Kayıtlar

Ocak, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yarınlarını harcarsan, elinde boş dünlerden başka ne kalır ki?

Resim
Hatırlıyor musun?
En son ne zaman doğru yolda olduğundan emindin?
En son ne zaman yarını düşününce kendini keyifli hissettin?
En son ne zaman geleceğe dair kocaman bir gülüş vardı yüzünde?

Yarın!
Dünden ona sızmaya çalışan endişeler , yargılar, korkular!
İnsan yarın olmayacağını düşünse bile, o hep var.

Yarın, yeni bir gün.
Her yeni gün, yeni bir yol için, yeni bir fırsat.
Attılan her adım hep bir amaç uğruna.
Her başarısızlık yeni bir güven kaynağı.
Amaçlarını belirleyense olası olanın hayali.

Peki asıl önemli olan ne?
Sadece düşünebilmek mi?
Düşüncelerini fark edebilmek mi?
Yoksa düşünceleri oynadığın oyuna katabilmek, onları kullanabilmek, dünyada bir değişim, hayatında bir fark yaratabilmek mi?

İnsan yarınlarını sürekli harcarsa, elinde boş dünlerden başka ne kalır ki?

26 Ocak 2011
Haşim Arıkan

Fotograf: Trade

Yalnız kaldığında.....

Resim
Arada bir susmak, yalnız kalmak iyi geliyor insana.
Herşeyden, herkesten biraz uzaklaşmak.

Yalnız olduğu zamanlarda büyüyor sanki insan.
Yalnız kaldığında insanların zihninde bıraktığı parmak izlerini silebiliyor.
Beynindeki süresi dolmuş acılar, düşünceler yalnız kaldığında değerini yitirip çürümeye başlıyor.

Yalnız, sakin, huzurlu olduğu zamanlarda dolaşmaya başlıyor insanın zihninde yeni, harika düşünceler.
Yalnız olduğu zamanlarda atılıyor onlara ait ilk tohumlar.
Çürüyen eski düşünceler onların gübresine dönüşüyor.

Biraz emek verince hepsi tohumunu patlatıp yavaş yavaş filizlenmeye başlıyor.
Büyüyüp serpiliyor.
Bazıları zaman içinde insanı ayakta tutan koca bir ağaca dönüşüyor.
Zor zamanlarında insanı ayakta onlar tutuyor.

Yalnız kaldığında büyüyor sanki insan.
Kendisinin hem ustası, hem de çırağı olduğunu yalnız olduğu zamanlarda fark ediyor.
Üzerini kaplayan geçmişin tozlarından arınıp, yeniden varlığına egemen oluyor.
Kendi hakkındaki gerçeğe bir adım daha yaklaşıyor.

23 Ocak 2011
Haşim Arıkan


Herşeyi hatırla, hiç bir şeyi unutma!

Resim
Yaşamım çelişkilerle dolu!
Bildiğim herşey eksik! Bense tam olduğunu düşünüyorum.
Bir şeyi istiyorum derken, bir şeyi istemiyorum aslında.
Bir şeyi tercih ederken, bir şeyden vazgeçiyorum.
Bunu yapmalıyımın arkasına şunu da yapmamalıyım gizli.
Barışı arzularken sürekli savaşıyorum.
Sevgiyi arzularken, hırsla, sanki bir yarışın içindeymişcesine, acımasızca yaşıyorum.

Zihnimdeki düşünceler hep eksik.
Coşkularım geçici, doyumlarım anlık.
Özgürlüklerim kısa süreli.
Düş kırıklıklarımsa sürekli.

Var olma duygum tam mı? Hiç sanmıyorum!
Zavallı zihnim!
Artık deneyimlerimle sınırlı, koşullu.

Oysa doğduğum da ne kadar saf, temiz, sınırsız ve masumdun.
Ama sen de direnemedin, sen de herkes gibi sonunda büyük oyuna dahil oldun.
İçine doğduğun kültürle koşullandın.
Günlük yaşamındaki etkiler ve baskılarla koşullandın.
İnanmaya, inanmamaya koşullandın.
Deneyimlerinle koşullandın.
Yaşadığın şehirle koşullandın.
Okuduğun günlük gazeteyle koşullandın.
Sen de zaman içinde özgür düşünme yeteneğini yitirdin.
Sen …

Neden düşüncelerin bağlarından kurtarıp özgür bırakamıyoruz aşkı?

