Ana içeriğe atla

O...


O,
Senin gerçekte kim olduğunu keşfedebilmen,
Sahip olduğun güçlü duyguları hissedebilme potansiyelini açığa çıkarabilmen için girer hikayene.
Ama sen onu, kendinden kaçabilmek için istemişsen, düşlediğin biriyle savaşın olabilir sadece…

O,
Ona karşı olan davranışlarının, duygularının, ardında yatan asıl niyetlerini görebilmen,
Nerelerine dikkat etmen, emek vermen gerektiğini anlayabilmen için girer hikayene.
Ama sen onu sadece kendi mutluluğun, güvenliğin, rahatlığın yüzünden istemişsen.
Onu, sorunlarını, belirsizliklerini, yetersizliklerini kapatma aracı olarak görmüşsen.
Senin için, düşlediğin birinin ruhunda yarattığı bir sıkıntı olabilir sadece…

Onu tanımadan, onunla yaşayacaklarının kararını vermişsen.
Onu bir gereksinim olarak gördüğün ya da bir fikre dayandırdığın için istemişsen.
O, senin için, düşlediğin biriyle çatışman olabilir sadece…

İçsel hareketlerinin, dalgalanmalarının, onların nedenlerinin farkına varmadıkça,
Düşünüş biçimini, yüreğinden geçenleri tam anlamadıkça,
Ondan yararlanma gereksinimin ortadan kalkmadıkça,
O, senin için, bir yük, bir sıkıntı, bir mücadele olabilir sadece…

O ancak, onu zihninde yarattığın harika bir tablonun içine hapsetmediğinde,
Ona hiç bir şeyle karşılaştırmadan bakabildiğinde,
Onu düşlediğin birine dönüştürmek istemediğinde,
Arzuladığın o gerçek aşkı, sevgiyi, mutluluğu, huzuru paylaşabilir seninle...

Haşim Arıkan

Fotoğraf : Pexels / Cottonbro Studio

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...