Ana içeriğe atla

Kendinin cahili olmaktan acaba ne zaman, nasıl kurtuluyor insan?

 


Hayatı kimi zaman gerçekten yaşıyor, kimi zaman hayatta sadece var oluyorum!

Hem kolaylıkla incinebiliyor hem sağlam kalabiliyorum!

Hem yapıyorum, hem bozuyorum!
Hem seviyorum, hem kırıyorum!

Ben de herkes gibi kendimi inandırdığım kadar mutluyum!

“Kişiliğim” diye bahsettiğim bir hapishanem var.
Duvarlarını zihnimin benim için yarattığı imajlar, roller, tanımlar oluşturuyor.

Yargılarım, duygularım hep birbirine karışıyor!
İçimde yaşadığım bunca karmaşaya rağmen, kendimden hep, açık ve net ifadelerle, bütünlük taşıyan bir nesneymişim gibi söz ediyorum.

Öte yandan dışarı da başka bir ben var, evde yalnızken başka bir ben’i yaşıyorum.
Dürüst olmam gerekirse, kendimi korumak adına, kendime ihanet ediyorum!

Özgür olabilmekten dem vuran bir sansürcüyüm!
Kendi zincirlerimi, özgürce kendim yaratıyorum!

Zihnimde yaşattığım yargıç sayesinde neyi yapıp, neyi yapmamam, neyi bastırıp, neyi bastırmamam gerektiğini kendime sürekli dikte ediyorum!

Ne korkaklığımı, ne de sevgi ihtiyacımı belli etmeme izin veriyorum!
Bazen sakladıklarımla, bazen açığa vurduklarımla mutlu oluyorum!

Geleceğimin tohumlarını hep, bugün, bazı şeyleri en derinlerime gömmeye çalışarak atıyorum!
 
Bazen düşünüyorum!

Çokluğum, bilgeliğim mi beni kendimi ileriye taşımam için daha çok zorluyor?
Azlığım, cahilliğim mi beni daha fazla yoruyor?

İçimdeki bu karmaşa, bendeki eksiklikten mi, bir insan olarak sahip olduğum o büyük potansiyelden mi kaynaklanıyor?
 
İnsan acaba, kendinin cahili olmaktan ne zaman, nasıl kurtuluyor?
 
Hayat, bana göre ikisini de yapmak için o kadar kısa ki, ben hayatı hem yaşayıp hem anlayamıyorum…
 
Haşim Arıkan



Fotoğraf: Unsplash / Darius Bashar

Yorumlar

Popüler Yayınlar

İnsanlar karşısındakilerin sözlerine değer vermezlerse, gerçekler onlara o sözlerden daha yüksek sesle konuşmaya başlar...

Zamanın adının daha zaman olmadığı zamanlardı o zamanlar. Çok azdı yeryüzünde, kendisine “insan” adı verecek olan canlılar. O zamanlar hepsi Adem ve Havva’dan olma birer masum canlıydılar. "Kardeştiler , arkadaştılar, akrabaydılar,   dosttular" Zaman dedikleri şey akmaya başladı. Çoğaldılar. Dünyanın dört bir yanına dağıldılar.

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin. Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin...

Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Yaşadığın hayatın ne için yaşandığını? Varlığının yaşamın bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verilmiş olabileceğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar acaba kimlerin yaşamlarına dokundun? Bu dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Kimlere her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla, eylemlerinle dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratılışında sen ...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var...

Bu aralar ne çok ihtiyacım var susmaya, yalnız kalmaya. Her şeyden, herkesten uzaklaşmaya. Kendimle başbaşa bir yolculuğa çıkmaya. Onunla arkadaş olup, birlikte uzun yürüyüşler yapmaya. Çatışmadan, çekişmeden onu anlamaya çalışmaya. Bu aralar ne çok ihtiyacım var sessizliğe. Yüreğimle, beynimi yeniden bir araya getirmeye. Güçlü görünmeye çalışmak yerine kendimi güçlü hissedebilmeye. Hiç bir şeye yetişmek için acele etmemeye. Hiç bir şey için mücadele etmemeye. Hiç bir şey için kendimi zorunluymuş gibi hissetmemeye. Bu aralar ne çok ihtiyacım var hareketsizliğe. Bedenimin peşinden koşmaktan yorulan ruhumu, bedenimle yeniden bütünleştirmeye. Zihnimde biriken tortular beni sessizce terk ederken, yüreğimin yenilerin heyecanı ile titremesine. Bu aralar ne çok ihtiyacım var kendime... Sanki ilk defa karşılaşıyormuşuz gibi, onu tanımsız, kuralsız, koşulsuz görebilmeye, dinleyebilmeye. Ona olan sevgimi yüreğimde hissedebilmeye. Mutluluğum için kendimi yeniden harekete g...