Kayıtlar

Aralık, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yoksa yine...

Hadi kapat gözlerini.
Yaklaşmakta olan yeni yılı hayal et.

Neler geliyor gözünün önüne?
Neler ifade ediyor sana bu son model, gıcır gıcır yeni yıl?
En azından onun daha öncekilerden daha güzel bir yıl olmasını istiyorsun değil mi?
Peki ne kadar sürüyor içini kaplayan bu umutlar?
Ne zaman yavaş yavaş pes etmeye başlıyorsun?
Ne zaman bunun da diğerlerinden bir farkı yokmuş diyerek teslim bayrağını çekiyorsun?
Aslında sen de biliyorsun değil mi?
Yaklaşan yeni yılda da yaşayacaklarının hiç bir farkı olmayacak daha öncekilerinden.

Bu yeni yılda da;
Yine her sabah güneş doğacak.
Yine sen, kimi sabah büyük bir keyifle, kimi sabah homurdanarak uyanacaksın.
Yine birileri sana gülümseyerek günaydın diyecek, birileri seni adam yerine koymayıp suratına bile bakmayacak.
Yine birileri senin canını yanacak, belki sen birilerinin canını yakacaksın.
Kimi zaman haksızlıklara uğrayacak, kimi zaman büyük mutluluklar yaşayacaksın.
Belki yine sokakta yağmura şemsiyesiz yakalanıp sırılsıklam ıslanacaksın.
Hızla yanından geç…

Öylesine...

Yağmurlu bir İstanbul akşamı.
Yoğun bir trafik.
Yeni yılı karşılama telaşındaki ışıl, ışıl, rengarenk, kokoş caddeler, sokaklar, dükkanlar.
Yeni bir yıla hazırlık.
Yeniden yeşeren umutlar,
Yeni kurulan hayaller.
Bembeyaz yeni bir sayfanın heyecanı.
Yepyeni bir başlangıç şansı daha.
Yeni yılda hayatına dahil olabilmek için sıralarını bekleyen yeni rol arkadaşların.

Biten bir yıl.
Bir yol sonu daha.
Yaklaşan bir veda vakti.
Belki biraz kırgın, belki de mutlu.
Ardında bıraktıkların.
Alıp kendine kattıkların.
Geride kalan gözyaşların, kahkahaların.

Yavaş yavaş inmekte olan bir perde.
Sana biçilmiş bir rol, bilmediğin bu role karşılık senin doğaçlama oynadıkların.

Yeni bir yıl.
Kendine aldığın yeni bir hediye.
Yeni bir CD.
İlk defa dinlediğin bir parça.
Tam da ihtiyacın olduğu bir anda.
Seni alıp bambaşka diyarlara götüren, seni etkileyen sözler.

Ben kimim?
Geçmişte neler gizli?
Yaşam başkalarına karşı oynanan bir oyun mu?
Benim rolüm ne?
Peki ya sen!
Şimdi nerede? Nasılsın?
Neler geçiyor göynünden?
Birbirimizi gerçekte…

Ben Mars’lıyım abi benden adam olmaaaaaaz...

Kadın: Alo,müsait misin? Kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Biriyle konuşmaya ihtiyacım var. Biraz konuşabilir miyiz seninle?
Adam:İçinden "Ah be canımıniçi sen ne zaman iyi oldun ki." Müsaitim canım, müsaitim ben. Seni dinliyorum.
Kadın: Yine her şey üst üste gelmeye başladı bu ara nedense. Ben mi yanlış anlıyorum insanları. İnsanlar mı beni yanlış anlıyor bilemiyorum. Allah aşkına sana az önce attığım maili okudun mu? Gördün mü neler yazmış bana. Ben bunu mu hak ediyorum?
Adam: Bitanem senin yaşamını ben neye benzetiyorum biliyor musun? Karanlık bir oda da ve oda da var olduğuna inandığın simsiyah bir kedinin sana her an saldıracağını düşünerek mütemadiyen tetikte yaşıyor gibisin. Üstelik oda da büyük olasılıkla o simsiyah kedi yok. Yani boşu boşuna kendini geriyorsun. İnan ben o bahsettiğin mail de sorun edilecek hiç bir şey görmedim.
Kadın: Ne demek şimdi bu? Lütfen daha açık konuşur musun benimle?
Adam: Canım her zaman ki gibi yine hemen kızmaya başlama lütfen. Neden sürekli etr…

Ben inandığım masalları mı anlatıyorum, sen kendininkini yaşıyorsun!

