Ruhumda, maziden dökülmüş kızıla çalan kuru yapraklar...
Bir ömre daha sonbahar geldi dostlar. Ardımda devrilmiş koskoca yıllar. Ruhumda ise, maziden dökülen kızıla çalan, kuru yapraklar. İnsan meğer ne çok geziniyormuş onların üzerinde, bu güz mevsiminde. Hepsi de bastıkça nasıl hüzünle çıtırdıyorlar. Yoğun bir mevsimmiş be dostlar, bu mevsim. Bir yanda doruklara çıkan olgun duygular. Öte yandan çalmaya başlıyor vücudun da yavaş yavaş bütün alarmlar. Duygular esecek hafif bir rüzgarda bile kırılacak kadar hassas, Gözlerinde biriken damlalar ise, artık her an akacak kadar cesurlar. Ne tuhaf! Sanki artık, yakın sandıklarım bana uzak, uzak sandıklarım ise bana daha yakınlar. Yakınlarımdan çok sokaklardaki hiç tanımadığım insanlar benimle uzun sohbetler yapıyorlar. Eski dostlar ise ardarda göçüp beni yalnız bırakmak için sanki birbirleriyle yarışıyorlar. Dostlar, söyledim ya mevsim artık sonbahar. Yakında hiç bilmediğim, yaşamadığım bir mevsime doğru yolculuk var. Bir yanda bildiğim ve yıllardır sürekli kulağıma fısıldanan, bana hatırlatılan do...