Ana içeriğe atla

Bazı ilişkiler seni yeniden doğururken, bazıları senin bir parçayı rehin alıyor.

Zihin yaşadığın her yeni deneyimle birlikte, senin için yeni, farklı düşünceler üretmeye başlıyor.
Bazı eski düşüncelerininse, bu yeni deneyimler sayesinde anlamları kayboluyor ya da anlamları değişiyor. 

Seni sürekli bir ruh halinden alıp diğerine aktararak seyir ediyor hayat.
Yolculuğun boyunca yaşattığı ilişkilerle sana, insan olmanın farklı farklı hallerini, nedenlerini gösteriyor.

Bazı benzer hayatlar, yolları senin hikayenle kesiştiğinde, sürekli senin hayatına takılıp, dolanıyor.
Yaşadığın bazı ilişkiler seni yeniden doğururken, bazı ilişkiler senden bir parçayı rehin alıyor.

İki kişi başlayan ilişki bir süre sonra, her iki tarafın da bir zamanlar onun için önemli rollere sahip olan ve yıllardır bavulunda taşıdığı kişilerle iki kişilik kalabalıklara dönüşüyor. 

Girdiğin her yeni kalabalıksa aslında hayatına, yıllardır senin de bavulunda taşıdığın o insanlara farklı bir gözle bakman için zorluyor seni.
Ve sen, bir gün onlara farklı gözle bakabilmeyi başardığında, düşüncelerin, geçmişin değişiyor.
Sen değişiyorsun. 

Sen değiştikçe, yani içindeki gerçek seni yeniden keşfettikçe, birilerini artık hayatında istemiyorsun…
Ulaştığın yeni farkındalıklar ve geçmişi yeniden yorumlayan bugünkü yetişkin bilincin sayesinde, geçmişindeki açık kalmış çemberleri, açık hesapları yavaş yavaş kapatıyorsun.
Ve en nihayetinde de, yıllardır bir türlü sürdüremediğin o ilişkilerle de vedalaşıyorsun…

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash /Romain Rullaud

 

Yorumlar

Popüler Yayınlae

Geçmiş olan ben'in, şimdiki ben'den ne istediğini aslında biliyorum!

  İnsanın hayatta bir şeylere tutunmaya, zihninde sürekli hayata dair kendini rahatlatacak yeni düşünceler, tanımlar, kayıtlar oluşturmaya gerçekten de ihtiyacı var mıdır? Bir insanın yaşadığı hangi deneyimler doğru, hangi deneyimler yanlıştır? Yaşadığımız deneyimleri doğru ya da yanlış yapan, sürekli geçmişten beslenen zihnimizin, onları dünün filtresinden süzerek yüklediği anlamlar mıdır?   Biz her ne kadar hayatımıza dair önemli kararları kendimizin verdiğini zannetsek de;   Aslında verdiğimiz o kritik kararlar, biz doğmadan önce hazırlanan reçetemizdeki formüle göre, zamanı geldiğinde zihnimizde sessizce baş veren, hikayemizin kaçıp kurtulamayacağımız kilometre taşları mıdır?   Hayatı gerçekten de yaşamış diyebileceğimiz o insan!?

Dün, bugün, yarın...

  “Dün, bugün, yarın” üçgeni içine sıkıştırdığımız zaman, bizi dünden uzaklaştırırken, aynı hızla da yarınlara doğru yaklaştırıyordu. Yaşananlar, bugün olduğunda, birer anıya dönüşüp düne takılırken, yaşanmak istenenler hayallere asılı bugünden yarınlara doğru uçuşuyordu. Dün bugünün korkusu, yarın bugünün umudu olmaya soyunduruldu. Dünden bugüne sızan korku, yarının umutlarının arasına sessizce kuşkuyu saldı. Kuşku, inancı boğdu, tüm zehirini an’a akıttı. Zehirlenen an, umutlarını yitirip, telaşla, bugünü, düne ve yarına iyice bulaştırdı. Dün, bugünü, eğer farklı bir şey yaparsa hiç bir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağıyla korkuttu. Yarın ise farklı bir şey yapmazsa herşeyin yine düne benzeyeceğiyle. Korkunun iyice esiri olan bugün, telaş içinde yarınlardan aldığı “hayalleri” hızla öğütmeye, onları “asla olamayacaklar” listesine kaydetmeye başladı. Yarının bilinmeyen mutlulukları, dünün bildik acılarına yenik düştü. Seçilmiş yalnızlıklar, öğrenilmiş çaresizliklere d...

Otobüsün içindeki son beş kişiydiler...

Son durağa doğru yaklaşan otobüsün içindeki son beş kişiydiler. Otobüsleri hergünkü gibi sıkışmış olan İstanbul trafiğinde adım adım ilerlerken, onlar kendi hallerinde, kendi düşünceleri içinde yüzmekteydiler. Orta kapının tam karsısındaki koltukta oturan siyah tayyörlü kadının gözü kaldırımda annesiyle tartışan genç çocuktaydı. Biraz buruk bir şekilde gülümsedi. “Üzgünüm senin için” dedi içinden. “Maalesef düzen böyle! Sen ne kadar kızsan da, sinirlensen de. Herkes senin için neyin iyi olduğunu, neyi yapman gerektiğini söyleyecek sana. Senin kendi yanıtlarını bulabilmen için inatla sana fırsat, şans tanımayacaklar. Kendi doğrularına inanman için seni hergün daha çok zorlayacaklar. Bir müddet sonra senin de ehlileşme sürecin başarıyla tamamlanmış olacak. Ve onlar seni başarıyla ehlileştirdikleri için kendileriyle gurur duyacaklar.” Orta kapının hemen yanındaki tek kişilik koltukta oturan kısa kızıl saçlı genç kadın elindeki telefona az önce gelen “Seni seviyorum” yazan mesajı okuyunca ...