Düşündün mü hiç?
Yoksa seni bugününe taşıyan seçimlerini, onların sana fark ettirdiklerinin yardımıyla mı yaptın?
Geçmişinin bir kurbanı mısın?
Yoksa bugününün, yarının aktif bir mimarı mısın?
"Dün, bugün, yarın” üçgeni içine sıkıştırılan zaman, dünden uzaklaşırken, aynı hızla yarına doğru yaklaşıyordu.
Dün yaşananlar bugün olduğunda, birer anıya dönüşüp zihindeki ilgili klasöre takılırken, yarınlarda yaşam şansı elde etme mücadelesi veren istekler, arzular, bugünün hayallerine tutunup yarınlara ulaşmak için çabalıyordu.
Bir çok zihinde dünün anıları sürekli bugünü koşulluyor, yarının hayallerini istediği şekilde biçimlendiriyor, kısacası dün, bugün aracılığıyla yarınları yaratıyordu.Ama ben yalnızlığı seviyorum.
İhtiyaç duyduğumda iyice kendime çekilip, hayatın hızını, ritmini yavaşlatabilmeyi…
Kalabalıklardan bunaldığım zamanlarda herkesten kaçıp kendime sığınabilmeyi…
Kendimi bir sahil kenarına atıp havadaki iyot kokusunu soluyabilmeyi…
Denizin turkuazını fark edip, sebepsizce kendi kendime gülümseyebilmeyi…
Doğanın içinde, bir başıma yürürken ayaklarım altındaki yaprakların çıkardıkları o sesleri, o anlarda etrafımı saran temiz havayı, bol oksijeni doya doya içime çekebilmeyi…