Adam: Bu şekilde konuşarak ne büyük bir günah işlediğinin farkında değil misin?
Kadın: Günah diye bir şey yoktur!
Adam: Günah diye bir şey yok mu dur? Ne dediğinin farkında mısın sen?
Kadın: Anlamıyorsun değil mi hala? Günah sadece senin kafanın içinde, günah sadece senin düşüncelerinde.
Adam: Çok fazla ileri gidiyorsun. Bu şekilde konuşmayı bırakıp bir an önce Tanrıdan af dilemelisin.
Kadın: Tanrı hiç bir zaman affetmez. Çünkü o hiç bir zaman bizleri kınamaz. Onu o kadar yanlış tanıyorsun ki. Tanrı her zaman sadece bizim mutlu olmamızı ister.
Adam: Lütfen artık devam etme Tanrı seni duyuyor.
Kadın: Evet doğru söylüyorsun. Tanrı beni her zaman duyar ve her zaman bana sevgiyle gülümser.
Adam: Yeter artık sus. Daha fazla günaha girme. Bir an önce dua et ve Tanrıdan af dile.
Kadın: Neden Tanrıya bir ebeveyn rolü yansıtma ihtiyacı hissediyorsun? Neden ödüllendiren, yargılayan ve cezalandıran bir Tanrı ortaya çıkarmak, sevginin çerçevesinde korkuya dayanan bir gerçeklik yaratmak için çabalıyorsun? …

Çukurlar...

Düşünüyorum da;

Acaba hayat mı gerçekten zor?
Yoksa biz mi onu daha çok zorlaştırıyoruz?

O sürekli şikayet ettiğimiz, önümüze çıkan çukurlar mı suçlu?
Yoksa, biz mi onları fark edemeyip hep içlerine düşüyoruz?

Canımızı esas yakan şey, o çukurlara düşmek mi?
Yoksa daha çok, göremeyip içine düştüğümüz için kendimize mi kızıyoruz?

Çukurlar mı hainlik yapıp devamlı bizi takip ediyor?
Yoksa biz mi hep aynı çukurlara inatla düşüyoruz?

Gerçekten gidebileceğimiz başka yollar mı yok?
Yoksa bildiğimiz, alıştığımız yol diyerek hep aynı yolları biz mi tercih ediyoruz?

Başrolünü oynadığımız senaryo mu hiç değişmiyor?
Yoksa sürekli aynı replikleri kullanarak kendimizi aynı bölümü tekrar tekrar oynamaya biz mi mahkum ediyoruz?

Acaba senaryonun tamamı ne anlatıyor?
Biz hangi bölüm de takılıp kalıyoruz?

16 Aralık 2007
Haşim A.

İnan ben de yabancısıyım bugün kendimin!

Resim
Yapamadım bu sabah.
Her sabah aynama sızan dostuma gülümseyip “Bugün harika bir gün olacak” diyemedim.
Dönmedi dilim bu sabah, bir türlü söyleyemedim.
Fark etmemişim.
Tükenmiş meğerse bütün enerjim.
Bu sabah direnemedim daha fazla kendime.
En sonunda zihnimde dolanan düşüncelere yenildim.
Beni yargılamadan önce bilmeni isterim.
Bugün gördüğün ben, ben değilim.

Bulduğum her fırsatta kapadım gözlerimi bugün.
Gözyaşlarım akmak istedi, ben onları göz kapaklarımın ardına gizledim.
Kontrolsüzce ortalığa saçılıp, can yakmak istedi ucu bilenmiş sözcüklerim.
Sustum, onları zihnime hapsettim.
Güçsüzdüm ama yine de kimsenin enerjisini çalmak istemedim.
Kimselerin olmadığı yerleri, işte bu yüzden tercih ettim.
Sırf bu yüzden belki de seni gördüğümde yolumu değiştirdim, bakışlarımı senden kaçırıp hep başımı öne eğdim.
Belki de sen bana selam verdin, gülümsedin, ama ben onu görmedim.
Beni yargılamadan önce bilmeni isterim.
Aslında ben, böyle biri değilim.

Ben bugün, korkularıma teslim oldum, endiş…