image1 image2 image3

HELLO I'M JOHN DOE|WELCOME TO MY PERSONAL BLOG|I LOVE TO DO CREATIVE THINGS|I'M PROFESSIONAL WEB DEVELOPER

Mutlaka bir yolu olmalı bunun...

Nedir acaba öldüğünde insana kendini mutlu hissettiren?
Ya da ardında kalanlara gözyaşı döktürtmeyen.
Nedir bir bilinmeze doğru insanı huzurla ve gülümseterek götüren?
Nedir ölümü bize sevgiyle kucaklatan?
Ya da son yolculuğumuza keyifle uğurlatan.
Mutlaka bir yolu vardır bunun.
Bulabilmeli insan ölmeden önce mutlu ve huzurlu olarak bu dünyadan göçüp gidebilmenin, gideni uğurlayabilmenin bir yolunu.
Neden hep gözyaşları sel olup akmalı ki gidenin ardından?
Neden söyleyemediklerimiz yumru olup kalmalı hep boğazımızda?
Neden pişmanlıkla kavrulmalı ruhumuz?
Neden artık hiç bir zaman gerçekleşemeyecek ihtimaller sarıp sarmalamalı benliğimizi?
Yok mu keyifle ölebilmenin, neşeyle uğurlanabilmenin bir yolu?
Ölene ya da onu yitirene kadar hiç;
Sevdiklerine doyabilir mi insan?
Yaşamak istediği herşeyi yaşayabilir mi?
Söylemek istediği herşeyi söze, sese dönüştürebilir mi?
Ne yaparsak yapalım her zaman ardımızda bıraktığımız yarım kalmış, eksik bir şeyler olacak.
Hayatı her zaman aklımız da olanları sürekli erteleyebileceğimiz kadar uzunmuş gibi hissedeceğiz, yolun sonuna geldiğimizde ise istediğimiz herşeyi gerçekleştiremeyeceğimiz kadar kısa olduğunu göreceğiz.
Bu durum bize ne kadar söylenirse söylensin biz bunu yaşamadan asla öğrenemeyeceğiz?
Eğer, yaşadıklarımızın yaşarken hakkını veremezsek, yaşayamadıklarımıza, yapamadıklarımıza, söyleyemediklerimize bakıp pişman olmak yerine az ya da çok demeden yaşadıklarımızın, yaptıklarımızın, söylediklerimizin hazzına varabilmezsek,
Asla mutlu ölüp, gülümseyen yüzler eşliğinde keyifle bilinmeze yürüyemeyeceğiz.

12 Temmuz 2008
Haşim A.

Share this:

CONVERSATION

0 yorum:

Öne Çıkan Yayın

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Hergün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Bu hayatın ne için yaş...