Resim
Ne tuhaf değil mi?
İkimiz de duramıyoruz zihnimize kayıt etmeden birbirimizi.
İkimiz de biriktirmekten vazgeçemiyoruz anılarımızı?
Hazlarımızı kaydediyoruz.
Tartışmalarımızı kaydediyoruz.
Neşemizi kaydediyoruz.
Üzüntülerimizi kaydediyoruz.
Zamanla birbirimiz hakkında ne çok anıyı imgeleştirip zihnimize yığıyoruz.

Sonrası ise;
Kendimizi onlardan bir daha kurtaramıyoruz.
Yaşanacak olanı onlarla karşılıyoruz,
Yaşananı onlarla karşılaştırıyoruz.
Bölünüyoruz, çatışıyoruz.
Yoruyoruz, yıpratıyoruz kendisi zaten çok narin olan aşkı!
Engelliyoruz yaşanacak olanı. Kısıtlıyoruz, kırıyoruz, döküyoruz, yaralıyoruz.

Neden aşkı düşüncenin yörüngesi oturtmayı biz bu kadar çok seviyoruz?
Neden düşüncelerin bağlarından kurtarıp onu özgür bırakamıyoruz?
Neden hiç bir eksiği olmayan bir özgürlük gibi yaşayamıyoruz biz aşkı?

15 Ocak 2011
Haşim Arıkan

Fotograf: Rabbit hole

Tuhaf bir bilmece?

Resim
Dünya insanın zihninde,
İnsan dünyanın içinde,
"Dünya, insanın zihnindeki dünyanın içindeki insanın zihninde........." diye başladığın cümle, acaba bir yerde son bulabilir mi düşününce?

13.01.2011
Haşim Arıkan
Fotograf: Tell tale

Belki de hayat dediğin şey, gerçekliğin olası zaman dilimleridir. Sen içlerinden birini seçene kadar…

Resim
Düşündün mü hiç?
Enerjini daha çok hangisi için harcıyorsun?
İstediklerini gerçekleştirebilmek için mi?
İstemediklerini kendinden uzak tutabilmek için mi?

Mesela tatiller!
Tatiller neden mutlu eder acaba seni?
Sana sürekli ertelediklerini, isteklerini, hayallerini gerçekleştirme şansı verdikleri için mi?
Katlandıklarından, tolere ettiklerinden seni uzaklaştıkları için mi?

Sen de zaman zaman sorgular mısın hiç?
Her sabah yatağında seni neyin uyandırdığını.
Yaşamakta olduğun hayatın ne için yaşandığını.

Gerçeklerin neden senin hayallerine uymadığını.
Zaman içinde yaşamın bir yerinde birşeylerin hiç değişip değişmediğini.

İnsanın görüşünü bulanıklaştıran anıların hangileri olduğunu.
Unutması gereken neleri sürekli hatırladığını, hatırlaması gereken neleri sürekli unuttuğunu.

Zaman zaman sen de içinde yoğun bir arzu hisseder misin hiç?
Bağımlılıkların müdahalesi olmadan, yargı olmadan, sınama olmadan, kalbini gerçek duyguların enerjisine açmak için.
Bedenini gerilimden arındırmak için.

D…

Pencere ışığı verir ama ışığın kaynağı o değildir. Işığın asıl kaynağı güneştir.

Resim
Öğlen yemeğinde elinde yemek tepsisi büyük bir heyecanla gelip oturdu karşıma. Biliyor musun dedi dün akşam garip bir rüya gördüm. Kabus muydu? Yoksa bana bir şey mi anlatmaya çalıştı inan çözemedim. Bakalım sen ne düşüneceksin sana anlatınca?

Çok karanlık bir odadaydım. Her taraf zifiri karanlıktı. Ellerimi uzattığımda bir şeylere dokunuyordum ama doğal olarak renkler ve şekiller hakkında hiç bir fikrim yoktu. Sonra birden bir ses duydum. Yavaş yavaş açılan bir pencerenin sesiydi sanki. Sonrasında oda ışığa boğuldu. Odadaki renkler ve şekiller meydana çıktı, herşey anlamlandı, tamamlandı.

