Ana içeriğe atla

Geçmiş yok olduğunda insanın ömrü eksilmiyor, insanın ömrü hayatından bağımsızlaşıyordu sanki...


Uzun bir aradan sonra yeniden bir araya gelmiş olan dört kadın hararetli bir sohbetin içindeydiler. Konu dönüp dolaşmış, gelip yine anılara yani geçmişe dayanmıştı!


“Ne çok konuşuyoruz değil mi geçmiş hakkında?” dedi içlerinde yaşça en büyükleri ve devam etti. “Bence bunun sebebi onu istesek de asla bozamıyor olmamız. Düşünüyorum da. Aslında onu değiştiremiyor olmamız çok daha iyi... Yıllar geçtikçe olgunlaşarak ona dönüp tekrar bakabilmek. Dürüstçe, kendini kandırmadan. Sadece, evet sadece bakabilmek. Bence güzel olan, bizi sürekli geçmişe çeken şey kesinlikle bu!”

“Ben sana pek katılmıyorum!” diyerek ona cevap verdi içlerinde en sessiz olan, en az konuşan. “Bence insan geçmişe dönüp baktığında çoğunlukla hatalarına takılıyor. Yapmış olduğu hataların bedelini de, şimdiki zamanda çektiği acıyla ödüyor. Çektiği acı ise, o yaşadıklarını ölümsüz kılıyor. Benim pek de memnun olmadığım, tuhaf bir döngü bu. Yapacak çok da fazla bir şey de yok. Belki de söylendiği gibi, tecrübe hanemize bir çizik atıp, kaldığımız yerden aynen devam edebilmeyi becerebilmek lazım!”


“Ben de biraz daha farklı düşünüyorum!” dedi eşinden yeni boşanmış olan. “Bence insan geçmişe dönüp baktığında en çok vermiş olduğu kararlara takılıyor. Ve bu gördükleri karşısındaki mutsuzluğunun esas sebebi de söylediği gibi, o kararları verirken başka seçeneğinin olmaması değil aslında, tam tersine başka seçeneklerinin de bulunması. O zaman ne yaptığını tam bilemeden, sorgulamadan bir karar vermek zorunda kalıyorsun. Sonrası ise, verdiği bu karardan dolayı duyduğu, insana acı veren bir pişmanlık.“

“Artık konuyu değiştirelim mi?” diyerek bu sohbeti artık sona erdirmek istedi içlerinde yaşça en gençleri. “Çünkü ben geçmişimi hatırlamak, onun hakkında konuşmak istemiyorum. Yaşamış olduklarım, benim hayatta sevmediğim şeylerin tümünü ifade ediyor. Benim için. Ve ben onları neden ve nasıl sevmediğimi hatırlamak istemiyorum. Eğer kendime onları hatırlamak için izin verirsem, geçmişe tekrar dönmem gerekecek. Ve ben, o zaman kendimi bir kez daha tutabileceğimden emin değilim.

Üçü de onun neden böyle konuştuğunu iyi bildiği için sustu!

Acaba kim, kimin hayatta hangi yolları izlemek, hangi seçimleri yapmak, hangi acıları çekmek için geldiğini biliyordu ki?

İnsanın kendisinden başka kim, yaşadıklarının, adına hayat dediğimiz bu büyük keşif yolculuğunda ona ne kadar yol aldırdığını, onu nerelerden alıp nerelere taşıdığını fark edebiliyordu ki?

Haşim Arıkan


Fotoğraf:  Unsplash / Rostyslav Savchyn

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...