31 Aralık 2025

Bir tarafa kazandırıp, diğer tarafa kaybettirmeyen güçlü bir duygu!

 

Yalnızlığının lüksü içinde yaşadığı çatı katındaki dairesinin camından, akşam karanlığının çökmekte olduğu şehire doğru baktı...

Binaların yavaş yavaş yanan ışıklarının, şehrin sülietini oluşturmalarını izledi bir süre, keyifle. Sonra müzik setine doğru yöneldi. Son bir kaç gündür değişmeyen cd’yi bir kez daha kutusundan çıkartıp, cd çalara yerleştirdi ve sesini çok hafif açtı. 

Odanın içine yayılmaya başlayan müziğin tınıları, onun kulaklarına ulaştığında büyük bir keyifle gözlerini kapadı. Çalan parçanın o inanılmaz güzellikteki giriş bölümü bitene kadar, sanki bestecisine karşı bir saygı duruşunda bulunurcasına, olduğu yerde hiç kıpırdamadan durdu ve dinledi…

Parçanın giriş bölümünün sona ermesi ile birlikte, şehrin sülietine bakan koltuğuna oturdu. Çöken karanlıkla birlikte, binalardan kaldırımlara dökülmeye başlayan ışıkların altında, elele yürümekte olan çiftleri takip etti gözleri. 

Yaşadıkları, yaşamakta oldukları aşkları, aşklarına yükledikleri anlamları düşündü

Bu düşüncesinin sonuçsuzluğunu fark edince de, gülümsedi ve başkalarının yaşadıklarını anlamaya çalışmak yerine, kendisinin uzun süredir uzak kaldığı bu harika duyguyu kendince tanımlamaya çalıştı.

Uzun zamandır aşık olamadığı için mi, aşka çıkar karıştırıldığını düşündüğünü, yoksa aşkın içinde var olan çıkar ilişkisi yüzünden mi artık aşık olamadığını düşündü. 

Bir karar veremedi…

27 Aralık 2025

Değişmek zor gelince zincirleri bile insana konforlu gelebilir.


Susuyordu... 

Susuyor ve son dönemde yaşadıklarını düşünüyordu! 
O susunca da, her zaman olduğu gibi içindeki o ses, onunla iletişime geçiyordu!

“Daha ne istiyorsun ki?” dedi. “Ne güzel işte! Tamamen özgürsün artık. Bundan sonra ne korkman gereken bir şey, ne de hesap vermen gereken biri var!” Onun bu manidar sözlerinin ardından yüzünde acıyla karışık yarım bir gülümseme belirdi. Tam o anda da anılardan uçup gelen iki cümle beynine bir hançer gibi saplanıverdi.

Birlikte olmamızı gerçekten çok istiyorsan, önce beynindeki bazı peşin hükümleri, tanımları, korkuları yıkman gerekiyor. Yoksa bir gün onlar bu ilişkiyi yıkacak...

26 Aralık 2025

Hayat ona bakan gözlere göre anlam değiştirebilen, manası ona bakanın zihninde şekillenen büyülü bir şey.


Zaman zaman düşünür müsün hiç?

Ben, bugüne kadar;

Nelerle mücadele ettim?
Hangi zorlukların üstesinden geldim?
Hangi imkansızlıkları aştım?
Nasıl mucizeler yarattım?
Ne zaferler kazandım?

Diye...

Bir insanın yüzündeki kırışıklıklar ve çizgiler, geçmişteki mutluluk ve üzüntüleri, zafer ve yenilgileri, idealleri ve deneyimleri anlatır diyorlar.

23 Aralık 2025

Hissettiklerim ayrı, hissedemediklerim ayrı yanıyordu içimde!


Düşündün mü hiç?

İçinde taşıdığın, yaradılışının sana armağanı, kendini tanımana yardımcı olan, seni sen yapan duyguları!

