Kayıtlar

Haziran, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Başrolünü oynadığı oyunun yazarına fake atan tuhaf adamın, tuhaf hikayesi…! ( 2 )

# 2. Bölüm # Önce 1.Bölümisterseniz Biliyor musun yoğun günlerin akşamında soğuk duş bence insanda afrodizyak etkisi yapıyor. Hayatla olan birlikteliğinde, gün içinde tükenen enerjini tazeleyip seni, ona karşı daha tutkulu, daha arzulu, daha istekli yapıyor.

Duşa girmeden önce bana “Bu şekilde yaşadığında; ve bir gün yolun sonuna geldiğinde, hayatın boyunca bir arpa boyu yol gidememiş olmak sana ne hissettirecek?” diye sormuştun. Bu soruyu bana, dünyadaki var olan düzenin bendeki yansımasını görmek için sorduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum, yanılıyor muyum? Ben içinde yaşadığımız dünyada, çoğumuzun adına yaşamak dediği koşuşturmayı neye benzetiyorum biliyor musun?

Bu sanki yediklerinin, beyinden sağlıklı talimatlar gelmemesi nedeniyle vücut tarafından sindirilememesine rağmen inatla yemeği sürdürmek gibi bir şey. Düşünsene, beynin görevini tam yapmadığı için vücudun yediklerini bir türlü sindiremiyor, onların içindeki, ihtiyacın olan özleri bir türlü ayrıştırıp sana katamıyor, posalarını bir…

Başrolünü oynadığı oyunun yazarına fake atan tuhaf adamın, tuhaf hikayesi…!

Yoğun geçen bir günün üzerine, bir de yoğun bir İstanbul trafiğini çektikten sonra evine nihayet ulaşabilmişti. Ayakkabılarını, bağcıklarını çözmeden diğer ayağının burnuyla çıkartıp sağa, sola savururken, elindeki anahtarlığı da bir metre ötesinde ki konsolun üstündeki tahta çanağın içine fırlattı.

O an da tek hedefi olan şeye, duşa, doğru yürürken üzerindekileri çıkarıyor ve her çıkardığını o an da geçmekte olduğu yere bırakıyordu. Banyoya ulaştığında üzerinde sadece iç çamaşırı kalmıştı. Son bir hamle ile onu da çıkardıktan sonra, karşısındaki aynaya yansıyan, ruhunun dünyasal kıyafetine bakıp gülümsedi. Şu anda ruhuna biraz dar geldiğini hissetse de, seviyordu onu. Ruhunun onsuz, büyük keyif aldığı dünyasal zevkleri yaşayamayacak olması onu, ona büyük bir tutkuyla bağlıyordu. Seviyordu çünkü, onun aracılığıyla yaşayabiliyordu bütün dünyasal zevkleri, onun aracılığıyla fark edebiliyordu, bu dünyasal deneyiminde fark etmesi gerekenleri.

Duşa girmeden önce durdu. Her akşam düzenli olar…

Bir daha geri dönüşü mümkün olmuyor...

Resim
Farkında mısın?
Ulaştığın her yeni farkındalıkla, daha önce hiç görmediğin bir şeyleri görmeye başlıyorsun.
Her yeni gördüğün şey içini, onu deneyimleme arzusu ve coşkusuyla dolduruyor.
Her yeni deneyim ise seni bir kez daha farklılaştırıyor.

Ne düşünüyorum biliyor musun?
Acaba fark ettikçe insan, kendisiyle ilgili daha önce bilmediği yeni gerçeklere ulaşıp, kendini keşfederek daha mı çok mutlu oluyor?
Yoksa kendiyle ilgili keşfettiği gerçekleri red ederek, kendini bir bilinmezin karanlığına daha mı çok mahkum ediyor?
Daha mı çok kendisi oluyor?
Gitgide kendinden daha çok uzaklaşıp, kendini daha mı çok silmeye çalışıyor?

Farkındalığın en kötü tarafı da, ne biliyor musun?
Bir şeyi bir kere fark etti mi insan, bir daha asla geri dönüşü mümkün olmuyor!
Fark ettiklerini inatla yok saysa da, red etse de, bir daha, o eski sınırlı farkındalığına geri dönemiyor.
Fark ettiklerini kabullenmedikçe de, içini kaplayan o çaresizlik duygusu asla sona ermiyor.

14 Haziran 2009
Haşim Arıkan

Yaşam benim için kısa bir mum değil...

Resim
İşte yaşamdaki gerçek haz budur, sizin tarafınızdan yüce olarak kabul edilen bir amaç için kullanılmak, doğanın bir kuvveti olmak; dünyanın sizi mutlu etmeye kendini adamadığı için şikayet eden küçük ateşli bir keyifsizlik budalası olmaktansa. Öldüğüm zaman tamamen kullanılmış olmak istiyorum.Yaşam benim için kısa bir mum değil. O benim için bu an tutma hakkını elde ettiğim muhteşem bir meşale ve ben gelecek nesillere aktarmadan önce onun alabildiğince parlak yanmasını istiyorum. (a)

Neler hissediyorsunuz bu paragrafı okuduktan sonra? Düşünüyor musunuz?
Acaba benim meşalem ne kadar parlak yanıyor diye!
Peki ya kendinizi ne kadar kullanılmış hissediyorsunuz?
Meşalenizin daha parlak yanabilmesi için bir çabanız olabilir mi bundan sonra? Yüce bir amaç?
Hayatınızın kalan kısmında kendinizi daha ne kadar kullandırmayı düşünüyorsunuz?
Yoksa siz, kesin kararlı mısınız? İnat edip, dünya kendini sizi mutlu etmeye adamadığı için şikayet eden küçük ateşli bir keyifsizlik budalası olarak yaşamaya? İnsan…

Keşke hayatımda geldiğim bu noktaya pek çok insanı incitmeden gelebilseydim.

Resim
''Keşke hayatımda geldiğim bu noktaya pek çok insanı incitmeden gelebilseydim.''

Zaman, zaman aklıma gelir, bir yerlerden beynime kazınmış olan bu söz.
Düşünürüm; insanın, ancak diğer insanlarla olan ilişki potansiyeline göre varolabildiğini. “Ben” olabilmek, "ben" i keşfedebilmek için, mutlaka bir “sen” in de var olması gerekliliğini. İnsanların birbirlerinin hayatları üzerinde öngörülemeyen o etkileşimi. Evrenin bu noktada, kendi içindeki o muhteşem kurgusunun nasıl kusursuz işlediğini. Herkesin hem "ben" i, hem de "sen" i aynı anda nasıl bu kadar mükemmel oynamayı başarabildiğini.

Gülümserim; beni, bana hatırlatan, öğrenmem gerekenler için hayatımda öğretmen rolünü üstlenen tüm insanların, hayalimde canlanan o görüntülerine. Bir kısmı ile bilerek yada bilmeyerek birbirimizi incitmiş olsak da. “Ben ancak sizin sayenizde var olabildim” diyerek, beni var ettikleri için, teşekkür ederim. İçten içe, sevgimi, şükranlarımı sunarım hepsine.

Kendim…