Fark ettim ki ben bir hapishanedeyim.Bunu anlamamla birlikte karşımda birden o belirdi. Nerden geldiğini anlayamadan! Bana, kendi yarattığım, içinde yaşadığım acı verici çelişkilerle dolu hayatımın sürekli ve kalıcı olmadığını, bunun bir yanlış anlamadan kaynaklandığını söyledi. Bulunduğum hapishaneden oraya nasıl girdiysem aynı yolla dışarı çıkmamı rica etti benden. Benim oraya ne olduğumu unuttuğum …

Çukurlar...

Resim
Acaba hayat mı gerçekten çok zor?
Yoksa biz mi onu zorlaştırmak için çabalıyoruz?

Sürekli düştüğümüz çukurlar mı suçlu?
Yoksa, o çukurları kendimize aslında biz mi kazıyoruz?

Yürüyebileceğimiz başka yollar mı yok?
Yoksa alışkanlıklarımız, bağımlılıklarımız yüzünden sürekli aynı yolları biz mi tercih ediyoruz?

Başrolünü oynadığımız senaryo mu sürekli kendini tekrarlıyor?
Yoksa aynı replikleri kullanarak, sürekli aynı sahneleri oynamaya kendimizi biz mi mahkum ediyoruz?

Senaryonun tamamı bize ne anlatmak istiyor?
Biz hangi bölümler de takılıp kalıyoruz?

16 Aralık 2007
Haşim Arıkan


Fotograf: Wrecked

Yolun sonunda mutluluğa ulaşılamadığında yaşananlardan geriye nasıl bir anlam kalır ki?

Resim
Kimim ben?
Amacım ne?
Neler bekliyorum hayattan?
İstediklerime doğru yürürken kim olduğumdan, hayatın neresinde bulunduğumdan emin miyim?
Benliğim dediğim şey, kalıcı bir şey mi?
Yoksa “ben” sürekli değişen, sürekli devinim halinde, canlı bir şey mi?

Eskiden cevaplarım vardı, şimdi ise sorularım.
Düşünceler beynimin içindeki birer vahşi at gibi.
Beni her tarafa götürmeye hazır bekliyorlar.
Herşey cesaretimin ölçüsüne bağlı.
Hayat hikayemi cesaretimin ölçüsü şekillendiriyor, renklendiriyor.

Düşünüyorum da insan hayata ne istediğiyle mi, yoksa ne olduğuyla mı katılabiliyor?
Ben, kendim için istediklerimi elde etme yolunda, nereye doğru gitmekte olduğumu ne kadar bilerek hareket ediyorum?
Attığım her adıma ya talimatlar, ya sorumluluklarım, ya yargılarım yön veriyor!
Geçmişin şeytanları ise içimde hiç bir zaman susmuyorlar.

Yaptığım herşey kendimi değerli kılmak, çevremdekilere kendimi ispatlamak için.
Bazen bütün çabam, bütün uğraşım acaba benden beklenen bir yaşamı uygulamak için mi diye düşünüyorum!
B…

Hangi yol senin yolun, sen hangi yolun yolcususun!

Resim
Gelen gün bazen bir yol ayırımına getirip bırakır seni.
Seçmek zorundasındır;
Ya yürüdüğün yolda umutsuzca devam etmeyi ya da farklı bir yol denemeyi.
Belki de olmayan bir yolu kendi adımlarınla sıfırdan var edebilmeyi.
Bilirsin ki hep aynı düşüncelerin hapsinde aynı yolda devam edersen, olmakta olan olacaktır her zaman olduğu gibi.
Farklı olanı denemek içinse, önce kırman gerekir geçmişle beslenen, bağımlı zihnin sana vereceği o ilk güçlü tepkiyi.

Düşünürsün.
Ya eskinin seni sınırlayan o dar çerçevesiyle, yargılarının seni sürekli tekrar eden bir geçmişe sımsıkı bağlayan görünmez zincirleriyle,
Ya da hayal edersin yeninin içini heyecanla dolduran cazibesiyle, bugünü düne hiç bulaştırmadan yarına sıfır bakabilen temiz, saf ve masum bir zihinle.

İstemezsin.
Kanıksanmış dünyanın umudunu yitirmiş insanları gibi düşünmeyi.
Bugünün aracılığıyla yarına geçmek isteyen yargıların kuryesi olup, yaratacağın yeni gerçeklerle onu daha da fazla güçlendirmeyi.
Red edersin her tarafa saçılmış ikinc…