Ana içeriğe atla

Bildiklerinden vazgeçmeden hayatta yol alabilir mi insan?


Düşünüyorum!

Neden hep aynı gerçeklikleri yaratıp duruyoruz?

Nasıl oluyor da bizi çevreleyen sonsuz olasılıklar denizinde durmadan hep aynı gerçeklere ulaşıyoruz?

Acaba çevremiz, içinde yaşadığımız toplum ve dünya tarafından bize satılan düşüncelerle. inançlarla zihnimizi çok mu koşullandırdık?

Peki biz zihnimizin bizim için aydınlattığı o dar yolun dışında kalanları, ne zamandan beri umursamamaya, yok saymaya başladık?

Dış dünyanın, iç dünyamızdan bağımsız olduğuna nasıl inandırıldık?

Oysa dışarıda içeriden bağımsız hiç bir şey yok.
Dışarıda neyin gerçek olduğunu hep, geçmişimizden zihnimize saplanan düşünceler tanımlıyor, projekte ediyor!

Acaba, sırf bu düşüncelerin bize göstermediği, bizden gizlediği, bize yaptırmadığı seçimlerle;

Biz burnumuzun dibine kadar gelen kaç mutlu olabilme şansını ıskaladık?

İçimizde doğma anını bekleyen kaç farklı hayatımız olabilme ihtimalinin farkına varamadık?

Bugüne kadar, kendimizi ve dünyayı kaç olası gerçeklikten mahrum bıraktık?

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Hayato Togashi

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...