İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

Acaba yüzde kaçı yarattığı etkinin gerçekten farkındaydı?

Yine yoğun geçen bir günün akşamında, iş hayatında uzunca bir süredir devam eden yüksek tempodan artık yavaş yavaş yorgun düşmeye başlayan beynini biraz olsun dinlendirebilmek amacıyla, rastgele blogların arasında dolaşmaya başlamıştı. Bir blogdan, ötekine, bir yazıdan, diğerine. Hiçbirine yorum bırakmıyor, sadece okuyor, okuyor, okuyor du. Bazen okuduğu bir yazının en sonunda, bazen okuduğu bir cümlenin sonunda, duruyor, düşünüyor, sanki, yeni yada zaman içinde unuttuğu bir şeylerin farkına varıyor, onları hatırlıyor, özenle içine sindiriyordu.

Son okuduğu yazıyı bitirdiğinde durdu, başka bir yazıya geçmedi. İnternet üzerindeki, bugüne kadar keşfetmiş olduğu ve daha henüz keşfetmemiş olduğu binlerce blogu ve onların yazarlarını düşündü. Hergün bir sürü blog yayına veriliyordu. Bu blogları okuyan yüzlerce, binlerce kişi de, onları okuyup yorum bırakıyordu.

Acaba bu blogları yazanların yada onlara yorum bırakanların, yüzde kaçı yazdıklarının, onları okuyan kişiler üzerinde yarattığı etkinin gerçekten farkındaydı?

Sürekli; yazdıkları yazının belki tamamı, belki bir cümlesi, belki de bir paragrafı ile, isteyerek yada istemeyerek, bilerek yada bilmeyerek, hiç tanımadıkları belki de hiç bir zaman tanışmayacakları insanlara dokunuyorlardı. Belki anlık, belki de uzun süre iz bırakacak etkileriyle… Ve bu söz konusu bu etki doğal olarak okuyan kişinin duygusal alanlarında, duygusal bedenlerinde oluyordu. Okuyan kişi, yazan kişinin fikirlerini önemsiyor ve onları değerli buluyorsa yaratılan etki de kat kat artıyordu.

Düşündü… Acaba yüzde kaçı, yazdıklarının, ya insanların içindeki olumlu duyguları harekete geçirip bu duyguları coşturduğunun, yada tam tersine bu duyguları zehirleyip kuruttuğunun farkındaydı? Yüzde kaçı yazdıkları satırları okuyanların zihninde yeni pencereler açmak için, yüzde kaçı ise okuyanların zihnindeki, onu daraltan duvarları daha da sağlamlaştırmak için kullanıyordu? Yüzde kaçı yazdıklarını okuyan insanlar üzerinde yarattığı bu etkinin, sorumluluğunu bilinçli olarak üstlenebiliyordu?

Acaba bloglar için yazılmış olan bu satırlar, günlük hayatta ağzımızdan çıkan sözcükler için de bir anlam ifade ediyor muydu?

22 Mart 2009
Haşim A.

14 yorum:

LÂL dedi ki...

söz kalpten çıkarsa kalbe, dudaktan çıkarsa kulağa ulaşır bilirim..

yazdıklarımla birinin aklını yada ruhunu zehirlemiş olmaktan korkarım.. Hepsi kalptendi zira..

Yazılan her kelime büyüdür, sihirdir, duadır inanırım.. Tıpkı dilimizden her çıkan gibi..
ve yazdıklarınız.. ediyor.. inanın..
sevgiler..

Uzağa Giden Kadın dedi ki...

Sevgili Haşim Arıkan,

Bam teli denen şey varya işte ona dokunmuşsunuz. Aslında yazılarınız merdiven gibi. Hiç biri bir diğerinden kopuk değil. Basamakları da sizi okurken beşer onar çıkamıyorsunuz. Ben size farkındalıkla yakalım geldiğimiz nokta budur. Bu da tesadüf değildir. Sorguladığımız şey aslında kendilik değerimiz, farkındalığımız ve çevreye bunları ne derece yansıttığımızla ilgili. Kişi önce kendinin farkında olmalı. Bu farkındalığı fark etmeli.. Yani bir derviş bunu yüzyıllar önce söylemiş Bir ben var bende benden içeri diye..........

