Kayıtlar

Şubat, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Her an, sana sadece bir sonraki anın seçeneklerini gösterirken, sen daha sonraki anlarında neler olabileceğini nasıl bilebiliyorsun?

Resim
Genellikle nerende oluyor?
Seni suçlayıp, sana kızarken.
Sana, yine yapamadığın, mükemmel olanı yine gerçekleştiremediğin için avaz avaz bağırırken.
Seni bir kez daha, seni üzen, endişelendiren, sana acı veren o an’a tekrar geri iterken.

Ne tuhaf değil mi?
Sadece senin duyabildiğin, aynı bedeni giydiğin, o sesin sana hissettirdikleri! Sende yarattığı bu etki!

Ona ne kadar kızsan da, onu ne kadar acımasız bulsan da, kendini yine de her seferinde onun sözlerine kaptırıyorsun değil mi?
Sana avaz avaz bağırarak söylediği o sözlerle birlikte ruhun, geri dönüp değiştiremeyeceğin, artık düzeltemeyeceğin şeylerin acısıyla, üzüntüsüyle tekrar tekrar yanıp kavruluyor değil mi?

Düşündün mü hiç?
Bugüne kadar onun sana yanlış, hatalısın dediği şeyler gerçekten de senin için hep yanlış ve hatalı mıydı?
Yaptığın yada yapamadığın şeylerden dolayı, yanlış yada hatalı olduğunu gösteren kesin, tartışmasız bir kanıt ortada gerçekten var mıydı?
Yoksa o yaşadıkların zaman içinde senin için farklı anlamlar mı kazandı?

Ne tuhaf değil mi? İnsanı bu noktaya bugüne dek yaşadıklarının getirmiş olması. Hayatında gerçekleşmeyen şeylerin onu en sonunda bu noktaya taşıması!

Resim
Ne zor bir şey değil mi? İnsanın mantığı, ona doğru olanın unutmak olduğunu söylerken, yaşadıklarını içinde saklamak için şiddetli bir arzu hissetmesi. Eğer benim fikrimi merak ediyorsan; sana mantığının sesini dinlemeni tavsiye ederim. Bence de doğru olan, yaşadıklarını en kısa zamanda unutman. Unutman ve hepsini geçmişte bırakman.

Biliyor musun? Aslında o kadar da kötü bir şey değildir unutmak. İnsan o zaman hiç bir şeyi hatırlamak, hiç bir şey için tekrar tekrar savaşmak zorunda kalmaz. Unuttuğunda hiçbirinin onun için bir anlamı kalmaz.

Şu anda senden kilometrelerce uzakta olsam da, cevabını sanki duyuyorum. Yapamam diyorsun. Unutamam. Hissettiklerimi hiç hissetmemiş gibi davranamam. Yaşadıklarımı, sırf bundan sonraki hayatıma kaldığı yerden, sorunsuzca devam edebilmek için hiç yaşanmamış varsayamam.

Bazen insanın yaşadıkları, yıllardır doğru diye bildiği herşeyi bir anda savurup götürebiliyor işte böyle. Bunda yaşlandıkça hafifleyen korkularımızın payını da gözardı etmemeliyiz t…

Yoksa tek amacı beni öldürmek olan bir oyunu mu oynuyorum...

Yalnız olduğum geceleri düşünüyorum
Sadece kalp atışlarımın sahitliğinde, ruhumun derinliklerinde hissettiklerimi.
O anlarda kendime sorduğum sayısız soruyu.
Her sorunun, bir sonraki soruyu doğuran cevabını.
Bildiğimi düşündüğüm şeyleri nasıl bilebildiğimi.
Karşıma çıkan herhangi bir şeye nasıl inandığımı.

Hayatın anlamına düşünüyorum.
Bir hayat nasıl yaşanırsa layıkıyla yaşanmış sayılacağını.
Hayatın keşke ile başlayan cümlelere hiç ihtiyaç duymadan nasıl yaşanacağını.
Yaşamın her anında ister istemez yapmak zorunda olduğum seçimleri.
Hangi seçimlerin amaçlarımı gerçekleştirmeme yardım ettiğini , hangi seçimlerin beni amaçlarımdan uzaklaştırdığını.
Benim onları neden seçtiğimi.

Duyguları düşünüyorum.
Nasıl tatmin edilebileceklerini.
Sevginin nasıl yaşanacağını.
Korkuların nasıl kabullenileceğini.
Acının, yalnızlığın, nasıl sahiplenileceğini.
Acıdan, yalnızlıktan hiç pişmanlık duymadan nasıl ayrılınabileceğini.
Yüreğinde ince bir sızı duymadan onlarla nasıl vedalaşılabileceğini.
Yapabileceklerini gerçek…