Kayıtlar

En son ne zaman kendinle başbaşa kaldın?

Hatırlıyor musun? En son ne zaman kendinle başbaşa kaldın? En son ne zaman kendi içinde bir yolculuğa çıktın? Sadece sen, aklın ve sana ait duyguların. Bugüne kadar hiç kimseye söyleyemediklerin, belki de hiç bir zaman söyleyemeyeceklerin. Yalnız senin görebildiklerin, yalnız senin hissedebildiklerin, yalnız senin şahit oldukların. İçinde sakladığın, yoksulların, zorbaların, toplum dışına atılmışlıkların. Suçluluk duyguların, kendine acımaların… Söyler misin? Daha ne kadar, onların, adları konulmadığında, seslendirilmediğinde senin için sorun olmayacağına inanacaksın? Daha ne kadar, onları hiç kimseye söylemeyerek yok edebileceğine inanacaksın? Daha ne kadar, seni hiç bir yere ulaştırmayan, bu ezbere bildiğin, risksiz çözümlerin kısır döngüsünde yaşayacaksın. Daha ne kadar, birilerinin seni incittiğine, veya sana felaket getirdiğine inanacaksın? Daha ne kadar, hayattan şikayet edecek, dünyayı suçlayacaksın? Daha ne kadar, kadere sığınacaksın? Sence; Sen yaşamındaki olayları göğüsleme b...

Doğrularmış.....!

Doğrularmış... Söyler misin bana doğru nedir? Bu konuda en son sözü söyleyecek olan kimdir? Sen şimdi hayatını bu şekilde yaşayarak, inandığın ilkeler uğruna mücadele ettiğini mi zannediyorsun? Kabul et. Bu senin içinde barındırdığın kibirden başka hiç bir şey değil. Böyle davranıyor olmanın esas sebebi; Senin egoist olman. Sanki çok önemliymiş gibi her zaman haklı olmaya çalışman. Haklı yada haksız olmanın bir önemi var mı ki? Kimin için neyin doğru olduğunu sen nasıl bilebilirsin ki? Kabul et. Bu yalnızca kendi egonu tatmin etmeye yönelik basit, ilkel bir düşünce şekli. İçindeki o bir türlü bastıramadığın, daha üstün olduğunu başkalarına göstererek onları incitme isteği. Doğruluk kavramının insan varlığı ile ne alakası var ki? Sen sadece bir insansın. Etrafındaki tüm herkes gibi. Onların hiç birinden hiç bir farkın yok senin. Artık bu saçma, mükemmel olma hayalinden vazgeç. Diğer insanlarla iyi geçinmeyi öğren. Kimse artık hiç kimseden mükemmel olmasını beklemiyor. Haklı yada haksız ...

Rüzgar ve dalgalar her zaman denizcilerin yanındadır...

Bir deniz kenarındayım. Uzun süredir devam eden yoğun tempodan dolayı yorgunum ve artık ruhum ve bedenimi buluşturup, biraz olsun soluklanmak, kendimle başbaşa kalmak istiyorum. Son dönemde yaşadığım bu yoğunluğun ve hayatın üzerine düşünüyorum. Ama gözümü, sanki benim de hayat hakkında söylemek istediklerim var diye çırpınan denizden, bir türlü alamıyorum. Deniz bugün biraz hırçın ve dalgalı. Dalgalar büyük bir şiddetle kayalıklara çarpıp yavaşça geri çekiliyor, sonra çok daha kuvvetli bir şekilde tekrar geri dönüyor. Sağ tarafımdaki o heybetli sarp kayalığın, dalgaların ona her çarpışında çıkardığı, o isyankar uğultusunu dinliyorum. Sol tarafımdaki o gösterişsiz küçük kayalığın bu hırçın dalgalar karşısındaki sükunetine ise hayran oluyorum. Deniz bu, sağı solu pek belli olmuyor. Ne kimseye bugün nasıl olmamı istersin diye soruyor. Ne de kimsenin ona müdahale etmesine izin veriyor. Ne sürekli sakin kalabiliyor, ne de sürekli hırçın ve dalgalı. Bugün kayalıkları döven bu dalgalar, yarı...

İnsan kendinden kaçarak, kurtulabilir mi? (Kendimle sohbet)

Biliyor musun? Sen, beni duymuyormuş gibi davransan da, senin beni aslında her zaman duyduğunu çok iyi biliyorum. Öte yandan bunu biliyor olsam da, bana böyle davranmanın sebebini bir türlü çözemiyorum. Hele dışarıda aradığın tüm cevapların bende olduğunu bilirken. Zaman zaman düşünüyorum. Acaba korkutuyor muyum seni diye? Gerçekten benimle karşı karşıya gelmekten, benimle yüzleşmekten korkuyor musun? Belki de böyle davranmanın sebebi diğer insanlar. Belki de etrafın onlarla bu kadar doluyken, bana ihtiyaç duymuyorsun. Peki söylesene, neden beni değil de, onları tercih ediyorsun? Onlar benden daha doğrusunu mu öğretiyor sana? En azından sen böyle olduğunu düşünüyorsun değil mi? Sana “kimse sana hiç bir şey öğretemez” desem, ne düşündürebilir ki bu cümle sana? Büyük olasılıkla her zaman yaptığın gibi yine öfkelenirsin bana. Ama inan bana, başkaları sana sadece, amaçların için, yol, yöntem gösterebilir, sana araç verebilir. Peki ya amaç? Amaç, her zaman sadece senindir. Yaşadığın herşey...

