Ana içeriğe atla

Her şey sana, senin neye inandığına bağlı!


Sen de herkes gibi, fikirlerinle, düşüncelerinle dünyaya nüfus etmek için buradasın.

Varlığınla, hayata bir anlam, bir değer, bir renk daha katabilmek için…

Dünya denilen sahne, gerçekliklerin olası zaman dilimleri…
Sen içlerinden hangisini seçersen, o hayatın bir gerçeğine dönüşecek.

Her şey sana, senin neye inandığına bağlı!

Sabit bir zihinle, düşüncelerine körü körüne bağlanmış, gerçekleri zihninde somutlaştırmışsan,
Kolaylıkla tahmin edilebilir seçimlerinle, bugünde sürekli dünü tekrar edersin.

Gerçeğin olmakta olanın içinde sürekli hareket ettiğini keşfetmişsen,
Kıvrak zekanın, esnek yüreğinin seçimleriyle, dünyaya yeni, farklı gerçekleri armağan eder, 
Yaşamın bir yerinde, bir şeyleri, sen değiştirir ya da fitillerini ilk sen ateşlersin.

Hayat hayatla beslenir…
Yaratılan her yeni gerçekle, dünün düşünceleri, bugünde yeniden şekillenir.

Düşüncelerin değiştikçe, farklı seçenekler senin için artık görünür hale gelir.

Sen seçimlerini değiştirdiğinde,
Hayatın da değiştiğini fark edersin.

Önemli olanın düne dair anılara, düşüncelere, geçmişe sımsıkı tutunmak değil, 

Daima yaşamın kaynağından sana doğru akan öz’den beslenmek olduğunu keşfedersin…
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf : Unsplash / Diego Sanchez

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...