Bugüne kadar kendine onların hangilerini ve ne kadarını yaşattığını...
Bundan sonra hangilerini, ne kadarını yaşamak için kendine şans tanıyacağını...

Hiç yaşanmamış olanları...
Daha yaşanmadan nasıl yaşanacağının kararı verilmiş olanları...
Eksik, yarım, sen de tutuklu kalanları...

Sence sana engel olan esas şey;

21 Aralık 2025

Geçmiş yok olduğunda insanın ömrü eksilmiyor, insanın ömrü hayatından bağımsızlaşıyordu sanki...


Uzun bir aradan sonra yeniden bir araya gelmiş olan dört kadın hararetli bir sohbetin içindeydiler. Konu dönüp dolaşmış, gelip yine anılara yani geçmişe dayanmıştı!


“Ne çok konuşuyoruz değil mi geçmiş hakkında?” dedi içlerinde yaşça en büyükleri ve devam etti. “Bence bunun sebebi onu istesek de asla bozamıyor olmamız. Düşünüyorum da. Aslında onu değiştiremiyor olmamız çok daha iyi... Yıllar geçtikçe olgunlaşarak ona dönüp tekrar bakabilmek. Dürüstçe, kendini kandırmadan. Sadece, evet sadece bakabilmek. Bence güzel olan, bizi sürekli geçmişe çeken şey kesinlikle bu!”

“Ben sana pek katılmıyorum!” diyerek ona cevap verdi içlerinde en sessiz olan, en az konuşan. “Bence insan geçmişe dönüp baktığında çoğunlukla hatalarına takılıyor. Yapmış olduğu hataların bedelini de, şimdiki zamanda çektiği acıyla ödüyor. Çektiği acı ise, o yaşadıklarını ölümsüz kılıyor. Benim pek de memnun olmadığım, tuhaf bir döngü bu. Yapacak çok da fazla bir şey de yok. Belki de söylendiği gibi, tecrübe hanemize bir çizik atıp, kaldığımız yerden aynen devam edebilmeyi becerebilmek lazım!”

20 Aralık 2025

Asla tekrarlanmaz. Yeniden yaşanır sandıkların!


 “Aşk” nedir? diye soruyorum. 

“Hangisini soruyorsun?” diye soruma bir soru ile karşılık veriyor. 

Sorusunu anlamadığımı fark edince de başlıyor bana ne demek istediğini açıklamaya;

“Bence herkes için aşkın iki tanımı vardır. Biri benim aşk kelimesine yüklediğim tanım. Yani benim aşk üzerine zihnimde biriktirdiklerim, benim aşk’a dair sahip olduğum düşüncelerim. Diğeri ise gerçek aşk. Benim aşk kelimesine yüklediğim tanımın, zihnin de düşünce kirliliği yaratmaktan başka sana hiç bir faydası olmaz. Gerçek aşk içinse ben sana sadece şunu söyleyebilirim;

19 Aralık 2025

Farkında mısın? Zihninin kalabalığı dışarıdan çok daha gürültülü!


Sence neden böyle?

Neden başkalarının yaptıkları senin için bu kadar önemli?
Neden başkalarının sana söyledikleri gerçeğin yerini alıyor?

Neden herkes haklı oluyor da, sen haklı olamıyorsun?

Neden daha önce onaylanmamış hiç bir düşünceye inanamıyorsun?

Kaynağı sen olanlara, sana ait olanlara bir türlü sahip çıkamıyorsun?

Hiç düşündün mü belki de yepyeni bir düşüncenin başlangıç noktasında sen duruyorsun!

Ama sen, sanki tüm düşüncelerin en uç noktasındaymışcasına sürekli başkalarınınkilerine inanmayı seçiyorsun!

Gerçekten istediğin bu mu senin?

17 Aralık 2025

Büyük aşklar mı vardır yoksa aşklarını büyütebilen insanlar mı?


Ne tuhaf değil mi?

