Ana içeriğe atla

Ne gözümüzü alabiliyoruz hayattan, ne yaşamayı göze alabiliyoruz!


Mutlu değiliz!
Çünkü hayat olmasını istediğimiz gibi değil. Olduğu gibi!
Hayatın kendi planı varken, bizim de hayata dair kendi planımız olsun istiyoruz.
 
Kızgınız dünyaya!
Etrafında döndüğümüz dünyanın, bizim düşüncelerimizin etrafında dönmesini istiyoruz!
Kızgınlığımızın sadece dünyada olan bitenler yüzünden olmadığını kabul edemiyoruz.
 
Yaşayamıyoruz hayatı!
Hiçbir an’ı tam yaşayamıyoruz, hep bir sonrakine hazırlık yapmakla meşgulüz.
Ya ötesindeyiz yaşadığımız an’ın, ya da gerisinde kalıyoruz.
 
İsyan ediyoruz!
Kuralları, tanımları kendimiz koyuyor, sonra o kurallara, tanımlara sığamıyoruz.
Ne memnunuz gerçeğimizden, ne gerçeğimizi değiştirebiliyoruz.
Hem çekip gitmek istiyor hem de hiçbir yere gitmek istemiyoruz.
 
Yorgunuz!
Çünkü göründüğümüz kişi değiliz, çok fazla maske taşıyoruz.
Sevilmek için doğal olmak yeterliyken, oyuncuyuz hepimiz, birbirimize sürekli rol yapıyoruz.
Maskenin ardında duranı, o maske çıkmadan tanıyabilmek için yoruyor, yoruluyoruz.
 
Suçluyuz!
Çünkü sessiz kalıyoruz.
Suskunluğumuzda boğulduğumuzu fark edemiyoruz!
Söylenmemesi gerekenlerin belki de, aslında söylememiz gerekenler olabileceğini hiç düşünmüyoruz.
 
Özgür değiliz.
Çünkü geçmişimizi oyunun dışında bırakamıyoruz.
Geçmişimizin hayatımız üzerindeki etki ve denetiminden kendimizi kurtaramıyoruz.
Her yerde olmak isteyip, hiçbir yerde olamıyoruz.
Özgürlüğün istediğimizi yapmak mı, istemediklerimizi yapmamak mı olduğunu çözemiyoruz.
 
Bir başınayız hayatta!
Kendimize kazanıp, kendimize kaybediyoruz.
Bugün ne kadarsak, hayatı da kendimize ancak o kadar yaşatıyoruz.

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Alexander Krivitskiy

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...