17 Ocak 2026

Yoksa kalabalığımızla eksilip yalnızlığımızla mı çoğalıyoruz?

Bu bazılarımızın düşündüğü gibi, belki de; 

Benim bir zaafım ya da bir kusurum.
Belki de benim, bu hayatımdaki en önemli deneyimim!


Ama ben yalnızlığı seviyorum.
İhtiyaç duyduğumda iyice kendime çekilip, hayatın hızını, ritmini yavaşlatabilmeyi…
Kalabalıklardan bunaldığım zamanlarda herkesten kaçıp kendime sığınabilmeyi…

Kendimi bir sahil kenarına atıp havadaki iyot kokusunu soluyabilmeyi…
Denizin turkuazını fark edip, sebepsizce kendi kendime gülümseyebilmeyi…
Doğanın içinde, bir başıma yürürken ayaklarım altındaki yaprakların çıkardıkları o sesleri, o anlarda temiz havayı bol, bol içime çekebilmeyi…

Kimi zaman kulağımı ruhuma dayayıp onun sesini duyabilmeyi…
Kimi zaman çimlere uzanıp dünyanın kalp atışlarına kulak kesilmeyi…

Hayatın ara sıra dışına kaçıp, onu dışarıdan bir filmi seyreder gibi izleyebilmeyi…

Onun içinde var olmaya çalışan beni, bütün zaaf ve kusurlarıyla kabullenebilmeyi, sahiplenebilmeyi…

Yürümekte olduğu yolun kendi içinden geçerek, kendinden öteye gittiğine inanan biri, 

Kendisiyle zaman zaman yalnız kalmaktan, 
Kendi içine dalıp, ara sıra orada kaybolmaktan istese de vazgeçemez ki!


Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Ryoji Iwata

Hiç yorum yok: