Aşk istediği zaman geri dönebilir mi?


Kapının çalan zilini duyunca seslendi mutfaktan, ıslak olan ellerini kurulamaya çalışarak. “Geliyoruuuuuum.” Az önce okula uğurladığı oğlu zannetti geleni. “Bu sefer neyi unuttun?” diyerek gülümseyerek açtı kapıyı. Kapıyı açmasıyla birlikte, onu karşısında görünce kala kaldı kapının önünde. İnanamadı, inanmak istemedi yıllar sonra onu tekrar gördüğüne. Bilemedi o an da ellerini nereye koyacağını. Bilemedi o an da hangi tarafa doğru bakacağını. İki eli de fazla geldi o an da ona. Sol eli kapının pervazına tutunmaya çalışırken, sağ eli önce yanağında sonra alnına doğru dökülen saçlarında dolaştı ağır ağır, amaçsız bir halde! Bakışları kah yere kaydı, kah onun gözlerine takıldı. Yaşadığı şokun içinde hapsoldu kaldı bir süre kapının önünde. Sessizce….

-Neden geldin?

dedi. Bakışları onun arkasındaki boşluğa doğru dikerek, o an da onunla gözgöze gelmeye cesaret edemeyerek. Ve devam etti, elinden geldiğince sakin olmaya çalışarak.

-Ne…, ne… diyeceğimi bilemiyorum. Ne işin var burada?
-Seni görmeye geldim. Nasıl olduğunu merak ettim.

diye karşılık verdi ona kapıdaki yıllar öncesinden ansızın çıkagelen adam. Yüzünde geçmişe ait mahçup bir ifadeyle.

-Benim seni görmeye hazır olabileceğimi mi düşündün sen? Yani sen yıllar sonra böyle ansızın ortaya çıkabileceğini, gelip beni görebileceğini mi sandın? Bunca zamandan sonra çıkıp bana geleceksin ve hiç bir şey olmayacak öyle mi?
-Özür dilerim ben…., ben….. Bunu düşünemedim.
-Bunca zamandan sonra hayatımı yeniden düzene sokmanın ne kadar zor olduğunu biliyor musun sen? Sen olmadan hayatımı yeniden düzene sokmanın benim için ne kadar zor olduğunu biliyor musun?

Daha fazla dayanamadı. “Ne olur git." dedi. "Git ve bir daha da geri dönme.” Kapıyı yavaşça kapattı. Son kalan gücüyle sırtını kapıya dayadı. Kendini yavaş yavaş aşağıya bırakarak yere çömeldi ve hıçkırıklara boğuldu.

Ruhunun derinlerine sakladığı duygularının ortalığı yayılan naftalin kokusunu duydu. “Neden” dedi. “Neden saklandın bunca yıldır, bu yakılası köprüyü içinde? Neden zamanın da yakamadın bir türlü onu? “

Başını göge doğru kaldırdı. “Tanrım” dedi.

-Tam kendimi artık onu unuttuğuma inandırdığım bir zaman da, beni neden tekrar sınıyorsun sen bununla?

30 Temmuz 2008
Haşim Arıkan

Fotograf: Rabbit hole

Yorumlar

Selin Gönültaş dedi ki…
emeğinize sağlık.
Haşim Arıkan dedi ki…
Çok teşekkürler:))
İlay Özdemir dedi ki…
Çok etkilendim, resmen her kelimesini okurken karakterler zihnimde canlandı. Parçalar ise çok doğru bir seçim. Tamamen birbirleriyle örtüşmüşler. BAYILDIM!!
Haşim Arıkan dedi ki…
Beğenilerinizi bu kadar çoşkulu bir yorumlu ilettiğiniz için çok çok teşekkür ederim. İnanın çok mutlu oldum:)) Sevgilerimle
Adsız dedi ki…
Herkezin buna benzer acıları, içinde sakladığı duyguları var.Zaman herseye ilaç deniyor fakat zaman yaraları asla iğleştirmiyor. Belki biraz daha rahat uyumamızı sağlıyor.

sevgiler.
Haşim Arıkan dedi ki…
Belki de bizler onların zaman içinde kapanmasına izin vermiyoruz. Daha sonra yaşadıklarımızı onların yerine koymak istemiyoruz. Sevgi ve saygılarımla:))
ilknur dedi ki…
daha önce de vardı bir hikaye ,aynen bunun gibi insanı içine çeken...elinize,aklınıza ağlık....
Haşim Arıkan dedi ki…
Çok teşekkürler:)) Sevgilerimle

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Asla Bilemezsin!

Belki de hayat dediğin şey, gerçekliğin olası zaman dilimleridir. Sen içlerinden birini seçene kadar…