İkimiz de duramıyoruz, sürekli zihnimize kayıt etmeden birbirimizi! 
Zihnimizde biriktirmekten vazgeçemiyoruz,
Paylaştığımız anları, anıları, birbirimizle ilgili hissettiklerimizi, düşüncelerimizi!

Mutluluklarımızı kaydediyoruz.
Tartışmalarımızı, öfkemizi kaydediyoruz.
Neşemizi kaydediyoruz.
Üzüntülerimizi, acımızı kaydediyoruz.

Zamanla birbirimiz hakkında ne kadar çok şeyi imgeleştirip zihnimize yığıyoruz.

13 Aralık 2025

İçinde yarım kalmış bunca şeyle, hayat her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden...


Hadi, durma bir kez daha yap!
Dön ve arkana bak!

Ardında bıraktığın;
Terk ettiğin o yerlere,
Yarım bıraktığın ya da yaşamak için kendine asla şans vermediğin o ilişkilere,
İçinde düğümlediklerine, çözmeyi bugüne kadar hiç denemediklerine,
Bir bak!

Düşünüyor musun hiç? 
Bu dönüp bakmalarının en zor olanı sence hangisi olacak?

2 Aralık 2025

Hayat sana vermek istediklerini ancak, senin alma yeteneğine, senin farkındalık düzeyine göre verebilir!


Bir gün herhangi bir yerde, herhangi bir şey, 
Belki okuduğun bir kitap belki de izlediğin bir film harekete geçirir içindeki bir şeyleri.
Daha yüksek bir bilinç, farklı bir gerçeklik için artık zamanın geldiğini sana hissettirir.

Belki ilk başta bu hissettiğin şey sana, sanki bilmediğin mistik bir sırrı keşfedecekmişsin gibi gelir!

Ama aslında bu yolculuğunda keşfedeceğin şey;
Yıllardır aradığı cevapların kendi içinde var olduğunu fark eden gerçek bir “ben”dir.
 
Bu keşif yolculuğun dışarıda değil, senin içinde gerçekleşir.

Hepimiz için tamamen kendine özel ve içseldir.

Kimimizin duyduğu tek bir cümle ona yüreğinin kapısını sonuna kadar açabilir
Kimimizin gözüne değen kaçamak bir bakış, ona gerçek aşkın nasıl bir olduğunu hissettirebilir.
Kimimizin karşısına çıkan güzel bir manzara onu o anda gerçek güzelliğin kendisine, özüne ulaştırabilir.
Bir gece başını kaldırıp baktığın gökyüzü sana sonsuzluğun nasıl bir şey olduğunu hissettirebilir.

28 Kasım 2025

Kendini kendine bırakmak mı, kendini kendinden kurtarmak mı istiyorsun?


Yıllardır kullandığın o maskeleri terk ettiğinde kimsin sen?

Kendini içine sakladığın o sert kabuğun kırıldığında, altından çıkacak olanı tanıyor musun?

Seviyor musun onu?
Yoksa onu seversen onun gerçekleri ile yüzleşmek zorunda kalmak fazlasıyla korkutuyor mu seni?

Ona hiç saygı duyuyor musun?
Yoksa başkalarına kendini göstermek istediğinde en başta onu mu terk ediyorsun?

Yalnızlığınla kaldığın zamanlarda hep huzursuz musun?
Onun gerçekliğiyle olmaktansa seni ondan uzaklaştıracak her şeye hemen razı mı oluyorsun?
Onun sorumluluğunu üzerine almamak için mi yıllardır ondan kaçıyorsun?
Ondan utandığın, onu yeterince iyi bulmadığın için mi onu herkesten bu kadar saklıyorsun?

Kendine nasıl bir hayat yaşamakta olduğunu gerçekten görmüyor musun?

27 Kasım 2025

Her şey kendimizi nasıl uyuyup, ne zaman, nasıl uyandırdığımıza bağlı.


