Ana içeriğe atla

Düşüncelerimle, hayatımın arasındaki o güçlü ilişkinin farkına ben çok geç vardım!


Önce;

Gördüklerimi, duyduklarımı, hissettiklerimi, 
Kısacası yaşadığım deneyimleri tanımlayıp, dünyaya, hayata, kendime dair zihnimde, anlamlar, yargılar, şablonlar, inançlar yarattım.


Sonra;
Yaşadığım her yeni deneyimi bu bilgilerle tekrar, tekrar özdeşleştirip, zihnimin yarattıklarını onlara da doğrulattım.


Bir süre sonra artık yaşadığı her şeyi bu sabit veriler aracılığıyla tercüme eden, zihnindeki hapishanede sıkışıp kalmış bir tutsaktım.

Ne olduğumu, kim olduğumu, gerçek doğamı, nasıl bir potansiyele sahip olduğumu unutarak girdiğim bu hapishaneden, 
Bunların hiç birini hatırlamaya çalışmadığım, hayatımın kontrolünü tamamen zihnime bırakıp, onun bana gösterdiklerini artık sorgulamadığım için çıkamadım.


Oysa hayatın bana sunmakta olduğu sonsuz olasılıklara, benim için imkansız olanlara, mucizelere belki de sadece bir düşünce mesafesi uzaklıktaydım!


Farklı olanı görebilmek için zihnimin yarattıklarına ihtiyacım olmadığına, 
Hiç bir sınırı olmayan bilinmeyeni, bildiklerim aracılığıyla kavrayamayacağıma, 
Kendimi inandırmak için hiç çabalamadım.

Geçmiş ve geleceğin aslında sadece benim zihnimde mevcut olduğunu, 
Hep unuttum, sürekli ıskaladım.

Anıların elini kolunu bağladığı zihnimin etkisinden kendimi kurtarıp, hayatın canlılığını, doğallığını, tazeliğini yaşayabilmesi için ben kendime pek şans tanımadım.


Düşüncelerimle, hayatımın arasındaki o güçlü ilişkinin farkına çok geç vardım.


Ben de hayatı, büyük çoğunluklar gibi, aynı anda hem yaşayıp, hem anlayamadım!

Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Raissa Leticia

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...