Kayıtlar

Gözlerinden akmakta olan yaşı silerken!

Resim
  “İyi olmak için bu son şansım.” dedi gözlerinden akmakta olan yaşları silerken. ” O bugüne kadar başıma gelmiş olan her şeyin tam tersi. Geçmişimi silebilmek için, her gün iyi biri olmaya çalışıyorum. Ama nasıl iyi ve yeni biri olacağımı bilmiyorum. Yeni bir stil öğrenen dansçı gibi beynimi sürekli buna şartlandırıyorum. İyi biri olmalısın diyorum kendime. Bunu öğrenmek zorundasın...” “Neden çıktın karşıma” dedi gözlerinden akmakta olan yaşları silerken.  “Hem de tam artık bir daha olmayacak dediğim bir zamanda. Sanki benim için bir test gibi! Korkuyorum! Bir kez daha geriye doğru kaymak istemiyorum. Sen benimleyken kendini rahatlatmak için beni kontrol etmek, benden daha fazlasını almak istedikçe ben kendimi bir kez daha tehdit altında hissediyorum. Her şeyi ardımda bırakıp kaçmak istiyorum. Korkuyorum...”

Nereye gidersen git yine burada mısın?

Resim
Düşündün mü hiç? Sence g eçmişin, taşımakta zorlandığın bir boyunduruk mu? Yoksa seni bugüne ulaştıran, geleceğe doğru özgürce uçurmakta olan bir çift kanat mı?   Geçmişine dönüp baktığında ne görüyorsun?   Sence, yaşadığın çevrenin, t oplumun , kültürün dayattıklarına mı maruz kaldın ? Y oksa seni bugününe taşıyan seçimlerini, onların sana fark ettirdiklerinin yardımıyla mı yaptın ?   Sence, sen, Geçmişinin bir kurbanı mısın? Yoksa bugününün, yarının aktif bir mimarı mısın?

Hedefin yeni bir sen mi, yeni bir görme biçimi mi?

Resim
  Nasıl hissediyor, neler düşünüyorsun bu aralar?   Neler var içinde dışarı çıkmak için seni sıkıştırıyor? Kafanın içinde neler uğulduyor bu aralar?   Hangi düşüncelerin, kendini anlama yolunu tıkıyor? Hangi duyguların, hayatının ilerlemesine engel oluyor?   Soruların mı var zihninde cevaplarını arayan? O sorularının seni rahatlatacak bir cevabının olup olmadığını mı öğrenmek istiyorsun?   Yoksa anlatmak istediklerin, vermek istediğin cevapların mı var? Hayata ve insanlara…   İnsan, bir dinleyeni olduğunda, kendini çok daha iyi duyabiliyor değil mi?

Bugün dün gibi, yarın bugün gibi, yarın dün gibi!

Resim
  "Dün, bugün, yarın” üçgeni içine sıkıştırılan zaman, dünden uzaklaşırken, aynı hızla yarına doğru yaklaşıyordu.  Dün yaşananlar bugün olduğunda, birer anıya dönüşüp zihindeki ilgili klasöre takılırken, yarınlarda yaşam şansı elde etme mücadelesi veren istekler, arzular, bugünün hayallerine tutunup yarınlara ulaşmak için çabalıyordu. Bir çok zihinde dünün anıları sürekli bugünü koşulluyor, yarının hayallerini istediği şekilde biçimlendiriyor, kısacası dün, bugün aracılığıyla yarınları yaratıyordu. Her deneyimle artan bilgi yüzünden gittikçe zorlanan zihni fark eden korku,  dünden bugüne sızıp, yarının hayallerinin arasına sessizce kuşku ve endişeyi bırakmaya başladı. Kuşku ve endişeye kapılan an, umutlarını yitirip telaş içinde bugünü, düne ve yarına iyice bulaştırdı. Dün, bugünü, eğer farklı bir şey yaparsa hiç bir şeyin bir daha eskisi gibi olamayacağıyla korkuttu. Yarınsa eğer farklı bir şey yapmazsa her şeyin sü...

Yoksa kalabalığımızla eksilip yalnızlığımızla mı çoğalıyoruz?

Resim
Bu bazılarımızın düşündüğü gibi, belki de;  Benim bir zaafım ya da bir kusurum. Belki de benim, bu hayatımdaki en önemli deneyimim! Ama ben yalnızlığı seviyorum. İhtiyaç duyduğumda iyice kendime çekilip, hayatın hızını, ritmini yavaşlatabilmeyi… Kalabalıklardan bunaldığım zamanlarda herkesten kaçıp kendime sığınabilmeyi… Kendimi bir sahil kenarına atıp havadaki iyot kokusunu soluyabilmeyi… Denizin turkuazını fark edip, sebepsizce kendi kendime gülümseyebilmeyi… Doğanın içinde, bir başıma yürürken ayaklarım altındaki yaprakların çıkardıkları o sesleri, o anlarda etrafımı saran temiz havayı, bol oksijeni doya doya içime çekebilmeyi… Kimi zaman kulağımı kendi ruhuma dayayıp onun söylediklerini duyabilmeyi… Kimi zaman çimlere uzanıp dünyanın kalp atışlarına kulak kesilmeyi…

Sessizliğin arkası gerçekten de en güvenli yer miydi?

Resim
Düşünüyorum! Bugün yaptığım ya da yapmaktan kaçındığım neler, acaba çocuk beni üzerdi?   Her şey eş zamanlı olarak aynı anda yaşanıyorsa gerçekten, Ve o çocuk hâlim, şu an o ilk evimizin penceresinden bana bakmaktaysa…   Hala hatırlıyorum onun gözlerindeki umut ışığını, İnandığı şeyleri, hayallerini sabırla bekleyişini…   Büyüdükçe o gözlerdeki ışığı söndüren şeyleri normalleştirdiğim için ne düşünüyordur acaba şimdi?   Sessiz kalıp, susmayı öğrendiğim. Kendimi anlatmamayı, açıklama yapmamayı, beni anlamayanı zorlamamayı seçtiğim için bana ne söylerdi acaba şimdi?

Zihnin gerçeği sana nasıl yansıtacağına, zihnindeki ipleri düne bağlı düşünceler karar verir.

Resim
Yaşadığımız her şeyi, zihnimizin aynasından yansıdıktan sonra kavrarken, Zihnimiz, bildiklerini, biriktirdiklerini gerçeğin tek kaynağı yapmış, Gerçeği sadece belleğin bulduklarıyla sınırlamışken.   Hayatımızın pusulası yaptığımız, e ylemlerimizi, davranışlarımızı biçimlendiren düşüncelerimiz, Zihnimizde kendi hapishanesini çoktan kurmuşken.   Bilme ve bilgi birbirine bulaşmış, Koşullanmalarımız, yaşadıklarımızı sürekli zihnimizde var olan kalıplarla eşleştirirken, Bugün gerçek sandığımız şeylerin aslında dünün bir yanılsaması olmadığını hangimiz kanıtlayabilir ki?