Acaba bir insan olarak hatayı en çok nerelerde yapıyorum?

Kendimle iletişim kurmaktan neden hep kaçıyorum?
Kendimle ilgili soruları neden ilk kendime soramıyorum?

Ben kendime neden güvenmiyorum?
Kendime, kendini bana kanıtlaması için neden bir şans veremiyorum?

20 Kasım 2025

Acaba hangi yol senin yolun, sen hangi yolun yolcususun?


Değişim, nasıl bir şey sence?


Neler hissediyorsun sen değiştikçe?

Mutlu musun, yaşadığın bu değişimden?

Yoksa yaşadığın değişim huzursuz mu ediyor seni?


Değişirsen, bir daha geriye dönememek, eskisi gibi olamamak endişelendiriyor mu seni?

Memnun musun yıllardır birlikte yaşadığın senden?

Yoksa yeni keşfetmeye başladığın seni daha mı çok seviyorsun?

Her geçen gün o biraz daha özgürleşip, kendini biraz daha net ortaya koydukça, sen daha çok mu sana benziyorsun?
 
Korkuyor musun yaşadığın bu değişimden?
Nereden, nasıl başlayacağını mı bilmiyorsun?

Yoksa hala içindeki o yalnız ve korkmuş küçük çocuktan mı kaçıyorsun? Kaçtığın, saklandığın şeylerin içine atılmış o tohumlarını mı görüyorsun?

13 Kasım 2025

Kim, hiç kimseye bir anı olmadan bu dünyadan çekip gidebilir ki?


"Keşke hayatımda geldiğim bu noktaya başka insanları incitmeden gelebilseydim.'' 

Zaman zaman aklıma gelir, kimin bana armağanı, ruhumun nerelerine, neden dokunduğunu hala tam çözemediğim bu cümle…

Düşünürüm… 

Bir insanın, ancak diğer insanlarla olan ilişkisi sayesinde hayatta var olabildiğini. 
Kendini ancak diğer insanlarla ilişki içindeyken ortaya çıkan düşünce ve duyguların farkındalığıyla tanıyabildiğini. 

“Ben” olabilmek, "ben" i daha iyi anlayabilmek, keşfedebilmek için, mutlaka bir de “sen” in var olması gerektiğini.

9 Kasım 2025

İçerisi nasılsa dışarısı da ona benziyor!


Yaşamın -biz ne kadar ayak diresek de- kendince bir akışı var.

Her kışın ardından bahar geliyor, ağaçlar yeniden tomurcuklanıyor, çocuklar olgunlaşıp birer yetişkin oluyor. Ve günü geldiğinde, doğduğundan beri içinde taşıdığı o yaşlıyla tanışıyor. Onun farkındalığıyla, yaşadığı hayatı sorguluyor.

Hayat denilen bu keşif yolculuğunda fark eden, öğrenen, gelişen, dönüşen olmak, belki de insanın istese de vazgeçemeyeceği tek kaderi!

Bu yolculukta hepimizin gördüğü, işittiği, dokunduğu, hissettiği, düşündüğü her şey tamamen öznel.

İsimsiz olanı adlandıran, tanımsız olanı etiketleyen, şekilsiz olanı şekillendiren her zaman insanın kendi zihni.

8 Kasım 2025

Beni ben olduğum için mi sevdin, beni ben olduğum için mi terk edeceksin?

 

Azalmaya başlıyor bazen insanın içinde bir şeyler. Bizi bir araya getiren şeyler bizi birbirimizden ayırmaya başlıyor! 

Ayrı ayrı yaşanmakta olan aynı macera, 
Ayrı ayrı yaşanan iki maceraya dönüşüyor.

Fiziksel olarak birlikte olsa da, 
İnsan kendi içinde, kendine ait gizli, özgür bir dünya yaratıp orada yaşamaya başlıyor. 

