4 Nisan 2007

Bilmeden belki de hayatındaki en son fırsatı da tepersin.

Bazen insan ne kadar direnirse dirensin tükeniyor içinde birşeyler.
Aynı evi paylaşan, iki kişilik yanlızlıklara dönüşüyor ilişkiler.

Bunu görse de ondan vazgeçmeye bir türlü cesaret edemiyor insan.
Tanıdık, bildik olması, ona güven veriyor, bu yüzden de bir türlü ondan vazgeçip gidemiyor.
Aklına zaman zaman yeni olan gelip çöreklense de bir türlü cesaret edemiyor.
Bu yüzden de yanıbaşında hayatına girmek için sırasını bekleyeni hiç bir zaman göremiyor.
Bilmeden belki de hayatındaki en son fırsatı da tepiyor.

Kimimiz, gönül bağı, sadakat anlamlarını yüklüyor bu duruma.
Belkide, onu mutlu etmeyen, acı veren bu yaşadığını, kendince anlamlandırabilmek, kendini biraz olsun rahatlatabilmek adına.

İnmeye cesareti olmadığı için; yıllar önce bindiği bir otobüste, ona hiç keyif vermeyen bir manzarayı seyrede seyrede seyahatine devam ediyor.
Aklına zaman zaman bir sonra ki durakta inmek gelse de, buna bir türlü cesaret edemiyor.
Bu yüzden de, bir sonraki otobüsün onu istediği, hayal ettiği ilişkiye götürüp götüremeyeceğini hiç bir zaman bilemiyor.
Bilmeden belki de hayatındaki en son fırsatı da tepiyor.

Oysa herşey insanın hep önünde, onun seçimini bekliyor.
İnsan;
Ya kendini mutlu edebilme cesareti gösteriyor.
Ya da bilmeden belki de hayatında ki en son fırsatı da tepiyor.
Ya gerçekten mutluyum diyor.
Ya da, o da mutluluk oyununu oynuyor.

04 Nisan 2007
Haşim A.

Hiç yorum yok:

Öne Çıkan Yayın

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Hergün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Bu hayatın ne için yaş...