İnsanın hayatta bir şeylere
tutunmaya, zihninde sürekli hayata dair kendini rahatlatacak yeni düşünceler,
tanımlar, kayıtlar oluşturmaya gerçekten de ihtiyacı var mıdır?
Yaşadığımız deneyimleri doğru
ya da yanlış yapan, sürekli geçmişten beslenen zihnimizin, onları dünün
filtresinden süzerek yüklediği anlamlar mıdır?
Biz her ne kadar hayatımıza
dair önemli kararları kendimizin verdiğini zannetsek de;
Aslında verdiğimiz o kritik kararlar,
biz doğmadan önce hazırlanan reçetemizdeki formüle göre, zamanı geldiğinde zihnimizde
sessizce baş veren, hikayemizin kaçıp kurtulamayacağımız kilometre taşları
mıdır?
Hayatı gerçekten de yaşamış diyebileceğimiz
o insan!?
Hayat boyu zihninde en fazla anıyı anlamlandırıp, biriktirmiş olan mıdır?
Hayat boyu zihninde en fazla anıyı anlamlandırıp, biriktirmiş olan mıdır?
Yoksa yaşadığı anları daima duyusal olarak yaşayıp, onları bütünleyip, duygusal çemberlerini tam kapatıp, onları geçmişte bırakmayı başarabilmiş olan mıdır?
Bir insanın hayatta kendisine verebileceği en büyük hediye;
Olmuş olan ile olacak olan
arasında,
Olanları hiç hatırlamadan yaşayabilmeyi başarmak mıdır?
Olanları hiç hatırlamadan yaşayabilmeyi başarmak mıdır?
Haşim Arıkan
Fotoğraf: Unsplash / Marc-Olivier Jodoin

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder