Ana içeriğe atla

Yaşamak için uğraşırken acaba yaşamdan mı uzaklaşıyoruz!


Hatırlıyor musun?

En son ne zaman emindin, doğru yolda yürümekte olduğundan?
En son ne zaman geleceğine dair kocaman bir gülüş vardı yüzünde?
En son ne zaman yarını düşününce kendini rahat, huzurlu ve mutlu hissettin?

Yarın!
Dünden ona sızmaya çalışan, önyargılar, kuşkular, tereddütler, korkular!
Dün ne kadar zor olursa olsun, insan dünü bugünün öğretmeni yapmayı başarabildiğinde, elinde aslında her gün zenginleşmakte olan ne büyük bir hazinesi var.

Yarın,
Yeni bir gün.
Her yeni gün, dünden farklı, yeni bir şey daha deneyimlemek, yaşamın hazırladığı sürprizlerin peşine takılmak için yeni bir fırsat.

Hayat, insan için hiç bitmeyen bir düşler ve gerçekler yarışı.
Düşler her zaman önden gidiyor, gerçeklerse onu takip edip en son sözü söylüyor.

Yaşam bir taraftan bizi düş kırıklığına uğratsa da diğer taraftan da bize sürekli yeni ipuçları vermeye devam ediyor.

Peki o zaman önemli olan ne?

Sadece düşünebilmek, yarını bugünde düşleyebilmek mi?
Yarın olduğunda gerçeğe dönüşmeyen dünün düşünceleri için kızıp öfkelenmek, sürekli yeni, yeni yargılar, korkular üreterek tedirgin bir halde yola devam etmek mi?


Yoksa düşüncelerinle yarının arasındaki ilişkiyi çözebilmek, hangi düşüncelerin yarını kirlettiğini, yaraladığını, hangi düşüncelerin yeni yarınlar yarattığını fark edebilmek , dünün kalıpları yıkarak, her günde yeni bir son daha yaparak, hikayende yeni yeni gerçekler üretebilmek mi?

İnsan kendine ve hayata olan inancını kaybedip, yarınları sürekli korkarak, hiç bir şey yapmadan harcarsa, elinde boş dünlerden başka ne kalır ki?

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / GN Group

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...