Ana içeriğe atla

Hayat ona bakan gözlere göre anlam değiştirebilen, manası ona bakanın zihninde şekillenen büyülü bir şey.


Zaman zaman düşünür müsün hiç?

Ben, bugüne kadar;

Nelerle mücadele ettim?
Hangi zorlukların üstesinden geldim?
Hangi imkansızlıkları aştım?
Nasıl mucizeler yarattım?
Ne zaferler kazandım?

Diye...

Bir insanın yüzündeki kırışıklıklar ve çizgiler, geçmişteki mutluluk ve üzüntüleri, zafer ve yenilgileri, idealleri ve deneyimleri anlatır diyorlar.

Hadi, yüzüne, gözlerine, gözlerinin en derinlerine bak ve bir daha düşün!

Kimbilir neler bulacaksın sende?

Peki bunları yaşadıktan sonra, hiç;

Kutladın mı kendini?
Yoksa unuttun mu seni, her seferin de?

Samimi ve coşkulu bir şekilde,
“Aferin dostum harika bir iş çıkardın. Muhteşem bir performanstı bu gösterdiğin!” 
Diyemedin mi hiç kendine?

İçinden, derinlerden yükselen bir mutluluk ve yüreğini saran güçlü bir sevgiyle, 
“Seninle gurur duyuyorum.” diyemedin mi hiç kendine?

Sence hak etmedin mi böylesi sözleri?
Senin aklına gelecek çok daha özellerini?

Söyler misin?

Kahramanı olduğun bu hikaye, sence kimin eseri?

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / JC Afshin

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...