Söylemekten Kaçındığımız O Sessiz Kelimeler
Kaç cümleyi yuttun bugüne kadar?
Kaç kez söylemek üzere olduğun bir şeyi, tam dudaklarının ucundayken geri çektin?
Korkundan mı?
Yoksa her şeyi ertelemeye yarayan o tanıdık “Şimdi sırası değil” bahanenden mi?
Biraz
geri çekilirsin.
Araya görünmez bir duvar girer.
Sen de kendini onun arkasında güvende zannedersin.
Ama
bazı duvarlar dışarıdakileri senden uzak tutarken seni de kendi hayatından
uzaklaştırır.
Gerçekten
kırıldığını söylemek yerine “İyiyim” demek…
Özlediğini itiraf etmek yerine umursamaz rolü oynamak…
Hatalı olduğunu kabul etmek yerine haklı çıkmaya çalışmak…
Ne
kazandırıyor sana bu zırhların arkasına saklanmak?
Sadece
mesafe.
Soğuk, kimsesiz bir mesafe.
Söyleyemediğin hiçbir şey içinde öylece kaybolmaz.
Suskunluk, söylenmemiş olanı yok etmez; onu sadece başka bir yere taşır.
Bazen bir bakışa, bazen bir öfkeye…
Bazen de yıllar sonra, hiç beklemediğin bir anda gözlerinden dökülen birkaç damla yaşa.
Çünkü
insan söylediği kadar, söylemediği şeylerden de oluşur.
Kimi
zaman bir ilişkiyi bitiren, söylenen son cümle değildir.
Yıllarca söylenmeyenlerdir.
Belki
de esas önemli olan her şeyi dile getirmek değil, kendine karşı suskun
kalmaktan vazgeçmektir.
“Özledim”
diyebilecek kadar.
“Canım yandı” diyebilecek kadar.
“Yanlış yaptım” diyebilecek kadar.
“Gitmeni istemiyorum” diyebilecek kadar.
Gerçekten ne hissettiğini kendine itiraf edecek kadar…
İnsanın
kendine ördüğü en kalın duvar, kendi gerçeğini bilip onu yaşamamaktır.
Sen
de biliyorsun:
İçindeki o sessiz kelimeleri özgür bırakmadığın sürece;
Ne kurduğun bağlar gerçek olacak,
Ne de dokunduğun hayatlar ruhuna ulaşacak.
İnsan,
sustuklarının zindanında ne kadar yaşayabilir ki?
İnsan, kendinden sürekli kaçarak nereye varabilir ki?
Haşim
Arıkan
Araya görünmez bir duvar girer.
Sen de kendini onun arkasında güvende zannedersin.
Özlediğini itiraf etmek yerine umursamaz rolü oynamak…
Hatalı olduğunu kabul etmek yerine haklı çıkmaya çalışmak…
Soğuk, kimsesiz bir mesafe.
Söyleyemediğin hiçbir şey içinde öylece kaybolmaz.
Suskunluk, söylenmemiş olanı yok etmez; onu sadece başka bir yere taşır.
Bazen bir bakışa, bazen bir öfkeye…
Bazen de yıllar sonra, hiç beklemediğin bir anda gözlerinden dökülen birkaç damla yaşa.
Yıllarca söylenmeyenlerdir.
“Canım yandı” diyebilecek kadar.
“Yanlış yaptım” diyebilecek kadar.
“Gitmeni istemiyorum” diyebilecek kadar.
Gerçekten ne hissettiğini kendine itiraf edecek kadar…
İçindeki o sessiz kelimeleri özgür bırakmadığın sürece;
Ne kurduğun bağlar gerçek olacak,
Ne de dokunduğun hayatlar ruhuna ulaşacak.
İnsan, kendinden sürekli kaçarak nereye varabilir ki?
Fotoğraf: Unsplash / Guillaume Bolduc

Yorumlar