Geçmiş hiç bir zaman kendini tekrar ederek iyileşemiyor. 

Hiç bir ilişki, biz kendimizi ortaya koyabilme yürekliliğini göstermeden ve gereğinde bazı şeyler için mücadele etmeden kendi kendine toparlanmıyor.

Belki de, cesaretimiz olsa hayır diyeceğimiz bir tercihe, evet dememeyi öğrenmemiz gerekiyor.

1 Kasım 2025

Neden itiraf edemiyorum ben kendime?


Düşünüyorum!

Ben” diye etrafıma gösterdiklerim acaba yüzde kaçım benim?

Cesaret edip de gösteremediğim daha ne kadar var geride?

Yüzde kaç gerçeğim ben?

Sahip olduğum duyguların acaba yüzde kaçını kullanmak için kendime izin veriyorum?

Kendime hayatın yüzde kaçını yaşatıyorum?

Yüzde yüz kendim olarak yaşamak için yeterince cesaretim mi yok? 
Yüzde yüz kendim olarak yaşama riskini mi göze alamıyorum?
Yeterince iyi olmadığımı düşündüğüm için, reddedileceğimden, sevilmeyeceğimden, terk edileceğimden mi korkuyorum?
Beni avuçlarında tutan alışkanlıklarıma, bağımlılıklarıma mı karşı koyamıyorum?
Yoksa kendimi gerçek diye inandırdığım, sahtelikleri kaybederim korkusu mu beni böyle basiretsiz bırakıyor.

Düşününce ne tuhaf bir durum aslında bu yaşadığım!

30 Ekim 2025

Kim ona bir mektup getiren postacıyı, getirdiği o mektuptan dolayı sorumlu tutabilir ki?


Farkında mısın?

Bugüne kadar hayatına konuk olan, senin hikayende, durup seninle birlikte soluklanan herkes, 
Aslında sana bilgi veren birer haberciydi!

Kim bilir bugüne kadar hayatına kaç haberci girdi?

Kaç tane olursa olsunlar, hepsinin de sana verdikleri bilgi, özünde tekti.

“Sen gerçekte kimsin? Hangi özelliklere, yeteneklere sahipsin.”

Kimi sana bunu son derece nazik ve kibar bir üslupla, sana değer vererek, sevgiyle işleyip, seni överek ifade etti. 
Kimi bunu senin canını yakarak, seni hırpalayıp, azarlayarak dile getirdi.

Düşündün mü hiç?

Belki de sana karşı kullandıkları o üslup onların kendi seçimleri değildi!

Belki de hayat onları sana karşı o rolle görevlendirdi.
Onlar rollerinde oskarlık bir performans sergiledikleri için, yaşadıkların seni bu kadar çok etkiledi.
İçinde bir şeyleri harekete geçirebildi, belki de hayatına bambaşka bir yön verdi.

29 Ekim 2025

Çoktan razı olduğun bir gerçekliğe karşı çıkmak kolay değildir!


Düşünüyorum!

Yıllardır ezbere bildiğim, şartlı bir refleks gibi her daim bıkmadan, usanmadan tekrar ettiğim, kullanılmaktan aşınmış, enerjileri çoktan tükenmiş kelimelerle, 
Otomatikleşmiş, önceden kolaylıkla tahmin edilebilir cümlelerimle.
 
Yapamadıklarımı…
Her niyetlenişimde, kendimi büyük bir başarıyla yapamayacağıma inandırdıklarımı…

Kaçtıklarımı…
Saklandıklarımı…
Dışladıklarımı, reddettiklerimi, yok saydıklarımı…
Unutmaya çalıştıklarımı…

Ertelediklerimi…
Vazgeçtiklerimi…
Tamamlayamadıklarımı…

Anlatmak isteyip, yutkunup kaldıklarımı…

Sırf istemediğim için kendimi mahrum bıraktıklarımı…

24 Ekim 2025

İnsan olmaya giden yolun bir kestirmesi var mıdır?

