Ana içeriğe atla

Sen tercihlerinin mi, vazgeçişlerinin mi bir eserisin?



Düşündün mü hiç? 
Bugün bulunduğun noktaya nasıl geldin?

Nelerden, ne için vazgeçtin?
Nelere sahiptin, sen neyi seçtin?
 
Tercih ve vazgeçiş ipleriyle dokuduğun hayat hikayene, kararlarınla, acaba nasıl bir desen verdin?

Hayata tutunabilmek için hangi kolektif yalanlara inanmayı seçtin?
Dünyada kendine bir yer edinebilmek, varlığını çevrene kabul ettirebilmek için, hangi gerçeklerinden vazgeçtin?

Kaçıp kendini kurtarabilmek için, hangi yoldan hiç düşünmeden vazgeçtin?
Hangi yolu,  yüreğinin sesini dinleyerek, hissederek, inanarak seçtin?

Bitmesini istemediğin hangi ilişkiden yüzleşmekten korktukların yüzünden vazgeçtin?
Vazgeçmenin bedelini ödemeyi göze alamadığın hangi ilişkilere yıllarca tahammül etmeyi seçtin?
 
Vazgeçmekte geç kaldığın için kazanabileceğin neleri kaybettin?
Seçimlerinde acele ettiğin için, hangi olasılıklara senin için bir alternatif olabilme fırsatı vermedin?
 
Vazgeçişlerinle kapatamam dediğin, hangi kapıları, hangi açık hesapları kapatmayı başardın?
Tercihlerinle yapamam dediğin neleri hayatın bir gerçeğine dönüştürüp, hikayene kattın?
 
Sen seçtikçe mi, vazgeçtikçe mi, çıkardı arzuladıklarını hayat senin karşına?
 
Sahip olduğun neleri tercihlerin yüzünden yitirdin?
Vazgeçtiklerin sayesinde nelere sahip olabildin?
 
Bugüne kadar,

Vazgeçişlerinle acaba kaç tane senin hayatın olabilme ihtimalini terk ettin?
Kim bilir kaç ihtimalin, daha seçimlerini yaparken üzerini çizdin?
 
Düşündün mü hiç?
Sen, tercihlerinin mi, yoksa vazgeçişlerinin mi bir eserisin?
 
Haşim Arıkan


Fotoğraf:  Unsplash / James Adams

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...