İnsan insanın zehrini alıyor. Ortak paydaları bulmak bekli bizi çoğaltıyor, üretmeye sevk ediyor. Ama her yazıda aynı duyarlılık yok. Çünkü yaşamda sadece eşref saatleri yok. Bazen "geyik" zamanlar, bazen depresyonlar bazen ........... Liste uzar gider. Ben yazınızdan payıma düşeni aldım. Dilerim bir gün kafama bahar da savrulan yapraklar düşer. Yağmur güzel ama artık yeter...

Selamlarımla

Aslı'dır dedi ki...

Yazınızda daha ilk satırdan kendimi buldum sonrası çorap söküğü gibi geldi. O blog yazarlarından biri oldunuz benim için..
Elinize sağlık.

Brajeshwari dedi ki...

Sözcükleri kullanmak, kılıç kullanmaktan daha büyük bir sanattır.. Böyle okumuştum bir yerde..

Hep diyorum.Güzel şeyler yazmalı, güzellikleri büyütmeli diye.. Bugun yediğimiz, içtiğimizden, kızdığımızdan çok daha muhim birşey var orada oracıkta durmakta, adı Umut..Adı Sevgi.. Adı Birlik.. Sözcüklerle köprü kuruyoruz birbirimize ve topraklarımızda yetişen Umutları ve mutlulukları besliyoruz hep beraber..Ben böyle görüyorum.Sormuyorum bile, beni zehirleyen var mı diye..Orada da yeşerecek bir tohum vardır diye..

Sevgilerimle....

tutsak dedi ki...

Sevgili Haşim
Gerçekten çok güzel bir konuya değinmişsin. Birşeyleri paylaşmak için yazıyorsa insan sorumluluk hissediyor ve hissetmeli bence. Ancak bazı dostlarımız sadece içini dökmek, deşarj olmak için yazıyorlar onları da neden hep karamsarsın, neden böyle negatif şeyler yazıyorsun diye suçlamamak gerek diye düşünüyorum.Sonuçta belki de o kişi sıkıntılarına yardım bulabileceği bir dost eli sıcak bir umut ışığı arıyor olabilir. Bizler fikirlerimizi paylaştığımız kadar da birlikte büyüyoruz diye düşünüyorum ve benzer düşünce tarzına sahip olan kişiler genellikle birbirlerini izleyip okuyan kişiler oluyor. Bunun yanısıra sadece kendisini ispat etmek, bişey olmak, her yazılana alternatif üreterek gündeme gelmek isteyenlerde var ancak onlarında ne kadar başarılı oldukları ortada. Ben izlediğim ve izlendiğim blog arkadşlarımın hepsini bu konuda genellikle duyarlı ve sorumluluk taşıyan kişiler olduğunu görüyorum ve her geçen gün de büyüyen bir grup olduğumuzu görmek beni mutlu ediyor.
Sevgilerimle

Haşim Arıkan dedi ki...

Sevgili Tutsak,

Sanırım bir yanlış anlama olmuş, bunu düzeltmek istiyorum. Yorumunuzdaki suçlamak kelimesi açıkcası beni biraz rahatsız etti. İnandığım masallar da hiç bir zaman, hiç kimseyi suçlamak gibi bir niyetim bugüne kadar asla olmadı, olamaz da. Çünkü böyle bir hakkı hiç bir zaman kendimde görmedim, göremem de. İnandığım masalları burada paylaşmamın tek bir amacı vardır o da sadece farkındalık yaratabilmek. Çünkü ben de kırkbeş yıllık yaşam deneyiminde, okuduklarımın, duyduklarımın, gördüklerimin yardımıyla kendi içimdekileri, kendimi fark ettim/ediyorum.

