Ana içeriğe atla

Nereye gidersen git yine burada mısın?


Düşündün mü hiç?

Sence geçmişin, taşımakta zorlandığın bir boyunduruk mu?
Yoksa seni bugüne ulaştıran, geleceğe doğru özgürce uçurmakta olan bir çift kanat mı?
 
Geçmişine dönüp baktığında ne görüyorsun?
 
Sence, yaşadığın çevrenin, toplumun, kültürün dayattıklarına mı maruz kaldın?
Yoksa seni bugününe taşıyan seçimlerini, onların sana fark ettirdiklerinin yardımıyla mı yaptın?
 
Sence, sen,
Geçmişinin bir kurbanı mısın?
Yoksa bugününün, yarının aktif bir mimarı mısın?
 
Başkalarının senin için yarattığı bir dünyada yaşadığını mı düşünüyorsun?
Kendi dünyanı gün be gün verdiğin kararlar, yaptığın seçimlerle kendin mi inşa ediyorsun?
 
Sence,
Bugün yaptığın şeyler, sergilediğin davranışlar, tavırlar, yaşamak istediğin hayat için sana yardım ediyor mu?
Neyin senin adına doğru ya da yanlış olduğuna sen karar verebiliyor musun?

Yoksa zor bir durumu yönetmeye çalışırken, hala o küçük çocukla birlikte, onun verdiği kararlara göre mi hareket ediyorsun?
Hala geçmişten alacaklarını tahsil etmeye çalışarak, hayatının birileri tarafından iyileştirilmesini mi bekliyorsun?

Yoksa hayatının iyileşmesi için davranışlarına, tavırlarına yerleştirmen gerekenleri biliyor, onları hayatına monte edebilmek için her gün onları tekrarlıyor musun?
 
Arzuladığın hayatın,
Sen kendini geliştirdikçe ortaya çıktığının,
O ortaya çıktıkça senin daha çok geliştiğinin farkında mısın?

Yoksa sen bu gerçeği hala göremiyor musun?
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Slava Jamm

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...