Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yansımaların yansımaları, yankıların yankıları, ne bir başı var ne de bir sonu...

Resim
Düşünüyorum...
Dünden bugüne miras bırakıldığına inanılan kavramları.
Herşeye belirli bir inancın, ideolojinin, geleneğin penceresinden bakıp, gerçekle bağını kopartanları.
Başkalarının düşündüğünü sandığı şeyleri kendine rehber kabul edip, bireysel beynini-kimliğini, düşünsel özgürlüğünü kullanmayanları.
Bir grup insanın vardığı anlaşma, uzlaşma, ödün verme sürecine ya da bir çok bireysel düşüncenin ortalamasına razı olanları.
Düşünüyorum...
Hayat denilen oyunun her geçen gün biraz daha genişleyen, değişen sınırlarını, yenilenen kurallarını, her yeni deneyimle birlikte ortaya çıkan yeni gerçeklikleri, her yeni gerçeklikle biraz daha artan farkındalıkları.
Genişleyen sınırları, artan farkındalığı, gözlerinin önünde duran somut yeni gerçekleri görmeyi red edip, kendini hala dünün anlamlarını çoktan yitirmiş fikirleriyle düğümlemekte ısrarcı olanları.

Düşünüyorum...
Moda düşünceleri, geleneksel anayolları kullanmakta ısrar edip, yeni bir patika açıp onu herkese alternatif  yeni bir yol…

İtiraf ediyorum...

Resim
Yaşadım.
Yaşıyorum.
Bazı şeylerde başarılı oluyorum.
Bazılarında ise başarısız.
Bazen çok güçlüyüm.
Bazen de zayıf.
Bazı şeyleri doğru, bazılarını yanlış yapıyorum.
Bazı şeyler yolunda giderken, bazıları korkunç bitiyor.
Zaman zaman düşüncelerimin önüne geçebilsem de.
Çoğunlukla düşüncelerimin ardında kalıyorum.
Bilmediklerimin esiriyim.
Bildikleriminse efendisi.

Kişiliğim adını verdiğim, özel bir hapishanede yaşıyorum.
Duvarlarını, kendime dair beynimde yarattığım imajlar oluşturuyor.
İçimde yaşadığım onca karmaşaya rağmen, kendimden, hep açık ve net ifadelerle, bütünlük taşıyan bir nesneymiş gibi söz ediyorum.
Öte yandan dışarıda başka bir ben var, evde başka bir beni yaşıyorum.

Sürekli özgürlükten dem vuran iflah olmaz bir sansürcüyüm.
Zihnimde yarattığım yargıç sayesinde, geçmişin şartlandırmalarıyla neyi yapıp, neyi yapmamam gerektiğini, neyi bastırıp, neyi bastırmamam gerektiğini, daha ilerilere nasıl gidebileceğimi sürekli kendime dikte edip duruyorum.

Bazı sorulara gelince is…

Herkesin kendine ait bir öyküsü var, bu öykülerinin görünürdeki farklılıklarının gerisinde ise tek bir öykü...

Resim
Düşünüyorum.
Ve gördüğüm herşeyi otomatik olarak önyargılarıma göre tercüme ediyor, çevremdekileri kategorize edip, etiketliyorum.
Beynimde “normal” olarak tanımlanmış şablonlarım var ve her şeyin kendi şablonunun içine mükemmel bir şekilde oturmasını bekliyorum.

Unutuyorum.
Herkesin benim gibi sadece bir insan olduğunu, tek farkımızın kendimizi ifade ediş biçimimiz olduğunu.
Onların da dahil olduğum o büyük bütünün, küçük parçası olduğunu.
O büyük bütünün, küçük parçalarının yaratmakta olduğu güzel veya çirkin, iyi veya kötü gerçekliklerle evrildiğini.
Tarih denilen şeyin bu küçük parçaların yarattığı gerçekliklerle yazıldığını, şekillendiğini, değiştirildiğini.
Her küçük parçanın yarattığı gerçekliklerle, diğerleri için bir farklılık yarattığını ve onlara bir örnek oluşturduğunu.
Herkesin ancak bu sayede neyi desteklediğini fark edebildiğini.

Bilmiyorum.
Kimin bu evrilmeye ne kadar katkı sağladığını.
Kimin hangi konuda yetenekleri olduğunu, hangi özel yönünün bulunduğunu.
Kimin var…

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Resim
Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya.
Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya.
Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya.
Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya.
Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya.

Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe.
Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye.
Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye.

Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye.
Hiç bir şey için mücadele etmemeye.
Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye.

Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe.
Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye.
Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine.

Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime...
Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye.
Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye.
Mutluluğum için kendimi yeniden harekete geçirebilmeye.
Mutluluğ…