuman teyzelerde hep birlikte seyretmiştik. Cici kızlar, Semiha Yankı,….....

Fevkaladenin fevkinde bedbaht bir gün hakkında küçük bir öykü - 3.Bölüm

- Bölüm 3 - Odaya girdiğimde Ahmet bey masasının yanında yüzükoyun boylu boyunca yerde yatmaktaydı. - Aylin hanım, Aylin hanım! Hemen yanına koşup onu sırtüstü çevirdim. Kravatını çözüp gömleğinin düğmelerini ve kol manşetlerini açtım. Allaha şükür ki hala nefes alıyordu. Aylin hanım koşarak odaya girdi ve gördüğü manzara karşısında donup kalmıştı. - Aylin hanım sakin olun lütfen. Acil ambulans çağırmamız gerekiyor. Hala nefes alıyor. Kalp krizi olabilir. Allahım bu nasıl bir gündü böyle. Bugün sabahtan beri bütün bu yaşadıklarımın bir rüya olması için neler vermezdim. Allahtan iki sokak ötede özel bir hastane vardı. Ambulansın gelmesi fazla uzun sürmedi. Sedye ve gerekli teçhizat ile odaya dalan sağlık görevlileri büyük bir hızla Ahmet beyi sedyeye aktarıp odayı terk ederlerken ben hala yaşadığım bu bedbaht günün şoku içerisindeydim. Aylin hanımın sesi beni kendime getirdi. - Murat bey bende ambulansla hastaneye gidiyorum. Burayla siz ilgilenirseniz çok sevinirim. - Siz merak etmeyin ...

Fevkaladenin fevkinde bedbaht bir gün hakkında küçük bir öykü - 2.Bölüm

- Bölüm 2 - Burnuma gelen yanık kokularıyla uykumdan uyanıyorum. Bu yanık kokusu da nereden geliyor böyle? Mum gibi de kokuyor sanki. Sabahlığımı sırtıma geçirip çıkıyorum yatak odasından. Galiba banyodan geliyor bu yanık kokusu. Banyoya girmemle birlikte yanık kokusunun sebebi de ortaya çıkıyor. Ah aşkım ah. Ben sana daha ne diyim ki. Kaç kere söyledim sana işin bitince şu mumları söndür diye. Dilimde tüy bitti valla. Ama öğretemedim ben hala. Ben nasıl temizliyeceğim şimdi bu mumu her tarafa akmış yapışmış. Gitti o çok sevdiğim caaanım yeşil havlu. En azından bir yerler tutuşmamış bir de uykudan kalkıp yangınla uğraşmak da vardı. Bak yine klozetin musluğunu tam sıkmamış hala akıyor su -aynı zamanda para- boşa. En iyisi önce şöyle güzel bir türk kahvesi yapıp kendime geleyim. Sonra temizlerim buraları. Aman Allahım bu mutfağın haline ne böyle. Alt tarafı bir sandawich yaparken , insan nasıl bu kadar batırabilir ki mutfağı. Arkadaşlarım bana kızsada onu mutfağa sokmamakla çok haklıyım ...

Fevkaladenin fevkinde bedbaht bir gün hakkında küçük bir öykü - 1.Bölüm

- Bölüm 1 - Bu sabahta yine her sabahki gibi kendimi çok keyifli hissediyorum. Yataktan kalkarken yorganın altında büzüşmüş, hala uyumakta olan aşkımın sıcacık yanağına, onu uyardırmadan küçük bir öpücük kondurup, ayaklarımın ucuna basa basa sessizce odadan çıkıyorum. Kapıyı yavasça kapatıp, her sabahki asli görevlerimi ifa etmek üzere banyoya giriyorum. Elektriği açmak için düğmeye basıyorum. Ama o ne! Da-na-na-nan günün ilk hoş! sürprizi. Elektrikler kesik. Süpper, bu demek oluyor ki güne mum ışığında romantik bir traşla başlayacağım. Çok hoş! Bugün hiç bir şeyin bu keyfimi kaçırmasına asla izin vermeyeceğim. Arkadaş, bugün bende bir dönem internette öyküsü dolaşan meşhur Michael gibi, önümde bulunan iki şeçenekten kötü bir ruh halinde olmak yerine, iyi bir ruh halinde olmayı tercih ediyorum. Önce doğru mutfağa. Cezvede traş suyumu ısıtıyorum. Doğru tahmin. Çünkü elektrikler olmayınca kombide çalışmıyor doğal olarak. Gelişmiş teknoloji işte ne yaparsınız! Sonra mum ışığında aynadaki ...