“Neden çıktın karşıma” dedi gözlerinden akmakta olan yaşları silerken. “Hem de tam artık bir daha olmayacak dediğim bir zamanda. Sanki benim için bir test gibi! Korkuyorum! Bir kez daha geriye doğru kaymak istemiyorum. Sen benimleyken kendini rahatlatmak için beni kontrol etmek, benden daha fazlasını almak istedikçe ben kendimi bir kez daha tehdit altında hissediyorum. Her şeyi ardımda bırakıp kaçmak istiyorum. Korkuyorum...”
“Bence aşktan çok fazla şey bekliyoruz.” dedi
gözlerinden akmakta olan yaşları silerken. “Birbirimizi seviyoruz ama sürekli
birbirimizin en kötü yanlarını ortaya çıkarıyoruz. Dediğin gibi belki
birbirimizi tanıyoruz ama her seferinde hemen sinirleniyor, sesimizi
yükseltiyoruz. Bunu istemiyorum ben. Birbirimizde hoşlanmadığımız şeyleri aşkın
zamanla değiştirebileceğini ummak! Kendisi zaten çok narin olan aşk, bunu
yapabilir mi?”
“Seni çok seviyorum.” dedi gözlerinden akmakta
olan yaşları silerken. “Seninleyken hissettiğim duygu nasıl bir duygu biliyor
musun? Sanki sana kendimin karbon kağıdını okuyorum. Sense zaten orjinalini
önceden görmüş gibisin. Bana sanki beni sen anlatıyorsun. Beni benle sen
tanıştırıyorsun. Seni o kadar çok seviyorum ki. Benim için sana olan bu
sevgimden başka hiç bir şeyin anlamı kalmıyor... “
Gözlerden akan yaşlar kimi zaman mutluluk, kimi
zaman acıyla birer anıya dönüşüp hafızalara kazındı, kimi zamansa hiç bir yerde,
hiç bir iz bırakmadan bugünden düne doğru esen rüzgara kapıldı. Aşk kimin de,
duygu eksikliği yüzünden gözyaşlarıyla yıkanırken, kimin de duyguların aşırı
yoğun olması nedeniyle gözlerden süzülüp yanaklardan aktı…
Belki de gözlerden akan bu yaşların esas sebebi,
aşkın sürekli düşüncelerin yörüngesine oturtulmaya çalışılması, onun zihindeki
düşüncelerin bağlarından kurtarılıp özgür bırakılamamasıydı…
Haşim Arıkan
Fotoğraf : Pexels / Marina Pechnikova

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder