Ana içeriğe atla

Hayatı yaşarken gerçek bir insan olmayı başarabiliyor muyum?


Acaba insan olmanın ne demek olduğunu ne kadar biliyorum?
Hayatımı yaşarken gerçek bir insan olmayı başarabiliyor muyum?

Ne tuhaf değil mi?

Aslında hepimiz insan olarak hayata gözlerimizi açıyoruz.
Ama insan olmayı, insan olmanın ne demek olduğunu ancak yaşarken öğreniyoruz.
Hayatın içine karışıp, diğer insanları izleyerek keşfediyoruz, kendi gerçekliğimizin farkına varmamış olduğumuz parçalarını, kendi kör noktalarımızda olanları, insan olmanın değişik hallerini, bir insanın sahip olduğu farklı potansiyelleri, zenginlikleri…

Farkına vardığımız bazı duyguları reddediyor, bazı düşünceleri düşünmekten kaçıyoruz.
Kendi sınırlarımızı kendimiz çiziyor, kendi kurallarımızı kendimiz koyuyor, zihnimizdeki yargıcı kendimiz yaratıp, onun uygulayacağı yasaları biz belirliyoruz.
Hepimiz fabrika ayarlarımızı kendimiz bozup, değiştiriyor, bazılarını kullanıma kapatırken, bazılarına erişim için kendimize izin veriyoruz.

Farklı coğrafyalarda, farklı çatıların altında, farklı bedenlerde, farklı gerçeklik derelerinde yaşayıp, farklı üsluplarla kendimizi ifade ederek, birbirimizle ilişkiler kuruyor, kurduğumuz bu ilişkiler aracılığıyla birbirimizi insanlaştırıyor, birbirimizi insanlıktan çıkarıyoruz. Birbirimizi yaratıp, birbirimizi yok ediyoruz. Birbirimize en büyük acıları yaşatıp, birbirimizi şifalandırıyor, iyileştiriyoruz…

Kendimizi birbirimizden bağımsız parçacıklarmış gibi düşünsek de, hayatın dalgalarını birlikte oluşturuyor, nasıl gerçek bir insana dönüşebileceğimizin yollarını birlikte arıyor, birlikte keşfediyoruz…

Gerçek bir insana dönüşmeden, birbirimize bir türlü sahip çıkamıyoruz…

Haşim Arıkan 

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...