Ana içeriğe atla

Aramızdaki tek fark ise kendimize, hayata dair düşüncelerimiz! Gerçek olarak neyi kabul ettiğimiz!


Uzun uğraşlarım sonunda akşam bir yerde bir şeyler içip sohbet etmek için onu ikna ediyorum. Ona ve onun samimiyetine, doğal bilgeliğine bu aralar çok ihtiyacım var aslında… 

Bir kafeye oturup içeceklerimizi sipariş ettikten sonra direkt konuya giriyorum.

Karmakarışığım bu aralar. Kafamın içi de hayatım gibi karmakarışık. 

Kendimi sanki düşünce bulutlarının içinde kaybolmuş gibi hissediyorum. Kafamın içinde sürekli bir mırıltı, bir faaliyet var. Kendimle, hayatımla ilgili bir sürü cevapsız soru, bir yığın zayıf düşünce sürekli uçuşup duruyor beynimin içinde.

Kendimi bu durumdan nasıl kurtarabilirim? Eğer bildiğin bir sır varsa ne olur bana söyle.

Her zamanki samimiyetiyle, dostane bir tavırla elini elimin üstüne koyup, gözlerimin içine bakarak bana gülümsüyor. 

Biliyor musun?  Bence senin tek bir sorunun var aslında. O da bir türlü kendine güvenememen. İhtiyacın olan tüm bilgiye, kendini bilişe sen de sahipsin. Lütfen kendine sana kendini kanıtlaması için şans ver.  Yaptığın sorgulamalara bilincinle, kalbinle, tüm varlığınla katıl. Kendine bir soru yönelttikten sonra, onun senin içine işlemesine, mayalanmasına biraz izin ver.  

Sen de göreceksin ki aslında kendinle ilgili aradığın cevaplara ulaşmak için, dürüst bir senden başka hiç kimseye ihtiyacın yok.

Söyler misin? Ben sen de olmayan neyi sana gösterebilirim ki? “

Eminim ki ben zihnimdeki düşünce bulutları içinde kendimi bu kadar kaybolmuş, çaresiz hissederken, o bulutların arasından sıyrılıp, gökyüzünün, güneşin, ayın, yıldızların tadını çıkarıyor.

Aramızdaki tek fark ise kendimize, hayata dair düşüncelerimiz!


Gerçek olarak neyi kabul ettiğimiz. 
Neyin gerçek olduğunu düşündüğümüz!

Haşim Arıkan


Fotoğraf:  Unsplash / Mazda Mehrad

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...