Ana içeriğe atla

Kendin Sandığın Kişi Gerçekten Sen misin? I Kim Olmadığını Görebilmek!

Kendini Hatırlıyor musun?

Düşündün mü hiç?
 
Kendine dair bildiğinin kaç şey, gerçekten sana ait?
 
Kaçını ailen ezberletti sana?
Kaçını yaşadığın o hayal kırıklıkları yarattı?
Kaçını korkuların şekillendirdi?
Kaçını başkalarının sana söyledikleri zihnine yazdı?

Kaçı aile geçmişinden sana doğru aktı, hayatına nüfuz etti, benliğine yayıldı?
Kaçı yaralı bir çocuğun aklıyla, çocukluğunda yaratıldı?
 
Belki yıllardır güçlü olduğunu zannediyorsun!
Belki de sadece kırılmaktan korktuğun için her şeyi tek başına yapıyorsun.
 
Belki yıllardır iyi biri olduğunu düşünüyorsun!
Belki de sadece başkaları tarafından reddedilmek istemiyorsun.
 
Belki yıllardır cesur olduğunu sanıyorsun.
Belki de sadece bazı duyguları hissetmeye bir türlü cesaret edemiyorsun.
 
İnsan kendini ararken ilk önce kendine dair inandığı hikâyelere çarpıyor!
Ve bu hikayelerdeki yanılsamalarının içinden geçmek zorunda kalıyor.
 
Kendine ulaşabilmek için önce,
Ne olduğunu değil,
Ne olmadığını görmesi,
Kendinde, kendisi olmayanları ayıklaması gerekiyor.
 
Kim olmadığını anladığında, gerçekte kim olduğu da kendiliğinden ortaya çıkıyor.
 
Karmaşık geliyor kimi insana bu keşif yolculuğu…
 
Onu zorlayabiliyor…
Yalnız hissettirebiliyor…
Kaybolduğunu düşündürebiliyor!
 
Ama en sonunda,
Çok iyi bildiği, ama bildiğini bilmediği bir yere ulaştırıyor insanı bu yolculuk.
 
Çünkü;
 
İnsanın kendini bulması,
 
Başkaları tarafından olduğuna inandırıldığı, olması gerektiğini düşündüğü yeni birine dönüşmesiyle değil;
Başından beri olduğu kişiyi hatırlamasıyla mümkün oluyor.
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Eduardo Salvatierra

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...