7 Nisan 2026

Yaşamak için uğraşırken acaba yaşamdan mı uzaklaşıyoruz!


Hatırlıyor musun?

En son ne zaman emindin, doğru yolda yürümekte olduğundan?
En son ne zaman geleceğine dair kocaman bir gülüş vardı yüzünde?
En son ne zaman yarını düşününce kendini rahat, huzurlu ve mutlu hissettin?

Yarın!
Dünden ona sızmaya çalışan, önyargılar, kuşkular, tereddütler, korkular!
Dün ne kadar zor olursa olsun, insan dünü bugünün öğretmeni yapmayı başarabildiğinde, elinde aslında her gün zenginleşmakte olan ne büyük bir hazinesi var.

Yarın,
Yeni bir gün.
Her yeni gün, dünden farklı, yeni bir şey daha deneyimlemek, yaşamın hazırladığı sürprizlerin peşine takılmak için yeni bir fırsat.

Hayat, insan için hiç bitmeyen bir düşler ve gerçekler yarışı.
Düşler her zaman önden gidiyor, gerçeklerse onu takip edip en son sözü söylüyor.

Yaşam bir taraftan bizi düş kırıklığına uğratsa da diğer taraftan da bize sürekli yeni ipuçları vermeye devam ediyor.

Peki o zaman önemli olan ne?

Sadece düşünebilmek, yarını bugünde düşleyebilmek mi?
Yarın olduğunda gerçeğe dönüşmeyen dünün düşünceleri için kızıp öfkelenmek, sürekli yeni, yeni yargılar, korkular üreterek tedirgin bir halde yola devam etmek mi?


Yoksa düşüncelerinle yarının arasındaki ilişkiyi çözebilmek, hangi düşüncelerin yarını kirlettiğini, yaraladığını, hangi düşüncelerin yeni yarınlar yarattığını fark edebilmek , dünün kalıpları yıkarak, her günde yeni bir son daha yaparak, hikayende yeni yeni gerçekler üretebilmek mi?

İnsan kendine ve hayata olan inancını kaybedip, yarınları sürekli korkarak, hiç bir şey yapmadan harcarsa, elinde boş dünlerden başka ne kalır ki?

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / GN Group

Hiç yorum yok: