İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

Seni seviyorum…

Önce elindeki okuduğu kitabı kapatıp yanındaki sehpanın üzerine bıraktı genç adam. Ardından da başını koltuğa yasladı ve gözlerini kapatıp okuduğu kitabın zihninde cesur sorular oluşturmasına izin verdi. Biliyordu ki kendine sorduğu her cesur soru, onu merak ettiği cevaplara biraz daha yaklaştıracaktı. İlk soru zihninde anında belirmişti.

Sahi neden korkuyorum?
Gerçekte kim olduğunu ifade ederek yaşamaktan?
Neden kendimi sürekli yetersiz hissediyorum?
Neden yeteri kadar iyi bulmuyorum kendimi?
Neden mükemmel olamadığım için kendimi red etmeyi seçiyorum?
Neden sürekli suçluyor, kendimi affedemiyorum?
Kendimi neden olduğum gibi sevemiyorum?

Acaba ben hep mi böyleydim?
Yoksa sonradan mı bu hale geldim?
Kimler beni bu hale getirdi?
Kimler beni bu yola çıkardı?
Kimler bugüne, bulunduğum bu noktaya taşıdı?

Nedenler, niçinler, nasıllar…

Artık bunların bir önemi var mıydı?
Şu anki gerçeği değiştirebilirler miydi?
Geçmişte bir yerlerde, birileri tarafından, bir şekilde, böyle düşünmesi gerektiğine, böyle olduğuna inandırılmıştı ama bugün şimdi neye inanıp, neye inanmayacağının kararını verebilecek, bunun seçimini özgürce yapabilecek durumdaydı.
Bu düşüncelere bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da inanarak yaşamaya devam etmek yada kendini her koşulda sevmeyi, her zaman affetmeyi, tamamen özgür bırakabilmeyi tercih etmek artık tamamen kendisinin bireysel kararıydı.
Belki neyi yaşayacağına karar veremiyordu ama nasıl yaşadığına/yaşayacağına her zaman o karar veriyordu.

Değişime sadece bir düşünce uzaklığındaydı. Değişim için ihtiyacı olan süre, sadece bir an'dı.

Oturduğu koltuktan kalktı ve banyoya doğru yürüdü. Banyoda ki aynanın karşısına geçip gözlerinin içine, en derinlerine, yüreğine ulaşmaya çalıştı. Ağzından az sonra dökülecek cümlelerin, benliğinde yarattığı o harika titreşimi önce yüreğinde hissetti. Kaynağı tamamen kendisi olan, içten gelen bir arzuyla aynaya bakıp gülümsedi.

“ Seni seviyorum. Seni affediyor ve tamamen özgür bırakıyorum”

04 Ocak 2009
Haşim Arıkan

10 yorum:

Evren dedi ki...

Keşke dilimizin söylediği, aklımızdan geçtiği gibi kolayca affedebilsek ve hatta sevebilsek kendimizi. Bugün yaşşa benden oldukça büyük bir arkadaşım "benim gibi olma daha çok gençsin, bir an önce kendini affetmeyi ve sevmeyi öğrenmeli, hatta başarmalısın" dedi. Ne tesadüf üstüne senin yazın bir kere daha hatırlattı. Kalemine sağlık. Sevgiler...

Brajeshwari dedi ki...

Ne güzel bir olumlama çalışması bu.. Cocukluğumuzdan başlıyor.Biz herkesi sevmeye ve kendimizi sevdirmeye şartlanıyoruz. Kendimizi sevmeleri oralarda unutuyoruz.Sonra başka kodlar giriyor hayatimiza böylece..

Aynaya baktığımız her an kendimizi ne kadar sevdiğimizi ve değerli olduğumuzu söylemeliyiz kendimize..

böcük dedi ki...

her şey insanın kendini sevmesi ve onunla barışması ile başlıyor galiba :)

sufi dedi ki...

Önce kendini affetmek, sonra yaratılmış kendini sevmekle başladı herşey. Adım adım Anadolu gibi, adım adım ÖZeydi yolculuklar.
Başarılar arkadaş Dilek.

metanoia forever dedi ki...

sana gurdjieff, ouspensky, bennet, msurice nicoll kitapları okumanı tavsiye edebilirim ne yazıyorlar diye sorarsan: FARKINDALIK:

şirinem dedi ki...

Günaydın evet önce kendimizi sevmeliyiz sonrası geliyor zaten yaşadığımız iç çatışmalarımızdan kendimiz istersek anca kurtulabiliriz. Kısacası bize bizden başkası yardım edemez ne güzel yazmışsınız ellerinize sağlık.

YALNIZLIK OKULU dedi ki...

Haşim abi bir ara pası ile mimlendiniz haberin olsun abicim...

Elif..den dedi ki...

çok güzel bir yazıydı kendimizle ilişkilerimiz.
hiç kendimizi anlamaya çalışmıyoruz .bir kabul etsek benligimizi..kabul etmeyede yanaşmiyoruz..
ne olacaksa sonu artık...
bir bilinmez denklemler içindeyiz...

bgmedia dedi ki...

orda kendine sorduğum tüm soruları ben de soruyorum kendime hep...

cevapları bulmak iyi olurdu.

:)

efsa dedi ki...

hayatımın 10 senesi kendi kendimi sorgulamak ve affetmeye calışmakla geçti.
nesillerce sürüp gelen bir kendimizi ispatlama denen şeye maruz kaldık. Bunun doğrultusunda yap(a)madığımız şeyler yüzünden kendimizi, hayatı, kaderi sorgular olduk. Mutluluk kendi içimizde idi ve kendimizi ancak biz mutlu edebilirdik. Ama tek yaptığımız onu başkalarından beklemek oldu senelerce...

Son 2 yıl boyunca her gün aynaya baktım ve kendimi sevebilecek bir yön aradım gözlerimde, kızımında gözlerinde bile aradım onu.
En sonunda buldum mu? büyük bir parça, ama hala tamamlanmış değilim... ama biz insanoğlu her gün yeni bir şey keşfediyoruz. Gerek kendimizde, gerek dışımızda.

Güzel bir yazıydı teşekkür ederim.

Bumerang - Yazarkafe
Related Posts with Thumbnails
Copyright © 2006-2015 Haşim Arıkan

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim-1: inandigimmasallar@yahoo.com
İletişim-2: hasimarikan@hasimarikan.com