Yoksa tek amacı beni öldürmek olan bir oyunu mu oynuyorum...

Loş bir alt geçitte, merdivenden çıkan birine bakan karanlık bir silüet

Yalnız olduğum geceleri düşünüyorum
Sadece kalp atışlarımın sahitliğinde, ruhumun derinliklerinde hissettiklerimi.
O anlarda kendime sorduğum sayısız soruyu.
Her sorunun, bir sonraki soruyu doğuran cevabını.
Bildiğimi düşündüğüm şeyleri nasıl bilebildiğimi.
Karşıma çıkan herhangi bir şeye nasıl inandığımı.

Hayatın anlamına düşünüyorum.
Bir hayat nasıl yaşanırsa layıkıyla yaşanmış sayılacağını.
Hayatın keşke ile başlayan cümlelere hiç ihtiyaç duymadan nasıl yaşanacağını.
Yaşamın her anında ister istemez yapmak zorunda olduğum seçimleri.
Hangi seçimlerin amaçlarımı gerçekleştirmeme yardım ettiğini , hangi seçimlerin beni amaçlarımdan uzaklaştırdığını.
Benim onları neden seçtiğimi.

Duyguları düşünüyorum.
Nasıl tatmin edilebileceklerini.
Sevginin nasıl yaşanacağını.
Korkuların nasıl kabullenileceğini.
Acının, yalnızlığın, nasıl sahiplenileceğini.
Acıdan, yalnızlıktan hiç pişmanlık duymadan nasıl ayrılınabileceğini.
Yüreğinde ince bir sızı duymadan onlarla nasıl vedalaşılabileceğini.
Yapabileceklerini gerçekleştirememenin korkusunu.
Yeterince çabalamıyor olmanın korkusuyla insanın nasıl da olmak istemediği bir insana dönüştüğünü.

Sevgime engel olan beklentileri aklımdan silebildiğim an’ı düşünüyorum.
Kendimi, kendimden utanmadan kucaklayabildiğim an’ı
İnsana yaşamaktan daha büyük nasıl bir ödülün verilebileceğini.
Yaşamla ödüllendirilmiş olmanın unutulan coşkusunu.
Zamanın benden çaldığı, keşkelerin, belkilerin acabaların altına gömerek benden sakladığı şeyi hatırlamaya çalışıyorum.
İçimde benimle birlikte doğan yalnızca bana ait olan, ne öğretilir, ne de öğrenilebilir olan şeyi.

Tek amacı beni öldürmek olan oynadığım bu oyunu ille de kazanmam gerekip gerekmediğini düşünüyorum.
Kaybettim sanılsa bile, aslında kaybedilenin sadece oynanan oyunun kendisi olduğunu.
Kazananın daima ben olduğumu...

03 Şubat 2010
Haşim Arıkan


Fotoğraf: Unsplash / Khanh Do

Yorumlar

  1. Farklı düşünceler, iyi bir yazı!
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. yanılıyorsunuz, desem... büyüyorum ben de,

    YanıtlaSil
  3. zaten düşünüyordum bir sürü şeyi, yazını okudum iyi geldi bir iki şey daha ekledim, şimdi kaldığım yerden düşünmeye gidiyorum... teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. sürekli anlam aramak derdine düştüğümüz için belki de göremiyoruz zaten var olanı, önümüzdekileri...

    YanıtlaSil
  5. "Olmuş bitmiş bir olayın davasını gütmek" yerine, anlamsızlığın da bir anlamı olduğunun bilincine varmak rahatlatır belki insanı...

    YanıtlaSil
  6. Opulently I acquiesce in but I dream the brief should have more info then it has.

    YanıtlaSil
  7. Kesinlikle yanılmıyorsunuz...

    YanıtlaSil
  8. oyunu gerçekten kaybettiğini düşündüğün anda başlıyorsun aslında kazanmaya !

    YanıtlaSil
  9. Yaşam
    bir oyunsa
    doğduğumuz an başlıyorsa bu oyun
    ve ölümümüzle bitecekse
    yaşamak
    tek amacı bizi öldürmek olan bir oyun oynamak
    evet
    öyle
    bence de öyle

    YanıtlaSil
  10. Başkalarının yazdığı masallarının hayal kahramanları olmak çok kötü, yazanlar bir gün gelir kahramanı öldürürler, rolünü oynamaya alışmış ise sudan çıkmış balık misali olur. En iyisi insanın kendi hayatnın hem yazarı hem oyuncusu olması, gölge oyunun kukla kahramanı olmak bize sunulan yaşam armaganına yazık.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Birlikte düşünelim ister misin?
Okuduğun satırların sana nasıl ulaştığı, sende nasıl bir etki yarattığı benim için değerli?
Yorumun için şimdiden teşekkürler...
Sevgilerimle,

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

BİTTİ...

Geçmiş olan ben'in, şimdiki ben'den ne istediğini aslında biliyorum!