Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

Sen tercihlerinin mi, vazgeçişlerinin mi bir eserisin?

Düşündün mü hiç?  Bugün bulunduğun noktaya nasıl geldin? Nelerden, ne için vazgeçtin? Nelere sahiptin, sen neyi seçtin?   Tercih ve vazgeçiş ipleriyle dokuduğun hayat hikayene, kararlarınla, acaba nasıl bir desen verdin? Hayata tutunabilmek için hangi kolektif yalanlara inanmayı seçtin? Dünyada kendine bir yer edinebilmek, varlığını çevrene kabul ettirebilmek için, hangi gerçeklerinden vazgeçtin? Kaçıp kendini kurtarabilmek için, hangi yoldan hiç düşünmeden vazgeçtin? Hangi yolu,  yüreğinin sesini dinleyerek, hissederek, inanarak seçtin? Bitmesini istemediğin hangi ilişkiden yüzleşmekten korktukların yüzünden vazgeçtin? Vazgeçmenin bedelini ödemeyi göze alamadığın hangi ilişkilere yıllarca tahammül etmeyi seçtin?
En son yayınlar

Siz çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?

  Düşündün mü hiç? Sence, hayat deneyimi dediğimiz şey, İçeriden dışarıya doğru mu, Dışarıdan içeriye doğru mu, Ortaya çıkıyor?   İnsanın hayatında sürekli benzer hikayeleri yaşaması, Bu deneyimlerden mi, Yoksa bu deneyimlerle ilgili olarak kendimizi iyi veya kötü hissetmemize neden olan yorumlarımızdan mı kaynaklanıyor?   Kendini tekrar eden hayatımızın değişebilmesi için, Yaşadığımız deneyimlerin mi, O deneyimlerle ilgili yorumumuzun mu değişmesi gerekiyor?   İnsan kendini görmeden, kendisi için yaşamaya çalıştıkça aslında kendini ne kadar çok yoruyor.

Geçmiş olan ben'in, şimdiki ben'den ne istediğini aslında biliyorum!

  İnsanın hayatta bir şeylere tutunmaya, zihninde sürekli hayata dair kendini rahatlatacak yeni düşünceler, tanımlar, kayıtlar oluşturmaya gerçekten de ihtiyacı var mıdır? Bir insanın yaşadığı hangi deneyimler doğru, hangi deneyimler yanlıştır? Yaşadığımız deneyimleri doğru ya da yanlış yapan, sürekli geçmişten beslenen zihnimizin, onları dünün filtresinden süzerek yüklediği anlamlar mıdır?   Biz her ne kadar hayatımıza dair önemli kararları kendimizin verdiğini zannetsek de;   Aslında verdiğimiz o kritik kararlar, biz doğmadan önce hazırlanan reçetemizdeki formüle göre, zamanı geldiğinde zihnimizde sessizce baş veren, hikayemizin kaçıp kurtulamayacağımız kilometre taşları mıdır?   Hayatı gerçekten de yaşamış diyebileceğimiz o insan!?

Hayatta bazen seçimleri sen yaparsın, bazen de hayat, seçimleriyle seni olduğun kişi yapar!

  Hiç hesapta yokken, ansızın baş verir zihninde bir düşünce! Belki bir kırgınlık, belki yaşadığın bir hayal kırıklığı, belki de bir anlık öfkeyle, .…, "Neden?" inin, "Niçin?" inin adını daha koyamadan, bakarsın ki çoktan o düşünceye teslim olmuşsun! Sanki sihirli bir güç, seni bu düşüncenin etkisinden kurtaracak her şeyi kilit altına alır o dönemde! Farklı düşünmek istersin yere düşer. İlk düşündüğün an’a ulaşmak istersin uçar. Sana hissettirdiği duyguya dokunmaya, onun o ilk kaynağına ulaşmaya çalışırsın kaçar. Sen o düşüncenin içinde debelendikçe o düşünce sana daha fazla sahip olur, seni  daha da yutar.

Yaşamak için uğraşırken acaba yaşamdan mı uzaklaşıyoruz!