 


İnsan acaba ne zaman bir insan sayılır?

Hangi özelliklerini fark edip kullanmaya başladığında insan olmaya doğru biraz daha yaklaşır?

Hangi zaaflarının peşine düştüğünde insanlıktan gitgide uzaklaşır?

Hayatta nelere tutunup bırakamadığında insanlığını boğan bir bataklığa saplanır?

Nelerini hiç sahiplenmeden, esirgemeden çevresiyle de paylaştığında insan olmaya doğru biraz daha yaklaşır?

İnsan gerçek bir insan olabilmek için acaba;

Önce bir insan olarak sahip olduğu neyin idrakine varmalıdır?

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Hamed Farahpour

23 Ekim 2025

Bir insan hayatı boyunca, kendini keşfetme yolculuğundan daha özel bir yolculuğa çıkabilir mi?


Kimim ben?
Amacım ne?

Neler bekliyorum, ne istiyorum yaşadığım hayattan?

İstediklerime doğru yürürken kim olduğumdan, hayatın neresinde bulunduğumdan, nelere sahip olduğumdan emin miyim?

Eskiden her şeye bir cevabım vardı, şimdi ise sorularım.

Düşünceler beynimin içindeki birer vahşi at gibi.
Beni her tarafa götürmeye hazırlar.

Her şey benim cesaretimin ölçüsüne bağlı.
Hayat hikayem cesaretimin ölçüsüne göre bir yön buluyor, şekilleniyor.

22 Ekim 2025

İnsan bilincini kullanmayı seçmekte özgürdür fakat bilincini kullanmamasının sonuçlarından kaçma özgürlüğü yoktur!


Günler ayların, aylar yılların, insan ise hızla akıp giden zamanın peşinde koşuşturup dururken, yaşam da hızla tükeniyordu. 

İnsanlar kendilerine dair gerçeklere başkalarının peşinden giderek ulaşmaya çalıştıkça, kendilerinden uzaklaşıyor, kendi iç seslerini duy(a)mayan kulaklarında hep başkalarının sesleri çınlıyordu.

Derken bir süre sonra insanların bir kısmı, yaşadıkları bu hayattan yoruldu. Kendisinin, alışkanlıklar ve bağımlılıklar üzerine kurulu bu düzenin, bir adım gerisini çekilip bilincin ışıyla hayata bir daha baktı. Ve fark etti ki, o güne kadar ona öğretilen, zihninde biriken, ona miras olarak bırakılan düşünceler, sonunda yüksek bir duvar olmuş, her adımında sürekli önünü tıkıyordu.

Bu yeni farkındalık, zihinlerindeki bir perdeyi onlar için yavaşça araladı. Ve insanlar kendilerini bu kısır döngüye hapsedenin yüzünü ilk kez o zaman gördü. Gördüğü yüzün kendisi olmasına çok şaşırdı!

Ve insanların önünde artık iki yol vardı;

21 Ekim 2025

Asıl mesele düşünmemeyi seçerek kendini mahkum ettiklerin!


Kendini dünyada yapayalnızmış gibi düşünebilir misin?
Sanki hiç kimse tarafından dokunulmamış, hiç kimseye dokunmamış gibi… 

Ve bölünmez dikkatini, yaşamındaki en önemli şeye -kendine- verebilir misin?

Bilinmeyeni devamlı bilinende aramaktan, önyargılar, varsayımlar ve sonuçlardan hareketle yola koyulmaktan vazgeçebilir misin?

Sana sunulan, sana dair gerçeklere inanmak yerine, varlığınla, yaşadıklarınla kendi gerçekliğini kendin yaratabilir misin?

Zihnini sahip olduğu geçmişle sınırlı bilgilerden kurtarıp, onu imkansıza, mucizelere, sonsuz olasılıklar denizine açabilir misin?

