Yaşadığımız her şeyi, zihnimizin aynasından yansıdıktan sonra kavrarken,
Zihnimiz, bildiklerini, biriktirdiklerini gerçeğin tek kaynağı yapmış,
Gerçeği sadece belleğin bulduklarıyla sınırlamışken.
Hayatımızın pusulası yaptığımız,
eylemlerimizi, davranışlarımızı biçimlendiren düşüncelerimiz,
Zihnimizde kendi hapishanesini çoktan kurmuşken.
Bilme ve bilgi birbirine bulaşmış,
Koşullanmalarımız, yaşadıklarımızı sürekli zihnimizde var olan kalıplarla eşleştirirken,
Gerçeği sadece belleğin bulduklarıyla sınırlamışken.
Zihnimizde kendi hapishanesini çoktan kurmuşken.
Koşullanmalarımız, yaşadıklarımızı sürekli zihnimizde var olan kalıplarla eşleştirirken,
Bugün gerçek sandığımız şeylerin aslında
dünün bir yanılsaması olmadığını hangimiz kanıtlayabilir ki?
Kim kendi zihnini fethedip,
Onu sakin ve dingin bir hale getirip,
Geçmişin bilgisinin bozamadığı bir sessizliğe ulaşmadan,
Yaşadıklarına dair asıl gerçekleri
net olarak gördüğünü söyleyebilir?
Bir insan olarak;
Kim, kimi esas gerçekleri reddetmekle suçlayabilir?
Kim kendisine bilge diyebilir?
Kim, kimi esas gerçekleri reddetmekle suçlayabilir?
Kim kendisine bilge diyebilir?
Haşim Arıkan
Fotoğraf: Unsplash / Mohammed İdris Djoudi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder