Ana içeriğe atla

Yoksa sen de mi yaşadığın hayattan artık yoruldun?


Senin de mi bu aralar canın sıkkın?

Yoksa sen de mi yaşadığın hayattan artık yoruldun?

Belki de senin için de artık zamanı geldi!

Hadi, boz bu defa, yıllardır seni farklı hiç bir yere götür(e)meyen o ezberlerini.

Terk et, yıllardır peşlerinden gittiğin, seni hep aynı gerçekliklere ulaştıran o düşünceleri.

Bırak artık o kullanılmaktan aşınmış kelimelerle kurduğun, önceden kolaylıkla tahmin edilebilir cümlelerini.

Daha önce kullanmadığın kelimelerle, yeni, farklı cümleler kur kendine. 
Bu defa hayat(ın)a farklı bir pencereden, farklı bir gözle bakmayı dene…

İçinde hissettiğin şeyin adı “boşluk” değil,  kendini dinlediğin, içindeki daha önce hiç fark etmediğin sesleri de duyabildiğin kısa süreli bir “sessizlik” olsun…

İçini kaplayan şeyin adı “umutsuzluk” değil, kendini yeni bir başlangıç için hazırladığın kısa süreli bir “sukünet” olsun…

İçinde hiç bir şey dağılıp, yıkılmamış, hepsi yeni olacak olanlara izin vermek, onlara yer açmak için sana veda ediyor olsun…

Hayat  sana baktığında, bu defa karşısında farklı bir sen bulsun…

Ona bu güne kadar sana sunma izni vermediğin bir çok seçeneği, o da artık rahatça senin önüne koysun…

Haşim Arıkan


Fotoğraf : Unsplash / Spenser Sembrat

Yorumlar

Popüler Yayınlae

Geçmiş olan ben'in, şimdiki ben'den ne istediğini aslında biliyorum!

  İnsanın hayatta bir şeylere tutunmaya, zihninde sürekli hayata dair kendini rahatlatacak yeni düşünceler, tanımlar, kayıtlar oluşturmaya gerçekten de ihtiyacı var mıdır? Bir insanın yaşadığı hangi deneyimler doğru, hangi deneyimler yanlıştır? Yaşadığımız deneyimleri doğru ya da yanlış yapan, sürekli geçmişten beslenen zihnimizin, onları dünün filtresinden süzerek yüklediği anlamlar mıdır?   Biz her ne kadar hayatımıza dair önemli kararları kendimizin verdiğini zannetsek de;   Aslında verdiğimiz o kritik kararlar, biz doğmadan önce hazırlanan reçetemizdeki formüle göre, zamanı geldiğinde zihnimizde sessizce baş veren, hikayemizin kaçıp kurtulamayacağımız kilometre taşları mıdır?   Hayatı gerçekten de yaşamış diyebileceğimiz o insan!?

Dün, bugün, yarın...

  “Dün, bugün, yarın” üçgeni içine sıkıştırdığımız zaman, bizi dünden uzaklaştırırken, aynı hızla da yarınlara doğru yaklaştırıyordu. Yaşananlar, bugün olduğunda, birer anıya dönüşüp düne takılırken, yaşanmak istenenler hayallere asılı bugünden yarınlara doğru uçuşuyordu. Dün bugünün korkusu, yarın bugünün umudu olmaya soyunduruldu. Dünden bugüne sızan korku, yarının umutlarının arasına sessizce kuşkuyu saldı. Kuşku, inancı boğdu, tüm zehirini an’a akıttı. Zehirlenen an, umutlarını yitirip, telaşla, bugünü, düne ve yarına iyice bulaştırdı. Dün, bugünü, eğer farklı bir şey yaparsa hiç bir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağıyla korkuttu. Yarın ise farklı bir şey yapmazsa herşeyin yine düne benzeyeceğiyle. Korkunun iyice esiri olan bugün, telaş içinde yarınlardan aldığı “hayalleri” hızla öğütmeye, onları “asla olamayacaklar” listesine kaydetmeye başladı. Yarının bilinmeyen mutlulukları, dünün bildik acılarına yenik düştü. Seçilmiş yalnızlıklar, öğrenilmiş çaresizliklere d...

Otobüsün içindeki son beş kişiydiler...

Son durağa doğru yaklaşan otobüsün içindeki son beş kişiydiler. Otobüsleri hergünkü gibi sıkışmış olan İstanbul trafiğinde adım adım ilerlerken, onlar kendi hallerinde, kendi düşünceleri içinde yüzmekteydiler. Orta kapının tam karsısındaki koltukta oturan siyah tayyörlü kadının gözü kaldırımda annesiyle tartışan genç çocuktaydı. Biraz buruk bir şekilde gülümsedi. “Üzgünüm senin için” dedi içinden. “Maalesef düzen böyle! Sen ne kadar kızsan da, sinirlensen de. Herkes senin için neyin iyi olduğunu, neyi yapman gerektiğini söyleyecek sana. Senin kendi yanıtlarını bulabilmen için inatla sana fırsat, şans tanımayacaklar. Kendi doğrularına inanman için seni hergün daha çok zorlayacaklar. Bir müddet sonra senin de ehlileşme sürecin başarıyla tamamlanmış olacak. Ve onlar seni başarıyla ehlileştirdikleri için kendileriyle gurur duyacaklar.” Orta kapının hemen yanındaki tek kişilik koltukta oturan kısa kızıl saçlı genç kadın elindeki telefona az önce gelen “Seni seviyorum” yazan mesajı okuyunca ...