Hatırlıyor musun? En son ne zaman emindin, doğru yolda yürümekte olduğundan? En son ne zaman geleceğine dair kocaman bir gülüş vardı yüzünde? En son ne zaman yarını düşününce kendini rahat, huzurlu ve mutlu hissettin? Yarın! Dünden ona sızmaya çalışan, önyargılar, kuşkular, tereddütler, korkular! Dün ne kadar zor olursa olsun, insan dünü bugünün öğretmeni yapmayı başarabildiğinde, elinde aslında her gün zenginleşmakte olan ne büyük bir hazinesi var. Yarın, Yeni bir gün. Her yeni gün, dünden farklı, yeni bir şey daha deneyimlemek, yaşamın hazırladığı sürprizlerin peşine takılmak için yeni bir fırsat. Hayat, insan için hiç bitmeyen bir düşler ve gerçekler yarışı. Düşler her zaman önden gidiyor, gerçeklerse onu takip edip en son sözü söylüyor. Yaşam bir taraftan bizi düş kırıklığına uğratsa da diğer taraftan da bize sürekli yeni ipuçları vermeye devam ediyor. Peki o zaman önemli olan ne?

Düşünüyorum. Kendimi sırf ben olduğum için sevebildiğimi...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendimle yalnız kalmaya…  Her şeyden, herkesten biraz uzaklaşmaya…  Çatışmadan, çekişmeden, yargılamadan kendimle konuşmaya, kendimi anlamaya çalışmaya…  Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe…  Ruhumu, yüreğimi, bedenimi yeniden dengelemeye…  İçimde biriken geçmişin tortularıyla vedalaşırken, yüreğimin yeninin coşkusu, heyecanı ile titremesine…  Güçlü, cesur görünmeye çalışmak yerine, kendimi güçlü ve cesur hissedebilmeye…  Rol yapmaktan gerçekten var olmaya geçebilmeye… 

Kendini sadece mutluluk yoluyla öğrenemez ki insan!

Düşündün mü hiç? Adına “Hayat” denilen büyük armağanın sana neden verildiğini! Dünya sahnesine inip, bu bedeni üzerine neden giydiğini! Sana da bir rol verilen bu muhteşem sahnede, kimlerin hayatına dokunmak, hangi yolları izlemek, neleri gerçekleştirmek, varlığınla, eylemlerinle, sevginle nelere anlam, değer katmak için seçildiğini! Sahnede var olduğun sürece sen de herkes gibi hiç durmadan ileriye doğru yürüyeceksin. Ve kendini sürekli yol ayırımlarında, bir seçim yapmak zorunda bulacaksın. Seçtiğin yollar her zaman kısa ve kolay olmayacak. Mutlu bir hedefe varamayan yollar, seni daha fazla yoracak. Hayatını esas şekillendirenlerse, hiç hesapta yokken kendini ansızın bulduğun yol ayırımları ve bu yol ayırımlarında yaptığın seçimlerin olacak. Sahnedeki rol arkadaşların da sana, tıpkı senin gibi, ancak kendinde olanı verebilecek. Herkes gibi, sen de insan olmanın bütün hallerini içinde taşıyacaksın. Herkes gibi, sen de ne tam günahkar ne de tamamen günahsız olacaksın.

Gözlerinden akmakta olan yaşı silerken!

  “İyi olmak için bu son şansım.” dedi gözlerinden akmakta olan yaşları silerken. ” O bugüne kadar başıma gelmiş olan her şeyin tam tersi. Geçmişimi silebilmek için, her gün iyi biri olmaya çalışıyorum. Ama nasıl iyi ve yeni biri olacağımı bilmiyorum. Yeni bir stil öğrenen dansçı gibi beynimi sürekli buna şartlandırıyorum. İyi biri olmalısın diyorum kendime. Bunu öğrenmek zorundasın...” “Neden çıktın karşıma” dedi gözlerinden akmakta olan yaşları silerken.  “Hem de tam artık bir daha olmayacak dediğim bir zamanda. Sanki benim için bir test gibi! Korkuyorum! Bir kez daha geriye doğru kaymak istemiyorum. Sen benimleyken kendini rahatlatmak için beni kontrol etmek, benden daha fazlasını almak istedikçe ben kendimi bir kez daha tehdit altında hissediyorum. Her şeyi ardımda bırakıp kaçmak istiyorum. Korkuyorum...”