24 Aralık 2010

Anlatılan hikayelerin en tatlısı ve en acısı...


Bir başkasının varlığının böylesine farkında olmak!
Onu bir ihtiyacınmış gibi görmek.
Kendini ona bu kadar yakın hissedebilmek!
Henüz tanışmamış olsan da onun bu dünyada var olduğunu bilmek.

Onu bulduğunda;
Bütün dünyadan uzaklaşmak.
Sadece onun düşüncesiyle yalnız kalmayı arzulamak.
Onu düşünmek.
Ona ihtiyaç duymak.
Kaçınılmaz bir şekilde sürekli onu yeniden görmeyi arzulamak.
Sabahları onun nasıl uyandığını düşünerek uyanmak.

Onun neler düşündüğünü hayal etmek.
Zihninde ki ona dair hayalleri sanki onunla bir temasmış gibi hissetmek.

Bütün bu hissedilenler yaşamın içinde sanki insana güç veren bir durak gibi,
Belki de insanın sürekli ileriye doğru gitmek istemesi, ona güç veren bu duraklar yüzünden değil mi?

24 Aralık 2010
Haşim Arıkan

Fotograf: All Good things

3 yorum:

Brajeshwari dedi ki...

Durak mı? Duraklar mı?

Bazen o durakta sana sarılan annen, bazen çocukluğun, bazen hayatına dokunan bir dost, bazen sevgili...

Bir başkasının varlığında kendini tanımlı bulmak... Aslında hepsi aynı şeyi hatırlatır bize... Her sarıldığımız sevgidir ve Her buluştuğumuz hepimizizdir, Bir'dir..


Teşekkürler...:)

Haşim Arıkan dedi ki...

Duraklar daha doğru değil mi? Hemen değiştiriyorum. Teşekkürler:)

beenmaya dedi ki...

dur. ilerle.
dur ama ilerle.
dur ve ilerle.
yürüyen merdiven gibi...

demişti bir dost bana. bu duraklar da ilerlemenin bir parçası değil mi?

Öne Çıkan Yayın

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Hergün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Bu hayatın ne için yaş...