Geçenlerde Brajeshwari'nin bıraktığı çok beğendiğim bir yorum vardı bana. "Hata yoktur, deneyim vardır" diye. Ben de onu söyle değiştirmek istiyorum. Ortada bir suç ve/veya suçlu yok, sadece deneyim var:))

Sevgi ve saygılarımla:))

Belgin dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
tutsak dedi ki...

Sevgili Haşim sanırım hata bende. Ben asla senin kimseyi suçladığını ima ederek yazmamıştım. Zaman, zaman hepimiz öfkemize, günlük yaşamın sorunlarına yenik düşebiliyoruz belki de kendi kendimle hesaplaşmam dı yazdıklarım ya da suçlayan birileri varsa belki farklı bir bakış açısından görmelerini sağlamaktı.
Sevgilerimle.

guguk kuşu dedi ki...

sanırım tam o anda yazdığım şeye iftiyacı olan ve bu ihtiyacının farkında olan ve değişiklik yapabilme cesaretini kaybetmemiş birilerinin yüreğine küçük bir dokunuş bırakmış olabilirim. Bilmemk,, bazıları öylesine dokunmuştu bazen yüreğime

Filiz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
sufi dedi ki...

Blog yazarı yazılarıyla hem kendini hem okuyanları irşad edip günlük serzeniş ve mutluluklarını paylaşıyor bence.Gazete köşe yazarlarından daha çok okunmaya layık ve tarafsızlar ne de olsa.
Sevgilerimle.

Haşim Arıkan dedi ki...

Sevgili Filiz

Açıkcası neler oldu, nelerden, kimlerden bahsediyorsun. Ben bu konuya neden, nasıl dahil oldum. Beni neden zor durumda bırakıyorsun inan hiç bir şey anlamadım. Anlamakta istemiyorum açıkcası. Önemli olan artık kendini iyi hissetmen sanırım. Herşey gönlünce olsun. Sevgi ve saygılarımla

denizim dedi ki...

Ben tesadüf sonucu buldum sizi ve okumadan edemiyorum bazı yazılarınızda kendimden bir şeyler buluyorum ve benim için anlam ifade ediyor hıı diyorum bak bende bazen yapıyorum bunu demek ki karşı taraf böyle anlıyor.
Saygılarımla.

Filiz dedi ki...

Sevgili Dost...
Doğru siz ne olduğunu bilmiyorsunuz ama ben çok iyi biliyorum. Ben böyle hep karşımda biri varmış gibi yazdığım için belki de bilmiyorum... Yazdığım yazıların altına adını yazan kişiden tutun da, (Onlar benim hayallerimdi) insanlara verdiğim değeri, yanlış isimlendiren kişiye kadar, bununla yetinmeyip adsız kimliğiyle farklı yerlerde beni üzmeye devam eden ve birde bunu anlamam için bana haber veren kişiyi bile affetmişken, neden aynı anlayışın binde birini bile göremediğim bir dönemde sanırım yazılarınızda çok şey bulmuşum. Herşeye rağmen hep kendimi suçlu görüp affedilmeyi boşa beklemişim. Ben kendimi affetmemişim.
Kendime değer vermemişim. Sonuç: Ben yine "Dünyayı Sevmeye Devam Edeceğim"
Babam öyle öğretti...
Daha önce silmiştim yorumumu şimdi bunları paylaşmak istedim....
Bu arada şarkıların bir kısmı değişmiş mi ? bana mı öyle geliyor :))
Genelde yeni yazı olmasa bile sırf şarkılar için bile sayfanız genelde bende açık oluyor.
Herşey için teşekkür ederim.

Bumerang - Yazarkafe
Related Posts with Thumbnails
Copyright © 2006-2015 Haşim Arıkan

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim-1: inandigimmasallar@yahoo.com
İletişim-2: hasimarikan@hasimarikan.com