Hiç yaşanmamış olanı, henüz bir örneği olmayanı düşleyebilir misin?

Varolan tüm düşüncelerin son noktasıymış gibi yaşamaktan vazgeçip, yepyeni bir düşüncenin fitilini sen ateşleyebilir misin?

20 Ekim 2025

Bildiklerinden vazgeçmeden hayatta yol alabilir mi insan?


Düşünüyorum!

Neden hep aynı gerçeklikleri yaratıp duruyoruz?

Nasıl oluyor da bizi çevreleyen sonsuz olasılıklar denizinde durmadan hep aynı gerçeklere ulaşıyoruz?

Acaba çevremiz, içinde yaşadığımız toplum ve dünya tarafından bize satılan düşüncelerle. inançlarla zihnimizi çok mu koşullandırdık?

Peki biz zihnimizin bizim için aydınlattığı o dar yolun dışında kalanları, ne zamandan beri umursamamaya, yok saymaya başladık?

19 Ekim 2025

Aramızdaki tek fark ise kendimize, hayata dair düşüncelerimiz! Gerçek olarak neyi kabul ettiğimiz!


Uzun uğraşlarım sonunda akşam bir yerde bir şeyler içip sohbet etmek için onu ikna ediyorum. Ona ve onun samimiyetine, doğal bilgeliğine bu aralar çok ihtiyacım var aslında… 

Bir kafeye oturup içeceklerimizi sipariş ettikten sonra direkt konuya giriyorum.

Karmakarışığım bu aralar. Kafamın içi de hayatım gibi karmakarışık. 

Kendimi sanki düşünce bulutlarının içinde kaybolmuş gibi hissediyorum. Kafamın içinde sürekli bir mırıltı, bir faaliyet var. Kendimle, hayatımla ilgili bir sürü cevapsız soru, bir yığın zayıf düşünce sürekli uçuşup duruyor beynimin içinde.

Kendimi bu durumdan nasıl kurtarabilirim? Eğer bildiğin bir sır varsa ne olur bana söyle.

18 Ekim 2025

Herkes sende kendini gördü ama hiç kimse seni kendin gibi göremedi!


İyi olmak!

Nasıl bir şey, sana göre iyi bir insan olmak?

Senden önce oluşturulmuş bir inanç sisteminin, sana miras olarak bırakılan ortalama düşüncelerin, ortak fikirlerin, sana kabul ettirilmeye çalışılan kurallara uyarak, senden beklendiği gibi olmak mıdır?

Yoksa düşünsel özgürlüğünü, otantik benliğini, duygu doğanı ve bilincini kullanarak, kim olduğunun, ne olduğunun, hayatın içinde neleri, neden desteklediğinin, onlara karşı ne hissettiğinin ve neden öyle davrandığının farkındalığına sahip olabilmek midir?

Çevrendekiler tarafından onaylanmak, zamanla onların bir suretine dönüşmek midir iyi olmak?

Yoksa hem kendine, hem de çevrendekilere karşı her zaman dürüst olup, kendin gibi, içinden geldiği gibi yaşamak mıdır?

Hadi söyle bana, nedir iyi olmak?

17 Ekim 2025

Ne kadar ben, biz’i desteklerken, ne kadar ben, biz için yıkıcı olur?


Ne kadar “ben” acaba “biz” için yeterlidir?

Ne kadar ben fazla gelir biz’i yutar?
Ne kadar ben, biz’i besler, dengede tutar?

Ben, kendini biz’den acaba ne kadar ayırabilir?

Biz’in içinde ne kadar eridiğinde kimlik kaybı yaşamaya başlar?
Ne zaman ben’liğini yitirir biz’den kopar?

Biz ne kadar uzaktaki ben’e tahammül edebilir, ne kadar yakındaki ben’i kaldırabilir?

Ne kadar uzaklık aidiyeti sarsar?
Ne kadar yakınlık aidiyeti boğar?