Ana içeriğe atla

Yarını bugünde hep, dünün anıları, sende bıraktıkları ile karşılayacaksın!


Hayat sanki sonu olmayan tek bir hareket gibi; senin onunla ilgili ne düşündüğünü, ondan ne istediğini hiç umursamadan, durmaksızın akmaya devam ediyor. 

Sen, o akıp giderken bir şeylere tutunup, onunla kalmak, onu bırakmamak için çabalamadığın da o her gün seni farklı farklı gerçekliklerle buluşturuyor.

Farklı olan sadece “bugün” de.
Dün bir önce bugündü.
Yarın ise bir gün sonra bugün olacak.
Dün, bugün için artık bir anı.
Yarınsa, zihnin senin için üretebildiği senaryolarla sınırlı olacak.

İşin zor tarafı;
Yarını bugünde hep, dünün anıları, sende bıraktıkları ile karşılayacaksın.
Dünün düşünceleri, önyargıları, bugünü hep dünün içine çekip, kendini biraz daha güçlendirmek ve sürekli geleceğe ulaşmak için çabalayacak.

Arzularının kaynağı haz ve zevk anıların, korkularının kaynağı ise acı ve ızdırap anıların olacak.

Sen dünün etkisiyle bugünü kontrolün altına alıp, yönetmek, kendini rahatlatmak için çalıştıkça, bugün, hayatın o sona ermeyen hareketinin içinden sana hep farklı bir şeyler gösterebilmek, keşfettirebilmek için çabalayacak.

Onun sana söylemek istediklerini ancak dünsüz, sessiz, sakin, elindeki verinin dünle sınırlı olduğunu kabul etmiş bir zihne sahip olduğun zaman duyabileceksin.

Yaşadığın her yeni deneyimin sana söylediklerini o anda fark edip, 
Bu yeni keşiflerinle dünü bugünde sürekli değiştirerek ilerlemeyi seçersen;

Seni bekleyen farklı farklı gerçeklikleri de görebilecek, 
Onlara dokunup onları da hissedebilecek, 
Kendini farklı duygularla, insan olmanın farklı halleriyle de tanıştırabileceksin...


Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Alireza Npa
 

Yorumlar

Popüler Yayınlae

Geçmiş olan ben'in, şimdiki ben'den ne istediğini aslında biliyorum!

  İnsanın hayatta bir şeylere tutunmaya, zihninde sürekli hayata dair kendini rahatlatacak yeni düşünceler, tanımlar, kayıtlar oluşturmaya gerçekten de ihtiyacı var mıdır? Bir insanın yaşadığı hangi deneyimler doğru, hangi deneyimler yanlıştır? Yaşadığımız deneyimleri doğru ya da yanlış yapan, sürekli geçmişten beslenen zihnimizin, onları dünün filtresinden süzerek yüklediği anlamlar mıdır?   Biz her ne kadar hayatımıza dair önemli kararları kendimizin verdiğini zannetsek de;   Aslında verdiğimiz o kritik kararlar, biz doğmadan önce hazırlanan reçetemizdeki formüle göre, zamanı geldiğinde zihnimizde sessizce baş veren, hikayemizin kaçıp kurtulamayacağımız kilometre taşları mıdır?   Hayatı gerçekten de yaşamış diyebileceğimiz o insan!?

Dün, bugün, yarın...

  “Dün, bugün, yarın” üçgeni içine sıkıştırdığımız zaman, bizi dünden uzaklaştırırken, aynı hızla da yarınlara doğru yaklaştırıyordu. Yaşananlar, bugün olduğunda, birer anıya dönüşüp düne takılırken, yaşanmak istenenler hayallere asılı bugünden yarınlara doğru uçuşuyordu. Dün bugünün korkusu, yarın bugünün umudu olmaya soyunduruldu. Dünden bugüne sızan korku, yarının umutlarının arasına sessizce kuşkuyu saldı. Kuşku, inancı boğdu, tüm zehirini an’a akıttı. Zehirlenen an, umutlarını yitirip, telaşla, bugünü, düne ve yarına iyice bulaştırdı. Dün, bugünü, eğer farklı bir şey yaparsa hiç bir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağıyla korkuttu. Yarın ise farklı bir şey yapmazsa herşeyin yine düne benzeyeceğiyle. Korkunun iyice esiri olan bugün, telaş içinde yarınlardan aldığı “hayalleri” hızla öğütmeye, onları “asla olamayacaklar” listesine kaydetmeye başladı. Yarının bilinmeyen mutlulukları, dünün bildik acılarına yenik düştü. Seçilmiş yalnızlıklar, öğrenilmiş çaresizliklere d...

Otobüsün içindeki son beş kişiydiler...

Son durağa doğru yaklaşan otobüsün içindeki son beş kişiydiler. Otobüsleri hergünkü gibi sıkışmış olan İstanbul trafiğinde adım adım ilerlerken, onlar kendi hallerinde, kendi düşünceleri içinde yüzmekteydiler. Orta kapının tam karsısındaki koltukta oturan siyah tayyörlü kadının gözü kaldırımda annesiyle tartışan genç çocuktaydı. Biraz buruk bir şekilde gülümsedi. “Üzgünüm senin için” dedi içinden. “Maalesef düzen böyle! Sen ne kadar kızsan da, sinirlensen de. Herkes senin için neyin iyi olduğunu, neyi yapman gerektiğini söyleyecek sana. Senin kendi yanıtlarını bulabilmen için inatla sana fırsat, şans tanımayacaklar. Kendi doğrularına inanman için seni hergün daha çok zorlayacaklar. Bir müddet sonra senin de ehlileşme sürecin başarıyla tamamlanmış olacak. Ve onlar seni başarıyla ehlileştirdikleri için kendileriyle gurur duyacaklar.” Orta kapının hemen yanındaki tek kişilik koltukta oturan kısa kızıl saçlı genç kadın elindeki telefona az önce gelen “Seni seviyorum” yazan mesajı okuyunca ...