Kayıtlar

Ekim, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Spiritüel adamın espritüel karısı...

Kadın: Biliyor musun? Herkes son günlerde bende gözlemledikleri büyük değişimin sırrını soruyor bana. Onların bu ilgisi ve merakı inanılmaz hoşuma gidiyor.
Adam: Hayatım bence insanların senin hakkında düşündüklerine odaklanmak yerine kendin hakkında düşündüklerine odaklanmalısın.
Kadın: Canım sen iyi misin? Hem şu elindeki kitabı artık bırakıp birazcık da benimle ilgilenebilir misin? Biliyor musun biz sanırsam evliyiz seninle? Ben kime konuşuyorum acaba? Delirtecek beni bu adamın, bu halleri. Allahım neydi suçum neden bana bunu layık gördün. Ne günah işledim de ben bu cezayı hak ettim.
Adam: Biliyor musun? Senin hatan bu işte. Sen Tanrı’yı sanki senin ebeveyninmiş gibi düşünüyorsun. Ondan hep ödüllendirmesini, yargılamasını ve cezalandırmasını bekliyorsun. Ama inan bana sen Tanrı'yı çok yanlış tanıyorsun.
Kadın: Söyler misin, daha ne kadar sürdüreceksin bu işkenceyi? Kafanda bununla ilgili belirli bir süre var mı?
Adam: Sana bir tavsiye, hayatını beklentisiz, sonuçlara ihtiyaç duymada…

Sadece insandı hepsi...

Resim
Zamanın adının henüz zaman olmadığı bir zamandı.
Çok çok azdı o zamanlar yeryüzünde adı insan olan canlılar.
Hepsi Adem ve Havva’dan olma birer çocuktular.
"Kardeştiler"
Sadece "İnsandılar"

Zaman akıp geçti büyüdüler.
Eşleştiler, çoğaldılar.
Anne oldular, baba oldular.

Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.
"Dünya idi hepsinin tek vatanı."
Ama onlar kendilerini yaşadıkları topraklarla sınırladılar.
Sınırlar çizdiler, gruplar oluşturdular, isimler koydular, ülkeler yarattılar.
Millet oldular, ırk oldular, devlet oldular.

Oysa sadece insandılar.
Hepsi dünya vatandaşıydılar.
Ama zamanla bunu tamamen unuttular.

Her geçen gün birbirlerinden daha fazla uzaklaşmaya başladılar.
Birbirlerine yabancılaştılar, kardeş olduklarını tamamen unuttular.
Kendilerini başkalaştırıp, diğer insanları soyutladılar.
Bencilleştiler, hırslarının, düşüncelerinin kölesi oldular.
Görüş ayrılıklarına düştüler, olmayan sorunlar yarattılar.
Birbirlerine öfkelendiler, kinlendiler, kızdılar.
Sürekli güç, iktidar…

Hayatın mevsimleri...

Kimi zaman bir bahar mevsimi gibidir hayat.

Tatlı bir meltem misali, hafif hafif eser sana doğru. Yavaşça çeker alır üzerindeki bütün olumsuz duyguları. Sıcaklığını hem vücudunda, hem de yüreğinde hissedersin. İşte o zamanlar; her sabah yataktan büyük bir keyifle uyanır, aynadaki dostuna tatlı, tatlı gülümsersin. Duşta, o en çok sevdiğin şarkı dolanır diline. Sokakta hiç tanımadığın insanlara bile bakarak sevgiyle gülümsersin. Gittiğin her yere senden önce, o göz alıcı ışığın girer. Kimbilir kaç kişinin gününü, sıcacık gülümsemenle, ya da ufak, samimi bir dokunuşla bir anda değiştirirsin.

Kimi zaman ise sert bir kış gibi gelir çöreklenir üzerine hayat.

Kaplar üzerini büyük bir hızla, örter bir anda her yanını. Koparır bütün iletişimini etrafınla, sana ulaşacak bütün yollar kapanır. Hapseder kendine seni. İşte o zamanlar; sanki nefes alamıyormuşsun gibi hissedersin. Gitmek bilmez , dinmek bilmez bir türlü. Her gün biraz daha kabuğuna çekilirsin. Yapayalnızsındır. Üşürsün, buz kesersin. Sı…

Yoksa o sizin hayatınızdaki tek şans mıydı?

Hadi silkin artık, toparlan biraz...
Bırak bu yorgun ruhların, fazla demlenmiş acı buruk tadını inatla yudumlamayı.
Hatırlamıyor musun yoksa?
Aşk şarabını ilk kez yudumladığında başının tatlı tatlı dönmeye başladığı o unutulmaz ilk anı.
Onu her gördüğünde kalbinin nasıl yerinden fırlayacakmış gibi deli deli attığını.
Ne o, inancın mı kalmadı yoksa artık aşka?
Yoksa o senin hayatındaki tek şans mıydı?
Bitti diye o tek şansını da kaçırdığını mı düşünüyorsun?
Yoksa bundan sonra hiç aşık olmayacak mısın?
O çok beğendiğini söylediğin muhteşem aşk şarabını bir daha hiç içmeyecek misin?
Bundan sonra hiç kimseyi onun kadar sevemeyecek misin?
Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?
Yoksa sen dünyadaki bütün mutlu çiftlerin birbirlerini bir kere de bulduğunu mu zannediyorsun?
Yapma Allah aşkına.
Aslında sen de gayet iyi biliyorsun.
Şu an içini yakan o ayrılık ateşi elbet bir gün sönecek.
Derken ardından çıkan rüzgar onun da küllerini uzaklara doğru üfleyecek.
O da en sonunda senin için mazide kalan hoş bir sadaya dönü…

Ah be İstanbul!

Adam: Allah kahretsin şu trafiğin haline bak ya. Lanet olsun... Bu şehirde bütün ömrümüzü yollarda heba ediyoruz. Nedir bu İstanbul’un trafiğinden çektiğimiz. Gece aynı kardeşim, gündüz aynı. On dakikalık bir yolu bir buçuk saatte ancak gidebiliyoruz.
Kadın: Sinirlenme aşkım boşver. Hem alış artık canım sende buna. Bak yavaş yavaş akıyor. Hem acelemiz de yok. Bir yere de yetişmiyoruz. Dur radyoyu açayım ben sana.
Radyo: Deprem uzmanı Jeolog Prof. Dr. Celal Sengör, olası Marmara depreminin 7.6 siddetinde olmasının beklendigini belirterek............
Adam: Yahu üstünden aylar yıllar geçti. Ara ara hortlatmasalar olmaz şunu. Yine başladılar deprem tantanasına. Durduk yerde gerim gerim geriyorlar sadece insanları. Sonra da ne huzur bırakıyorlar, ne uyku insanda. Ne olacaksa olsa da bir an önce kurtulsak hepimiz.
Kadın: Dur ben sana şimdi müzik açıyorum. Boş ver haberleri. Dediğin gibi zaten hep aynı haberler. Aşkım diyorum ki bugün seninle şöyle boğazda başbaşa bir yemek yesek. Ne dersin? En …