Her tarafa dağılmış hayal kırıkları...
Gözlerini kapadı. Her zaman yaptığı şeyi yapmaya çalıştı. Bir insanın en asli görevi olduğuna inandığı şeyi. Mantığını kullanarak düşündü. Kendini son kertesine kadar sıkılmış bir mengenin içinde artık hiç nefes alamayacağı o en son noktaya gelmiş gibi hissediyordu. Üstüste yaşadığı hayal kırıklıkları onu bu noktaya kadar taşımıştı. Yaşadığı tüm bu olumsuzluklara rağmen; yüreğinin derinliklerinde, bugüne kadar hiç hissetmediği bir noktadan –sanki ilk defa açılan bir kapıdan- yayılmaya başlayan mutluluk duygusu, ona ağır ağır da olsa bir gün tüm vücuduna hakim olacağının müjdesini veriyordu. Bugüne kadar kendinden başka hiç kimsede suç aramamıştı. Çünkü o her zaman yalnızca kendinden kusursuzluk beklerdi. Bir sorun yaşadığında hep kendisinin neyi yanlış yaptığını merak ederdi. Başına bugüne kadar gelmiş ve bundan sonra gelecek olan herşeyin tek sorumlusunun kendisi olduğunu çoktan ögrenmişti. Tuhaf bir şekilde, şu anda kendisine doğru yavaş yavaş yaklaşan sesin bir süre sonunda kendisin...