Zamansız zaman...

Zamansız bir zamandı yaşanan. Ne kadar tutmaya çalışırsan çalış, parmaklarının arasından sessizce kayan. Ne bir başlangıcı, ne de bir sonu olan. Bazen çaresiz kalakalıyor insan. Donup kalsın istiyor hayat. Yaşanmayacaksa eğer hiç başlamadan. Sana doğru mu yaklaşıyor, yoksa senden mi uzaklaşıyor hiç anlamadan. Zamansız bir zamandı yaşanan. Gücünü ne geçmişten alan. Ne de gelecek hayallerinde kendine bir yer bulan. Bazen çaresiz kalakalıyor insan. Donup kalsın istiyor hayat. Onun bir kalp çarpıntısı mı, yoksa ince, derin bir sızı mı olduğunu hiç anlamadan. İçine hiç düşmeden, içinden çıkmak için bir çıkış kapısı bulmaya çalışmadan. Zamansız bir zamandı yaşanan. Ne bir adı olan, ne de hiç yaşanmamış varsayılan. Bilinmezin çekiciliğinde, ulaşılmazın mükemmelliğinde olan. Ne “biz” denilebilecek kadar çok, ne de “ben” diyebilecek kadar yalnız olan. Bugüne kadar yaşananların hiç birine uymayan, sadece sana ait olan. 05.02.2008 Haşim A.

Var mısın benimle...

Ne tuhaf değil mi? O günlerde ne sen, ne de ben “neler oluyor bize“ diye bir kere bile sormadık kendimize? Sanki ikimizde ayrılık için çabaladık, birlikte. Ben artık o günleri unuttum deme ne olur bana. Biliyorum ki bütün o yaşadıklarımız senin de ben gibi, hep hatırında. Ne inatçı günlerdi değil mi o günler… Senin aklında bir türlü gerçekleşmeyen beklentilerin. Benim aklımda değiştirmemek için inatla direndiğim kendi gerçeklerim. Senin elinde sımsıkı tuttuğun bir “biz”. Benim elimde ihmal ettiğimi yıllar sonra fark ettiğim bir “ben”. Düşünüyorum da o günlerde ikimizde artık konuşacak bir şey kalmadı diye susmaya başlayınca, hep sessizlik kazanır olmuştu. Hep sessizlik kazanmaya başladığında ise, "ayrılık" artık bizim için kaçınılmaz bir son du. Sen artık biz’siz bir hayatın yeni yolcusu. Ben de ise daha mutlu olacağımı inandığım, garip bir yalnızlık tutkusu. Ayrılık düşüncesi yeter ki bir kere düşmeye görsün, zamanla zehirli bir sarmaşık gibi sarıyor insanın beynini. Engel o...

İnandığım masallar (Toplumsal rüya, esasen gerçek olan ne ki?)

Hepimiz: Hoşgeldiniz. Size nasıl yardımcı olabiliriz? Anne-Baba: Yeni doğan bebeğimiz için geldik. Onun da genel anlaşmaya dahil olmasını, herkesin gördüğü toplumsal rüyayı onun da görebilmesini, bizler gibi mutlu!, ruhsal açıdan sağlıklı! bir birey olmasını istiyoruz. Hepimiz: Harikasınız. Böyle bilinçli anne, babalarla karşılaşınca inanın çok mutlu oluyoruz. Demek yeni bir üyemiz daha oluyor. Yalnız sizde çok iyi biliyorsunuz ki bu rüya milyonlarca bireysel rüyanın birleşiminden oluşan kollektif bir rüya. Tüm toplumsal kuralları, inançları, yasaları, dini içinde barındırıyor. Bunun için de eğer yüzdeyüz başarı istiyorsanız kesinlikle hep birlikte, koordineli bir şekilde çalışmamız şart. Anne-Baba: Biz anne ve babası olarak elimizden gelen herşeyi yapmaya hazırız. Yanlız aklımıza takılan bazı sorular var. Öncelikle bunları aydınlatabilmemiz için bize biraz yardımcı olursanız çok seviniriz.? Bu bizim ilk çocuğumuz. Bu konuda çok fazla tecrübeli değiliz. Uygulanan yöntem hakkında bi...