Ana içeriğe atla

Çoktan razı olduğun bir gerçekliğe karşı çıkmak kolay değildir!


Düşünüyorum!

Yıllardır ezbere bildiğim, şartlı bir refleks gibi her daim bıkmadan, usanmadan tekrar ettiğim, kullanılmaktan aşınmış, enerjileri çoktan tükenmiş kelimelerle, 
Otomatikleşmiş, önceden kolaylıkla tahmin edilebilir cümlelerimle.
 
Yapamadıklarımı…
Her niyetlenişimde, kendimi büyük bir başarıyla yapamayacağıma inandırdıklarımı…

Kaçtıklarımı…
Saklandıklarımı…
Dışladıklarımı, reddettiklerimi, yok saydıklarımı…
Unutmaya çalıştıklarımı…

Ertelediklerimi…
Vazgeçtiklerimi…
Tamamlayamadıklarımı…

Anlatmak isteyip, yutkunup kaldıklarımı…

Sırf istemediğim için kendimi mahrum bıraktıklarımı…
İnancımı yitirdiğim için kendime yaşattığım hayal kırıklarını…
İçimde itinayla gizlediğim yoksulluklarımı, zorbalarımı…

Mütemadiyen tekrar eden ruh hallerimi…
Her gün biraz daha yorgunlaşan yorgunluğumu…
 
Ama artık görüyorum.
Eskilerden kurtulamazsam yeninin kendini bana hiçbir zaman gösteremeyeceğini, 
Bu şekilde yaşamaya devam edersem içimdeki çatışmaların asla bitmeyeceğini.
 
Ve artık deniyorum.
Ruhumun daha derinlerine inebilmeyi. 
Derinlerden bana kendini duyurmaya çalışan, beni rahatlatan, bana huzur veren o sakin sesi daha çok, daha net duyabilmeyi.
 
Öğrenmeye çalışıyorum.
Bilmediğim, daha önce hiç fark etmediğim yeni kelimeleri. 
Onlarla, bana, hayata, dünyaya dair farklı, değişik cümleler kurabilmeyi.
 
Ve fark ediyorum.

Sadece kendimle, hiçliğimle, masumiyetimle, saflığımla, cesaretimle kalabilmeyi aslında ne kadar istediğimi.
 
İnsan, zihninde onu esir alan düşüncelerden, cümlelerden vazgeçip, “olması gereken” e hiç bulaşmadan, öğrendiği yeni kelimelerle kendine, hayata, dünyaya dair farklı cümleler kurmaya başladığında etrafındaki her şeyin nasıl değiştiğini.
 
Hayatı geçmişin bir anımsaması olarak yaşamaktan vazgeçip, 
Zihnindeki kalıplardan, şablonlardan, imgelerden arındığında, 
Hayatın da daha önce hiç görmediği seçenekleri nasıl da onun önüne serdiğini.
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Sir. Simo

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...